<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Şehri Söz/ Türkiye haberleri - GENEL</title>
        <description>Ege Gazeteleri, Erzurum Gazeteleri, son dakika, yerel haber</description>
        <link>https://www.sehrisoz.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 17:41:45 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Türkiye, su ürünleri sektöründe üretim ve ihracatta gücünü artırıyor</title>
                                    <description>Türkiye, su ürünleri sektöründe hem üretim hem de ihracatta tarihi bir başarıya imza attı. Cumhuriyet tarihinin en yüksek üretim seviyesine ulaşan sektör, yaklaşık 100 ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla Türkiye ekonomisine milyarlarca dolarlık katkı sağlarken, yetiştiricilikte Avrupa Birliği ülkeleri arasında lider konumunu sürdürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, toplam su ürünleri üretiminin 1 milyon 37 bin tona ulaşarak rekor kırdığını belirterek, Avrupa Birliği ülkelerinin yüksek kalite standartları sayesinde Türk balığını tercih ettiğini söyledi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve gıda sektörünün yükselen yıldızlarından biri haline gelen su ürünleri sektörü, üretim kapasitesi ve ihracat performansıyla dikkat çekiyor. Üç tarafı denizlerle çevrili olmanın avantajını üretim, yetiştiricilik ve ihracat gücüne dönüştüren Türkiye, artık yalnızca balık avlayan değil, balık üreten, işleyen ve dünya pazarlarına ihraç eden ülkeler arasında öne çıkıyor. Türkiye, son yıllarda yetiştiricilik alanında elde ettiği başarı sayesinde Avrupa'nın lider üreticileri arasına girerken, yıllık 2,3 milyar doları aşan ihracat geliriyle dış ticarette de önemli bir başarı hikayesi yazıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, Türkiye’nin su ürünleri üretiminde Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını belirterek, toplam üretimin 1 milyon 37 bin tona ulaştığını açıkladı. Av sezonunun son yılların en bereketli dönemlerinden biri olarak tamamlandığını ifade eden Türkyılmaz, avcılıktan elde edilen üretimin bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 15 arttığını söyledi.</p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Yetiştiricilikte Avrupa Lideri</strong></p>

<p>Su ürünleri yetiştiriciliğinde Türkiye’nin güçlü bir konuma ulaştığını vurgulayan Türkyılmaz, Türkiye’nin dünya sıralamasında 15’inci, Avrupa Birliği ülkeleri arasında ise birinci sırada yer aldığını belirtti. Çipura ve levrek üretiminde Avrupa lideri olduklarını ifade eden Türkyılmaz, alabalık üretiminde de Türkiye’nin dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunduğunu kaydetti.</p>

<p>Sektörün ekonomik katkısına da dikkat çeken Türkyılmaz, 2025 yılında su ürünleri ihracatından yaklaşık 2,3 milyar dolar döviz girdisi sağlandığını söyledi. Türkiye’nin yaklaşık 100 ülkeye su ürünleri ihraç ettiğini belirten Türkyılmaz, Rusya ve Avrupa Birliği ülkelerinin en önemli pazarlar arasında yer aldığını dile getirdi.</p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>"Avrupa Birliği Türk Balığını Tercih Ediyor"</strong></p>

<p>Avrupa Birliği ülkelerine su ürünleri ihracatının yüksek standartlar gerektirdiğini ifade eden Türkyılmaz, Türkiye’nin üretimden tüketime kadar tüm süreçlerde güçlü denetim mekanizmalarına sahip olduğunu belirterek, "Avrupa Birliği ülkeleri Türk balığını tercih ediyor. Çünkü sağlıklı, güvenilir ve izlenebilir ürünler sunuyoruz. Deniz suyu kalitesinden yem içeriğine, üretim tesislerinden işleme süreçlerine kadar her aşama kontrol altında tutuluyor. Bu denetimler yalnızca ihracata giden ürünler için değil, iç piyasaya sunulan tüm su ürünleri için uygulanıyor. Vatandaşlarımız Türk balığını gönül rahatlığıyla tüketebilir." dedi.</p>

<p><strong>Türk Somonu Dünya Pazarında Markalaşıyor</strong></p>

<p>Türk somonunun son yıllarda dünya pazarlarında önemli bir marka haline geldiğini belirten Türkyılmaz, Türk somonunun Türkiye’nin ihracat gücünü artıran stratejik ürünlerden biri olduğunu söyledi. Çipura, levrek ve alabalığın da Türkiye’nin güçlü olduğu ürün grupları arasında yer aldığını ifade eden Türkyılmaz, önümüzdeki dönemde “Türk Havyarı” markasını da dünya pazarına kazandırmayı hedeflediklerini açıkladı.</p>

<p>Türkyılmaz, 2027 yılından itibaren Türkiye’de siyah havyar üretiminin ticari ölçekte gerçekleştirileceğini belirterek, bu alanda önemli bir ihracat potansiyeli bulunduğunu vurguladı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Kişi Başı Tüketimin Artırılması Hedefleniyor</strong></p>

<p>Türkiye’de kişi başı yıllık balık tüketiminin yaklaşık 8 kilogram seviyesinde olduğunu hatırlatan Türkyılmaz, bu rakamın dünya ortalamasının altında kaldığını belirtti. Balığın özellikle çocuk gelişimi, sağlıklı beslenme ve hayvansal protein ihtiyacının karşılanması açısından büyük önem taşıdığını söyleyen Türkyılmaz, balık tüketiminin artırılması için okullardan sosyal medya kampanyalarına kadar birçok alanda farkındalık çalışmaları yürüttüklerini ifade etti.</p>

<p>Su ürünleri sektörünün üretim, ihracat, istihdam, kırsal kalkınma ve sağlıklı beslenme açısından stratejik bir alan olduğunu belirten Türkyılmaz, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelle küresel pazarlardaki payını daha da artırmayı hedeflediğini kaydetti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/turkiye-su-urunleri-sektorunde-uretim-ve-ihracatta-gucunu-artiriyor_6a3d5eb9aa0e0_h.jpg</image>
                                <category>Güncel,GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/turkiye-su-urunleri-sektorunde-uretim-ve-ihracatta-gucunu-artiriyor/12438</link>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 19:59:02 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İBB, sıcak havalarda dikkat edilmesi gereken uyarılarda bulundu</title>
                                    <description>İBB, sıcak havalarda dikkat edilmesi gereken uyarılarda bulundu. Yaz mevsimiyle birlikte sıcak hava dalgalarının önümüzdeki günlerde Türkiye genelinde etkili olması bekleniyor. Hava sıcaklıklarının bazı bölgelerde mevsim normallerinin üzerine çıkarak yüksek sıcaklık değerlerinde seyredeceği tahmin ediliyor. İBB, İstanbulluların da bu sıcak günlerde özellikle yaşlılar, hamileler, bebekler, çocuklar ile kalp-damar hastalığı, solunum yolu hastalığı ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkları bulunan bireyleri dikkatli olmaya çağırıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB, sıcak havalarda dikkat edilmesi gereken uyarılarda bulundu. Yaz mevsimiyle birlikte sıcak hava dalgalarının önümüzdeki günlerde Türkiye genelinde etkili olması bekleniyor. Hava sıcaklıklarının bazı bölgelerde mevsim normallerinin üzerine çıkarak yüksek sıcaklık değerlerinde seyredeceği tahmin ediliyor. İBB, İstanbulluların da bu sıcak günlerde</strong> <strong>özellikle yaşlılar, hamileler, bebekler, çocuklar ile kalp-damar hastalığı, solunum yolu hastalığı ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkları bulunan bireyleri dikkatli olmaya çağırıyor.</strong></p>

<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı</strong>, Afrika kaynaklı sıcak hava sistemlerinin yanı sıra küresel iklim üzerinde etkileri bulunan El Niño olgusunun da sıcaklıklar üzerindeki etkilerini dikkate alarak İstanbulluları uyarıyor. Şiddetli yaşanan sıcak havalar halk sağlığı açısından önemli riskler oluşturuyor. İBB, aşırı sıcakların toplum sağlığı açısından önemli bir risk oluşturduğunu belirterek özellikle yaşlılar, hamileler, bebekler, çocuklar ile kalp-damar hastalığı, solunum yolu hastalığı ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkları bulunan bireyleri dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.</p>

<p><strong>SICAK ÇARPMASINA KARŞI TEDBİRLİ OLUNMALI</strong></p>

<p>İBB, aşırı sıcaklıklarda güneş çarpmasına dikkat edilmesini ayrıca güneş çarpması belirtilerinin yaşanması haline en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması konusunda uyarıyor. Bulantı, kusma, görme kaybı, bilinç kaybı, baş dönmesi varsa en yakın sağlık kuruluşuna gidilmeli. Aşırı sıcaklara bağlı olarak tansiyon değişiklikleri, sıvı-elektrolit kayıpları, sıcak çarpması ve güneş çarpması gibi ciddi sağlık sorunları gelişebiliyor. Bulantı, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, görme bozukluğu ve bilinç bulanıklığı sıcak çarpmasının önemli belirtileri arasında yer alıyor. Bu belirtilerin görülmesi halinde kişi serin bir ortama alınmalı, vücut sıcaklığı düşürülmeye çalışılmalı ve vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna gidilmeli.</p>

<p><strong>YAŞLI, HAMİLE, BEBEK VE ÇOCUKLAR İLE KALP-DAMAR HASTALARI, SOLUNUM SİSTEMİ VE DİYABET HASTALARI DAHA DİKKATLİ OLMALI</strong></p>

<p>Aşırı sıcaklar; yaşlılar, hamileler, bebekler ve çocukların yanı sıra kalp-damar hastalıkları, solunum sistemi ve böbrek hastalıkları bulunan bireyleri daha fazla etkiliyor. Özellikle ileri yaştaki bireylerde sıvı kaybına bağlı sağlık sorunları daha sık görülebiliyor.</p>

<p><strong>KALP-DAMAR HASTALIKLARI BULUNAN BİREYLER DİKKAT!</strong></p>

<p>Araştırmalar, yüksek sıcaklıkların kalp ve damar hastalıklarına bağlı sağlık risklerini artırabildiğini gösteriyor. Özellikle 35°C üzerindeki sıcaklıklar, yüksek nem oranı ve 25°C altına düşmeyen sıcak geceler kalp-damar sistemi üzerinde ek yük oluşturabiliyor. TÜİK verilerine göre dolaşım sistemi hastalıkları, yıllara göre oranları değişmekle birlikte Türkiye'deki başlıca ölüm nedenleri arasında yer alıyor. </p>

<p><strong>OBEZ BİREYLER DAHA ÇOK RİSK TAŞIYOR</strong></p>

<p>Obez ve fazla kilolu bireyler, vücudun ısıyı uzaklaştırma mekanizmalarının daha fazla zorlanması nedeniyle sıcak hava dalgalarından daha fazla etkilenebiliyor.</p>

<p><strong>ARAÇ İÇİNDE UNUTULAN YA DA BIRAKILAN ÇOCUKLAR, ENGELLİ VE YAŞLI BİREYLER DE RİSK ALTINDA</strong></p>

<p>ABD Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi (NHTSA) verilerine göre, 1998 yılından bu yana araç içerisinde bırakılması veya mahsur kalması sonucu meydana gelen sıcak çarpmaları nedeniyle 1.000'in üzerinde çocuk hayatını kaybetti. Benzer riskler Türkiye’de yaşayan çocuklar açısından da önemini koruyor. Bebekler, çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler kapalı ve park halindeki araçlarda kesinlikle bırakılmamalı. Dış ortam sıcaklığı 26-27°C seviyesinde olsa bile araç içi sıcaklık kısa sürede 40-50°C'nin üzerine çıkabiliyor.</p>

<p><strong>GÜNEŞTEN KORUNMA VE SIVI TÜKETİMİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR</strong></p>

<p>Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında kalınmamalıdır. Açık renkli ve hafif kıyafetler tercih edilmeli, şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalı, güneş koruyucu ürünlerden yararlanılmalı. Doktor tarafından sıvı kısıtlaması önerilmemiş bireylerin günlük 2 ila 2,5 litre sıvı tüketmeleri öneriliyor. Aşırı yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı, mevsim sebze ve meyvelerine ağırlık verilmeli.</p>

<p><strong>KLİMA KULLANIMI VE FİZİKSEL AKTİVİTELERE DİKKAT</strong></p>

<p>Klima kullanımında ani sıcaklık değişimlerinden kaçınılmalı, cihazların bakım ve temizlikleri düzenli olarak yaptırılmalı. Yoğun fiziksel aktiviteler ve spor için sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli, günün en sıcak saatlerinde ağır egzersizlerden kaçınılmalı. Düzenli sıvı tüketimi, serinleme uygulamaları ve sık duş alma gibi yöntemler vücut sıcaklığının dengelenmesine yardımcı olacak.</p>

<p><strong>AVRUPA’DA SICAK HAVA BAĞLANTILI 2 BİN 300 ÖLÜM</strong></p>

<p>Temmuz 2025'te yayımlanan bir araştırmaya göre, haziran sonu ile temmuz başında Avrupa'nın 12 kentinde yaşanan sıcak hava dalgası sırasında yaklaşık 2 bin 300 sıcaklık bağlantılı ölüm meydana geldi. Aşırı sıcakların oluşturduğu risklere karşı Avrupa'da belediyeler harekete geçti. Ayrıca Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) kapsamında UNEP's 50@50 Activation (50 Cities for Climate Action: Avoiding and Adapting to a 50°C World) adıyla iklim değişikliği ve aşırı sıcakların etkilerine karşı mücadele etmek için bir girişim başlatıldı. UNEP’ten yapılan açıklamaya göre hareketin çerçevesi 2 Haziran 2026 tarihinde Nairobi’den duyuruldu. 50'den fazla belediye başkanı ve kent yöneticisi, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) kapsamında haziran ayının başında başlatılan bu girişime destek verdi. Girişim, UNEP ile Paris Belediyesi tarafından yürütülüyor ve Antalya, Lagos, Melbourne, Mendoza, Paris ve Yangzhou gibi kentler bu ağın içinde yer alıyor. </p>

<p><strong>İSTANBUL’DA SICAK HAVA DALGALARIYLA İLİŞKİLİ 419 EK ÖLÜM</strong></p>

<p>İstanbul’da gerçekleştirilen "Excess Mortality in Istanbul During Extreme Heat Waves Between 2013 and 2017" adlı akademik çalışmada, 2015-2017 yılları arasında yaşanan sıcak hava dalgalarının ardından yaklaşık 419 ek ölüm meydana geldiği tespit edildi. Araştırmacılar ölüm riskindeki artışın özellikle ileri yaş gruplarında belirgin olduğunu vurguluyor.</p>

<p><em>Bilgi için <strong>Alo 153</strong>’ü arayabilir, bilgi alabilirsiniz.</em></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/ibb-sicak-havalarda-dikkat-edilmesi-gereken-uyarilarda-bulundu_6a3d5e3018585.jpg</image>
                                <category>GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/ibb-sicak-havalarda-dikkat-edilmesi-gereken-uyarilarda-bulundu/12437</link>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 19:57:47 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Serter Tereci: “Genç İş İnsanlarını Aynı Çatı Altında Buluşturuyoruz”</title>
                                    <description>İzmir Genç İş İnsanları Derneği (İZGİD) Kurucu Genel Başkanı Serter Tereci, derneğin kuruluş süreci ve hedefleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Tereci,7 Ocak 2025 tarihinde kurulan İZGİD’in, İzmir’de genç iş insanlarını tek çatı altında buluşturarak onların iş dünyasında daha görünür ve etkin rol almasını amaçladıklarını vurguladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İZGİD Kurucu Başkanı Serter Tereci: “İzmir’de Gençlerin Fikirlerine ve Projelerine Alan Açıyoruz" </p>

<p>İZMİR – İzmir Genç İş İnsanları Derneği (İZGİD) Kurucu Genel Başkanı Serter Tereci, derneğin kuruluş amacı ve hedeflerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. </p>

<p>Başkan Tereci, Genç iş insanlarının iş dünyasında daha aktif rol alabilmesi, tecrübelerini paylaşabilmesi ve ortak projeler geliştirebilmesi amacıyla İZGİD’i kurduklarını belirterek gençlerin enerjisini ve üretkenliğini ortak bir çatı altında buluşturmayı hedeflediklerini söyledi.7 Ocak 2025 tarihinde kurulan İzmir Genç İş İnsanları Derneği’nin kısa sürede önemli bir ilgi gördüğünü ifade eden Tereci, “Gençlerin sadece destekleyen değil, karar alan ve yön veren bireyler olması gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayışla gençlerin fikirlerini özgürce ortaya koyabilecekleri, projeler geliştirebilecekleri ve iş dünyasında daha etkin rol üstlenebilecekleri bir platform oluşturduk.” dedi.</p>

<p>İZGİD’in yalnızca iş dünyasına yönelik bir dernek olmadığını vurgulayan Tereci, sosyal sorumluluk projeleri, eğitim faaliyetleri, girişimcilik programları ve gençlerin kişisel gelişimine katkı sağlayacak organizasyonlarla İzmir’e değer katmayı hedeflediklerini belirtti.</p>

<p>Genç girişimciler arasında güçlü bir dayanışma kültürü oluşturmayı amaçladıklarını dile getiren Tereci, “İzmir’in üretimine, ekonomisine ve sosyal hayatına katkı sunacak projeler geliştireceğiz. Gençlerin fikirlerini hayata geçirebilecekleri, birlikte üretebilecekleri ve geleceği şekillendirebilecekleri bir oluşum olmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İZGİD’in önümüzdeki dönemde düzenleyeceği eğitim programları, iş dünyası buluşmaları ve sosyal projelerle genç iş insanlarını aynı çatı altında buluşturarak İzmir’de önemli bir sinerji oluşturması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/1-genc-is-insanlarini-ayni-cati-altinda-bulusturuyoruz_6a3bb3dc4d7f3_h.jpg</image>
                                <category>İş Dünyası,GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/1-genc-is-insanlarini-ayni-cati-altinda-bulusturuyoruz/12433</link>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 13:30:13 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>PALEZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Yer’den YKS Adaylarına Başarı Mesajı</title>
                                    <description>Palandöken Ekonomi Zirvesi (PALEZ) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Yer, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek öğrencilere başarı dileklerini iletti. Yayımladığı mesajda, sınav heyecanı yaşayan gençlerin emeklerinin karşılığını alacağına inandığını belirten Yer, tüm adaylara moral ve motivasyon çağrısında bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Palandöken Ekonomi Zirvesi (PALEZ) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Yer, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek öğrencilere başarı dileklerini iletti. Yayımladığı mesajda, sınav heyecanı yaşayan gençlerin emeklerinin karşılığını alacağına inandığını belirten Yer, tüm adaylara moral ve motivasyon çağrısında bulundu.</p>

<p>YKS’nin gençlerin geleceklerini şekillendiren önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Dr. Hüseyin Yer, uzun ve yoğun bir hazırlık sürecinin ardından öğrencilerin hedeflerine ulaşacaklarına olan inancını dile getirdi.</p>

<p>Yer, mesajında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“Sevgili gençler, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) hepinize yürekten başarılar diliyorum. Uzun ve yoğun bir hazırlık sürecinin ardından emeklerinizin karşılığını alacağınıza inanıyorum. Verdiğiniz emeğin güzel sonuçlara dönüşmesini temenni ediyor, sınav heyecanınızı paylaşıyorum. Geleceğinizi şekillendirecek bu önemli sınavda hepinize başarılar diliyorum.”</p>

<p>Sınavın sadece bilgi değil, aynı zamanda sabır, azim ve kararlılığın da bir göstergesi olduğunu vurgulayan Dr. Hüseyin Yer, öğrencilerin kendilerine güvenmeleri gerektiğini belirterek, tüm adayların gönüllerindeki üniversite ve bölümlere yerleşmelerini temenni etti. Ayrıca sınav sürecinde gençlere destek olan ailelere ve öğretmenlere de teşekkür ederek, sınavın tüm öğrenciler için hayırlı sonuçlar getirmesini diledi.</p>
</section>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/post12399_6a3578f17a986_h.png</image>
                                <category>Eğitim,GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/palez-yonetim-kurulu-baskani-dr-huseyin-yerden-yks-adaylarina-basari-mesaji/12399</link>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 20:08:46 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Aşkale Çimento İSO 500’de Rekor Yükseliş! 36 Basamak Birden Çıktı</title>
                                    <description>Aşkale Çimento, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) açıkladığı “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasında önemli bir başarıya imza attı. Son yıllarda hayata geçirdiği yatırımlar ve sürdürülebilir büyüme stratejisiyle dikkat çeken şirket, bu yılki sıralamada 36 basamak birden yükselerek Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları arasındaki konumunu daha da güçlendirdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Aşkale Çimento, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) açıkladığı “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasında önemli bir başarıya imza attı. Son yıllarda hayata geçirdiği yatırımlar ve sürdürülebilir büyüme stratejisiyle dikkat çeken şirket, bu yılki sıralamada 36 basamak birden yükselerek Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları arasındaki konumunu daha da güçlendirdi.</p>

<p> </p>

<p>Aşkale Çimento İSO 500’de 36 Basamak Yükseldi</p>

<p> </p>

<p>Sürekli gelişim ve sürdürülebilir büyüme hedefi doğrultusunda yatırımlarını aralıksız sürdüren Aşkale Çimento, İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” listesinde 36 basamak birden yükselerek dikkat çekici bir başarı elde etti.</p>

<p> </p>

<p>Üretim kapasitesini artırmaya yönelik yatırımları ve modernizasyon çalışmalarıyla operasyonel verimliliğini önemli ölçüde yükselten şirket, hem ülke ekonomisine sağladığı katma değeri artırdı hem de istihdam ve bölgesel kalkınmaya sunduğu katkıyı güçlendirdi.</p>

<p> </p>

<p>Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Aşkale Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Yücelik, elde edilen başarının ekip çalışması ve doğru yatırım stratejisinin bir sonucu olduğunu belirterek, “Ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamak amacıyla çıktığımız bu yolda, sürdürülebilir büyüme vizyonumuz doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz. İSO 500 sıralamasında 36 basamak yükselmemiz, çalışma arkadaşlarımızın özverili gayreti ile stratejik yatırımlarımızın karşılığıdır. Her geçen gün daha da büyüyen Aşkale Çimento olarak, Türkiye ekonomisine güç katmaya devam edeceğiz.” dedi.</p>

<p> </p>

<p>Son dört yılda toplam 138 basamak yükseliş kaydeden Aşkale Çimento, istikrarlı büyüme performansıyla bölgenin ve Türkiye’nin öncü sanayi kuruluşları arasındaki yerini sağlamlaştırdı.</p>

<p> </p>

<p>Şirketin İSO 500’de elde ettiği bu yükseliş, yalnızca kurumsal başarı olarak değil, aynı zamanda Doğu Anadolu’da sanayileşme, üretim ve ekonomik kalkınmanın güçlenmesi açısından da önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Aşkale Çimento’nun yatırım odaklı büyüme politikası, bölge sanayisine örnek olmaya devam ediyor</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/askale-cimento-iso-500de-rekor-yukselis-36-basamak-birden-cikti_6a341b53394a3_h.jpg</image>
                                <category>İş Dünyası,GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/askale-cimento-iso-500de-rekor-yukselis-36-basamak-birden-cikti/12392</link>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 19:18:56 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Gazeteci Sercan Çetin İki Prestijli Gazetecilik Yarışmasında da Röportaj Ödülüne Layık Görüldü</title>
                                    <description>Hem Erzurum’un köklü ve saygın basın meslek kuruluşlarından Erzurum Gazeteciler Cemiyeti (EGC) hem de Doğu Anadolu Bölgesi’nin en prestijli gazetecilik meslek kuruluşlarından Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti (DAGC) tarafından düzenlenen gazetecilik başarı yarışmalarında röportaj dalında ödüle layık görülen Sercan Çetin, araştırmacı gazetecilik anlayışı, toplumsal konuları merkeze alan röportajları ve özgün içerikleriyle bölge basınında dikkat çeken isimlerden biri olmayı sürdürüyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Gazetecilik mesleğinde emek, araştırma ve ilkeli haberciliğiyle öne çıkan <strong>Şehri Söz Gazetesi Yayın Sorumlusu Sercan Çetin</strong>, son yıllarda düzenlenen gazetecilik yarışmalarında röportaj dalındaki başarılarıyla adından söz ettirdi.</p>

<p>Hem Erzurum’un köklü ve saygın basın meslek kuruluşlarından Erzurum Gazeteciler Cemiyeti (EGC) hem de Doğu Anadolu Bölgesi’nin en prestijli gazetecilik meslek kuruluşlarından Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti (DAGC) tarafından düzenlenen gazetecilik başarı yarışmalarında röportaj dalında ödüle layık görülen Sercan Çetin, araştırmacı gazetecilik anlayışı, toplumsal konuları merkeze alan röportajları ve özgün içerikleriyle bölge basınında dikkat çeken isimlerden biri olmayı sürdürüyor</p>

<h2>EGC'nin Görkemli Ödül Gecesi</h2>

<p>Ziraat Bankası'nın ana sponsorluğunda Hilton Garden Inn Otel'de gerçekleştirilen törene Erzurum protokolü, akademisyenler, siyasetçiler, bürokratlar ve çok sayıda gazeteci katıldı. Toplam 11 kategoride 75 eser arasından yapılan değerlendirme sonucunda 27 gazeteci ödüllendirildi.</p>

<p>Erzurum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mehmet Musa Çakır, yarışmanın yalnızca derece belirlemekten ibaret olmadığını belirterek, nitelikli haberciliği teşvik etmeyi, mesleki dayanışmayı güçlendirmeyi ve genç gazetecilerin önünü açmayı amaçladıklarını ifade etti.</p>

<p>Gecede TRT Erzurum Radyosu'nun duayen sanatçısı Mehmet Çalmaşur seslendirdiği eserlerle geceye renk katarken, sunuculuğunu üstlenen Ece Gürsel de yeni şarkısı "Sokak Kafası"nı ilk kez Erzurum'da seslendirdi.</p>

<p>Ödül alan gazetecilere plaketlerinin yanı sıra DJI Osmo Pocket 3 aksiyon kamerası, Samsung tablet ve Huawei akıllı saatlerden oluşan çeşitli hediyeler takdim edildi.</p>

<h2>"Bu Ödül Mesleğimize Duyduğumuz Sevginin Karşılığı"</h2>

<p>Ödül sonrası değerlendirmede bulunan Sercan Çetin, şu ifadeleri kullandı: "Erzurum Gazeteciler Cemiyeti tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Basın Başarı Ödülleri'nde röportaj dalında bir kez daha ödüle layık görülmenin gururunu yaşıyorum. Bu anlamlı ödülde emeği bulunan başta Erzurum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Musa Çakır, yönetimi ve değerli jüri üyeleri olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Gazetecilik; emek, sabır ve sorumluluk isteyen bir meslek. İlkeli habercilik anlayışıyla çalışmaya, üretmeye ve kamuoyunu doğru bilgilendirmeye devam edeceğiz. Bu ödülü emeğin ve mesleğimize duyduğumuz sevginin bir karşılığı olarak görüyor, destek veren herkese gönülden teşekkür ediyorum."</p>

<h2>Bir Başarı da Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti'nden</h2>

<p>Sercan Çetin'in başarısı bununla da sınırlı kalmadı.</p>

<p>Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti (DAGC) ile Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti'nin ortaklaşa düzenlediği ve 15 ili kapsayan <strong>2025 Gazetecilik Başarı Ödülleri</strong> yarışmasında da Çetin, <strong>Röportaj</strong> kategorisinde ödüle layık görüldü.</p>

<p>Yaklaşık 200'ün üzerinde eserin değerlendirildiği yarışmada, Erzurum, Erzincan, Kars, Ağrı, Van, Elazığ, Malatya, Bingöl, Muş, Bitlis, Ardahan, Iğdır, Bayburt, Tunceli ve Hakkâri'den gazetecilerin çalışmaları jüri tarafından titizlikle incelendi.</p>

<p>Sercan Çetin'in hazırladığı röportaj, bölgenin en prestijli gazetecilik organizasyonlarından biri olarak kabul edilen yarışmada ödüle değer görüldü.</p>

<p>Arka arkaya gelen bu iki önemli ödül, yalnızca kişisel bir başarı olmanın ötesinde; yerel gazeteciliğin niteliğini artırmaya yönelik emek veren, sahada araştıran ve kamuoyunu doğru bilgilendirmeyi ilke edinen gazetecilerin çalışmalarının da önemli bir takdiri olarak değerlendiriliyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/gazeteci-sercan-cetin-iki-prestijli-gazetecilik-yarismasinda-da-roportaj-odulune_6a30376184480_h.jpg</image>
                                <category>Güncel,GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/gazeteci-sercan-cetin-iki-prestijli-gazetecilik-yarismasinda-da-roportaj-odulune-layik-goruldu/12370</link>
                <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 20:28:24 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Erzurumspor’un Etrafında Kenetlendiler: Halil Karapınar’dan Birlik Mesajı</title>
                                    <description>İstanbul Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde düzenlenen Erzurum Tanıtım Günleri, binlerce ziyaretçiyi Erzurum’un kültürü, gastronomisi ve gelenekleriyle buluşturdu. Yoğun ilgi gören organizasyonda özellikle ERKON Genel Başkan Yardımcısı ve Esenyurt Erzurum Dernekleri Genel Başkanı Halil Karapınar’ın yer aldığı stant ilgi odağı olurken, etkinlik hemşehri dayanışmasının ve Erzurum ruhunun en güçlü örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde düzenlenen Erzurum Tanıtım Günleri, binlerce vatandaşın katılımıyla adeta bir kültür şölenine dönüştü. 4-7 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen organizasyon, yalnızca Erzurum’un eşsiz lezzetlerini tanıtmakla kalmadı; aynı zamanda birlik, beraberlik ve hemşehrilik ruhunun en güzel örneklerinden birine sahne oldu.</p>

<p> </p>

<p>Etkinlik boyunca kurulan stantlar ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Erzurum’un dünyaca ünlü Cağ Kebabı, Kadayıf Dolması, yöresel ürünleri ve el sanatları büyük beğeni toplarken, davul-zurna eşliğinde sergilenen halk oyunları ve bar gösterileri alana gelenlere unutulmaz anlar yaşattı.</p>

<p> </p>

<p>Organizasyonun en dikkat çeken noktalarından biri ise Erzurum Dernekler Federasyonu standı oldu. Erzurum Konfederasyonu (ERKON) Genel Başkan Yardımcısı ve Esenyurt Erzurum Dernekleri Genel Başkanı Halil Karapınar’ın öncülüğünde hazırlanan stant, gün boyunca ziyaretçilerin uğrak noktası haline geldi.</p>

<p> </p>

<p>Halil Karapınar, yaptığı açıklamada Erzurum kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak adına önemli çalışmalar yürüttüklerini belirterek, Erzurum Günleri kapsamında el sanatları başta olmak üzere birçok kültürel değerin tanıtımını sürdürdüklerini ifade etti.</p>

<p> </p>

<p>Ancak bu organizasyonda dikkat çeken yalnızca stantlar ya da yöresel ürünler değildi. Katılımcıların Halil Karapınar’a gösterdiği yoğun ilgi, yıllardır sürdürdüğü hemşehri dayanışmasının ve dernekçilik anlayışının bir karşılığı olarak değerlendirildi. İstanbul’da farklı kesimler tarafından sevilen ve saygı duyulan bir isim olan Karapınar, samimiyeti, vefası ve insan odaklı yaklaşımıyla misafirlerin takdirini kazandı. Dernekçiliğin sadece tabela taşımaktan ibaret olmadığını, gönüllere dokunarak yapılabileceğini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p> </p>

<p>Programa katılarak destek veren AK Parti İstanbul Milletvekili Seyithan İzsiz de Erzurumlularla bir araya gelirken, organizasyona katkı sunan herkese teşekkür edildi.</p>

<p> </p>

<p>Erzurumspor sevgisinin bir araya getirdiği isimler arasında yer alan Halil Karapınar ile Erzurumspor Kulübü Başkanı Ahmet Dal, taraftarların yoğun ilgisi altında samimi görüntüler verdi. Mavi-beyaz atkılarla objektiflere yansıyan buluşma, camianın birlik ve beraberlik mesajını güçlendiren karelerden biri oldu.</p>

<p>Öte yandan böylesine büyük organizasyonların başarıya ulaşmasında görünmeyen emeklerin payı da unutulmamalı. Başta Murat Şahsuvaroğlu olmak üzere, Erzurum Tanıtım Günleri’nin hayata geçirilmesinde emeği bulunan tüm kurumlara, federasyonlara, dernek yöneticilerine, gönüllülere ve katkı sağlayan herkese teşekkür etmek gerekiyor.</p>

<p> </p>

<p>Erzurum Tanıtım Günleri bir kez daha gösterdi ki; memleket sevgisi, kültürüne sahip çıkan insanların omuzlarında yükseliyor. İstanbul’da yakılan bu Erzurum ateşi, sadece dört gün süren bir etkinlik değil, gelecek kuşaklara aktarılacak güçlü bir birlik ve beraberlik mesajı olarak hafızalarda yerini aldı</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/post12365_6a2bd33b995ea.jpg</image>
                                <category>GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/erzurumsporun-etrafinda-kenetlendiler-halil-karapinardan-birlik-mesaji/12365</link>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:36:25 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>BBP Erzurum İl Başkanı Ahmet Eşref Yılmaz: “Çiftçinin Kaybı, Erzurum’un Üretim Gücünün Kaybıdır“</title>
                                    <description>Büyük Birlik Partisi (BBP) Erzurum İl Başkanı Ahmet Eşref Yılmaz, son günlerde Tortum ve Pasinler başta olmak üzere birçok kırsal mahallede etkili olan dolu, sağanak ve heyelanların tarımsal üretime ağır darbe vurduğunu belirterek, üreticilerin acilen desteklenmesi çağrısında bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Birlik Partisi (BBP) Erzurum İl Başkanı Ahmet Eşref Yılmaz, son günlerde Tortum ve Pasinler başta olmak üzere birçok kırsal mahallede etkili olan dolu, sağanak ve heyelanların tarımsal üretime ağır darbe vurduğunu belirterek, üreticilerin acilen desteklenmesi çağrısında bulundu.</p>

<p> </p>

<p>Yılmaz, yaptığı açıklamada özellikle Tortum ilçesinde ceviz büyüklüğünde yağan dolunun meyve bahçelerinde büyük hasara yol açtığını, bazı bölgelerde ise heyelanlar nedeniyle tarım arazilerinin zarar gördüğünü ifade etti.</p>

<p> </p>

<p>Pasinler ilçesine bağlı Taşkaynak, Kurbançayır, Aşıtlar, Serçeboğazı, Kavuşturan, Yayladağı, Tımar, Demirdöğen, Ügümü, Taşlıgüney ve Ardıçlı mahallelerinde de dolu afetinin etkili olduğunu belirten Yılmaz, yaklaşık 40 bin dekar arpa, buğday, mısır ve ayçiçeği ekili tarım arazisi ile meraların zarar gördüğünü söyledi. Bölge muhtarlarının, yaşanan afet nedeniyle üretim sezonunun fiilen sona erdiğini dile getirdiğini aktardı.</p>

<p> </p>

<p>“Bu Sadece Bir Doğal Afet Değil”</p>

<p> </p>

<p>Yaşananların yalnızca bir doğal afet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, Erzurumlu çiftçinin zaten yüksek mazot, gübre ve yem maliyetleriyle mücadele ettiğini, genç nüfusun kırsaldan göç etmesi nedeniyle üretimin her geçen yıl daha da zorlaştığını belirtti.</p>

<p> </p>

<p>Bir yıllık emeğin birkaç dakikalık dolu yağışıyla yok olmasının sadece ekonomik kayıp olmadığını ifade eden Yılmaz, bunun aynı zamanda üreticinin gelecek yıllara yönelik umut ve motivasyonunu da olumsuz etkilediğini söyledi.</p>

<p> </p>

<p>Beş Maddelik Destek Çağrısı</p>

<p> </p>

<p>BBP Erzurum İl Başkanı Ahmet Eşref Yılmaz, mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla yetkililere şu çağrılarda bulundu:</p>

<p>• Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerinin hasar tespit çalışmalarını hızla tamamlayarak sonuçları kamuoyuyla paylaşması,</p>

<p>• Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) dışında kalan üreticilerin de destek kapsamına alınması için gerekli düzenlemelerin yapılması,</p>

<p>• Ziraat Bankası kredileri, Tarım Kredi Kooperatifleri borçları ve sulama birliklerine olan borçların en az bir yıl süreyle ertelenmesi,</p>

<p>• TARSİM uygulamasının bölgede yaygınlaştırılması, sigorta primlerinin düşürülmesi ve devlet destek oranlarının artırılması,</p>

<p>• Erzurum’da sıkça yaşanan dolu, don ve kuraklık afetleri nedeniyle bölgeye özel kalıcı bir tarımsal afet destek mekanizmasının oluşturulması.</p>

<p> </p>

<p>“Çiftçi Ayakta Kalırsa Erzurum Ayakta Kalır”</p>

<p> </p>

<p>Açıklamasının sonunda devletin tüm kurumlarının üreticinin yanında olması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “Pasinler’de, Tortum’da ve kırsal mahallelerimizde çiftçimizin bir yıllık emeği birkaç dakika içinde toprağa düştü. Çiftçinin kaybı yalnızca mahsul kaybı değildir; Erzurum’un üretim gücünün kaybıdır. Zararların hızlı şekilde karşılanması ve yeni destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi artık bir tercih değil, zarurettir. Çiftçi ayakta kalırsa Erzurum ayakta kalır.” ifadelerini kullandı</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/bbp-erzurum-il-baskani-ahmet-esref-yilmaz-ciftcinin-kaybi-erzurumun-uretim-gucun_6a2bd0bd2064c_h.jpg</image>
                                <category>GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/bbp-erzurum-il-baskani-ahmet-esref-yilmaz-ciftcinin-kaybi-erzurumun-uretim-gucunun-kaybidir/12364</link>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:24:27 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Gemi turlarına ilgi her yıl artıyor</title>
                                    <description>Konforlu ve planlı tatil deneyimi sunan gemi turları, son yıllarda daha geniş bir kitleye hitap etmeye başladı. Özellikle gençler ve yoğun tempoda çalışan profesyoneller, “uçuşsuz seyahat” ve “yavaş seyahat” yaklaşımı nedeniyle kruvaziyer turlarına yöneliyor. Coral Travel Türkiye Genel Müdürü Mehmet Kamçı, 2026’da gemi turlarına olan talebin daha da güçlenmesini beklediklerini söyledi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Konforlu seyahat imkânı ve farklı destinasyonları tek tatilde keşfetme fırsatı sunan kruvaziyer turları, son yıllarda tatilcilerin en çok tercih ettiği turizm seçeneklerinden biri haline geldi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılında Türkiye limanlarına gelen kruvaziyer yolcu sayısı bir önceki yıla göre yüzde 13,2 artarak 2 milyon 138 bin 136’ya ulaştı. Aynı dönemde Türkiye limanlarına yanaşan kruvaziyer gemi sayısı da yüzde 15,1 artış göstererek 1375’e çıktı.</p>

<p> </p>

<p>Coral Travel Türkiye Genel Müdürü Mehmet Kamçı’ya göre, “uçuşsuz seyahat” isteğinin artması ve “yavaş seyahat” yaklaşımının yaygınlaşmasıyla birlikte, gemi turlarına geçtiğimiz yıl belirgin şekilde artan talebin bu yıl daha da güçlenmesi bekleniyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Daha geniş kitleye hitap ediyor </strong></p>

<p> </p>

<p>Gemi turları uzun yıllar belirli bir kitleye hitap ederken, son dönemde gençler ve yoğun tempoda çalışan profesyoneller tarafından da yoğun ilgi görüyor. Farklı destinasyonları tek plan içerisinde deneyimleme imkânı, zaman yönetimi açısından avantaj sağlarken, gemi üzerindeki sosyal alanlar ve etkinlikler bu tatili aynı zamanda bir sosyalleşme deneyimine dönüştürüyor. Daha konforlu ve stressiz bir seyahat deneyimi arayan misafirler, gemi turlarına yöneliyor. Yavaş seyahat yaklaşımı ise yolculuğun kendisini de deneyimin bir parçası haline getiriyor. Gemi turları, destinasyonlar arasında acele etmeden, planlı ve keyifli bir seyahat sunarak bu beklentiyi karşılıyor.</p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Türkiye çıkışlı rotalar ve Yunan Adaları önde </strong></p>

<p> </p>

<p>Türkiye çıkışlı gemi turları, pratiklik ve erişilebilirlik açısından öne çıkıyor. İstanbul ve Kuşadası kalkışlı programlar, misafirlere kolay ulaşım avantajı sağlıyor. Yunan Adaları, gemi turlarında en çok tercih edilen rotalar arasında yer alıyor. Kapıda vize veya vizeli seçeneklerle sunulan Mikonos, Santorini, Rodos ve Kos gibi destinasyonlar, özellikle kısa süreli tatillerde yoğun talep görüyor. Akdeniz ve Adriyatik rotalarında İtalya, Fransa ve İspanya kıyılarını kapsayan daha kapsamlı programlar da dikkatleri çekiyor.</p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Kişiye özel kampanyalar sunuluyor</strong></p>

<p><strong> </strong></p>

<p>Avrupa, Asya, Amerika dâhil dünyada limanı olan tüm ülkelerde misafirlerine çok sayıda Cruise Tur alternatifleri sunan Coral Travel, kampanyalarla da bu ilgiyi destekliyor. Yeşil pasaport sahibi misafirlere özel indirim fırsatları, belirli dönemlerde sunulan avantajlı fiyatlar ve farklı ödeme seçenekleri, tatil planlarını daha erişilebilir hale getiriyor. Coral Travel Türkiye, gemi turları dahil tüm ürünlerinde misafirlerine bütünleşik bir deneyim sunuyor. Yetkili acenteler, çağrı merkezi ve dijital kanallar üzerinden sunulan rezervasyon imkanları da gemi turlarına erişimi kolaylaştırıyor. </p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Konfor ve deneyim odaklı tatil </strong></p>

<p> </p>

<p>Mehmet Kamçı gemi turlarına ilginin son yıllarda giderek artışını şöyle değerlendirdi:</p>

<p>“Gemi turlarına olan ilginin son yıllarda belirgin şekilde arttığını görüyoruz. Özellikle gençler ve yoğun iş temposunda çalışan profesyoneller, ulaşım stresi yaşamadan farklı destinasyonları deneyimleyebilecekleri tatil alternatiflerine yöneliyor. Uçuşsuz seyahat tercihleri ve yavaş seyahat yaklaşımı da bu ilgiyi destekliyor. Türkiye çıkışlı programlarımız ve Yunan Adaları başta olmak üzere sunduğumuz farklı rotalarla misafirlerimize konforlu ve deneyim odaklı bir tatil sunuyoruz.</p>

<p><strong> </strong></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/gemi-turlarina-ilgi-her-yil-artiyor_6a2b0e62d5d9e.jpg</image>
                                <category>GENEL,SEYAHAT</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/gemi-turlarina-ilgi-her-yil-artiyor/12358</link>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 22:35:14 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya Kupası coşkusu birlikte yaşanacak</title>
                                    <description>Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, A Milli Futbol Takımımızın 2026 FIFA Dünya Kupası’ndaki ilk maçının Orhangazi Parkı’nda kurulacak dev ekrandan izlenebileceğini hatırlatarak tüm Bursalıları büyük coşkuya ortak olmaya davet etti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, A Milli Futbol Takımımızın 2026 FIFA Dünya Kupası’ndaki ilk maçının Orhangazi Parkı’nda kurulacak dev ekrandan izlenebileceğini hatırlatarak tüm Bursalıları büyük coşkuya ortak olmaya davet etti.<br />
<br />
<strong>“YEŞİL BEYAZ SEVDAYA OMUZ VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”</strong><br />
Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Haziran ayı birinci toplantısı, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba’nın başkanlığında yapıldı. Önergelerin ve gündem maddelerinin görüşüldüğü toplantıda konuşan Başkan Vekili Şahin Biba, Bursaspor’un 63. kuruluş yıldönümünü kutladı. Yönetimiyle, futbolcularıyla, teknik heyetiyle, büyük taraftarıyla ve şehir dinamikleriyle kenetlenen Bursaspor’un başarıdan başarıya koşacağına ve hak ettiği yere geleceğine inandığını belirten Başkan Vekili Biba, “Bizler de Yeşil Beyaz sevdaya omuz vermeye, kulübümüze destek olmaya devam edeceğiz” dedi.<br />
<br />
<strong>“SAHİLLERİ VE HALK PLAJLARINI YENİ DÖNEME HAZIR HALE GETİRDİK”</strong><br />
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin 17 ilçede eşit hizmet üretmeye devam ettiğini belirten Başkan Vekili Biba, belediye başkanlarını ziyaret ettiklerini, yerinde incelemeler yaptıklarını ve vatandaşların taleplerini dinlediklerini söyledi. Ortak akıl ve istişare kültürüyle Bursa’nın her köşesine eşit hizmet ulaştırma gayreti içerisinde olduklarını ifade eden Başkan Vekili Biba, “Yaz sezonu öncesinde şehrimizin sahillerini ve halk plajlarını yeni döneme hazır hale getirdik. Mavi Bayraklı plajlarımız başta olmak üzere toplam 24 halk plajını da bakım onarım ve temizlik çalışmalarımız tamamlandı. Ayrıca sezon boyunca görev yapacak 100 cankurtaranımızla vatandaşlarımızın güvenliğini sağlayacağız” diye konuştu.<br />
<br />
<strong>“HERKESİ COŞKUYA ORTAK OLMAYA DAVET EDİYORUM”</strong><br />
Bu hafta sonu FIFA 2026 Dünya Kupası’nda sahaya çıkacak olan A Milli Futbol Takımına da başarılar dileyen Başkan Vekili Biba, “Bursalı hemşehrilerimiz karşılaşmayı, Ulu Cami önünde bulunan Orhangazi Parkı’na kuracağımız dev ekrandan izleyebilecek. Herkesi bu güzel coşkuya ortak olmaya davet ediyorum” dedi.<br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/dunya-kupasi-coskusu-birlikte-yasanacak_6a2b0b95f0b26_h.jpg</image>
                                <category>Spor,GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/dunya-kupasi-coskusu-birlikte-yasanacak/12353</link>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 22:22:51 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Erkan Demir’den Bölgesel Kalkınma Çağrısı: “Ardahan ve Kars Göç Veren Değil, Üreten Bölgeler Olmalı“</title>
                                    <description>Ege Ardahan Dernekleri Federasyonu Başkanı Erkan Demir, federasyonun çalışmaları ve Ardahan-Kars bölgesinin kalkınmasına yönelik hedefleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 6 ay önce kurulan federasyonun kısa sürede önemli bir örgütlenme başarısı gösterdiğini belirten Demir, bünyelerinde Kars ve Ardahan derneklerinin de yer aldığını söyledi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Ardahan Dernekleri Federasyonu Başkanı Erkan Demir, federasyonun çalışmaları ve Ardahan-Kars bölgesinin kalkınmasına yönelik hedefleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 6 ay önce kurulan federasyonun kısa sürede önemli bir örgütlenme başarısı gösterdiğini belirten Demir, bünyelerinde Kars ve Ardahan derneklerinin de yer aldığını söyledi.</p>

<p> </p>

<p>Federasyon çatısı altında 10 dernek ve yaklaşık bin 500 üyenin bulunduğunu ifade eden Demir, İzmir’in Konak ilçesindeki hizmet binasında faaliyetlerini sürdürdüklerini kaydetti. Kuruluşlarının ardından birçok sosyal ve kültürel etkinliğe imza attıklarını belirten Demir, “Tiyatro etkinliği düzenledik, iki kez geniş katılımlı kahvaltı programı gerçekleştirdik. Kadın kollarımızla birlikte çalışmalarımızı büyütüyoruz. Hemşehrilerimizi bir araya getiren faaliyetlerimiz artarak devam edecek” dedi.</p>

<p> </p>

<p>Federasyonun yalnızca sosyal etkinliklerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Başkan Demir, amaçlarının aynı zamanda memleketlerinin sorunlarına çözüm üretmek olduğunu söyledi. Ardahan ve Kars’ın tarım ve hayvancılık potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Demir, bölgesel kalkınmanın sağlanması için güçlü bir lobi oluşturulmasının önemine işaret etti.</p>

<p> </p>

<p>Sınır kapılarının bölge ekonomisi açısından büyük önem taşıdığını dile getiren Demir, “İnsanlarımız neden göç etmek zorunda kalsın? Sınır kapılarının daha etkin kullanılması ve bölge ekonomisine katkı sağlaması gerekiyor. Hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın önünün açılması için gerekli adımlar atılmalı” ifadelerini kullandı.</p>

<p> </p>

<p>Kars’a ulaşan hızlı tren hattının Ardahan’a kadar uzatılmasının da bölgenin gelişimine önemli katkılar sağlayacağını belirten Demir, yetkililere çağrıda bulunarak bu yatırımın hayata geçirilmesini istedi.</p>

<p> </p>

<p>Ardahan ve Kars’ın kırsal kalkınma desteklerinden yeterince faydalanamadığını savunan Demir, tüm sivil toplum kuruluşlarını, siyasetçileri ve yatırımcıları bölgeye sahip çıkmaya davet etti. Bölgesel kalkınmanın ülke ekonomisindeki dengeyi sağlayacağını ifade eden Demir, “Batıya yoğunlaşan yatırımların bir kısmının doğuya yönlendirilmesi gerekiyor. Bölgemizde hayvancılığa dayalı sanayi tesisleri kurulabilir. Yaylalarımız, doğal güzelliklerimiz ve üretim gücümüz değerlendirilmelidir” dedi.</p>

<p> </p>

<p>Ardahan’ın yayla turizmi ve doğa turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Demir, bölgedeki zengin endemik bitki çeşitliliğinin de ekonomik değere dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. “Bu bitkilerden sürekli söz ediliyor ancak bunların ilaç, kozmetik veya farklı sektörlerde değerlendirilmesine yönelik yeterli yatırım bulunmuyor. Ulusal ve uluslararası yatırımcıların bölgeye çekilmesi gerekiyor. Ortak akıl ve ortak hareketle Ardahan ve Kars’ı hak ettiği noktaya taşıyabiliriz” diye konuştu.</p>

<p> </p>

<p>Başkan Erkan Demir, federasyon olarak hem İzmir’deki hemşehrilerin birlik ve beraberliğini güçlendirmeye hem de Ardahan ile Kars’ın ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimi için çalışmalarını sürdürmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.</p>

<p>Başkan Erkan Demir ayrıca federasyonun kuruluşundan bu yana kendilerine destek veren dernek başkanlarına, yöneticilere ve üyelere teşekkür etti. Birlik ve beraberlik vurgusu yapan Demir, “Federasyonumuzun bugün geldiği noktada emeği bulunan tüm dernek başkanlarımıza ve yol arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Her şartta yanımızda olan hemşehrilerimizin desteğiyle çalışmalarımızı daha da büyüteceğiz. Gücümüzü birlikten alıyor, memleketimiz için ortak hedefler doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz” dedi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/baskan-erkan-demirden-federasyondan-bolgesel-kalkinma-cagrisi-ardahan-ve-kars-go_6a27e55170d07_h.jpg</image>
                                <category>Yerel,GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/baskan-erkan-demirden-federasyondan-bolgesel-kalkinma-cagrisi-ardahan-ve-kars-goc-veren-degil-ureten-bolgeler-olmali/12335</link>
                <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 13:02:38 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bağımlılıklarla Mücadelede Sosyal Uyum Çalıştayı” Gerçekleştirildi</title>
                                    <description>Bağımlılık alanında hizmet veren sivil toplum kuruluşları, sosyal uyum faaliyetlerine yönelik ihtiyaçları, çözüm önerilerini ve hizmet standartlarını değerlendirmek üzere Yeşilay Genel Merkezi’nde bir araya geldi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Yeşilay tarafından düzenlenen <strong>“Bağımlılıklarla Mücadelede Sosyal Uyum Çalıştayı”</strong>, 8 Haziran 2026 Pazartesi günü İstanbul Sepetçiler Kasrı’nda gerçekleştirildi. Çalıştayda, bağımlılıklarla mücadele alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının sosyal uyum süreçlerindeki deneyimleri, ihtiyaçları ve çözüm önerileri ele alındı.</p>

<p>Bağımlılıklarla mücadelede önleme, rehabilitasyon ve savunuculuk süreçlerinin yanı sıra bireylerin toplumsal yaşama yeniden katılımını destekleyen sosyal uyum çalışmalarının önemine dikkat çekilen çalıştay; kamu temsilcilerini, konunun uzmanlarını ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdi.</p>

<p>Programın açılış konuşmaları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Dr. Sevim Sayım Madak ve Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayşe Sena Sezgin tarafından yapıldı.</p>

<p><strong>“BAĞIMLILIK SADECE BİREYİ DEĞİL, TÜM ÇEVRESİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”</strong></p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Dr. Sevim Sayım Madak, konuşmasında bağımlılıkların yalnızca bireyin sağlığını değil; aile ilişkilerini, eğitim hayatını, çalışma yaşamını ve sosyal bağlarını da olumsuz etkilediğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Bu çalıştayın temel amacı, bağımlılıklarla mücadelede sosyal uyum sürecine katkı sunan STK’ların yürüttüğü hizmetlerin daha sistematik, güvenli ve standart bir yapıya kavuşturulmasına yönelik ortak bir çerçeve oluşturmaktır. Çalıştayımız kapsamında dokuz ayrı masa oluşturulmuştur. Her bir masada yürütülen çalışmaların, STK’ların bağımlılıklarla mücadele alanındaki sosyal uyum hizmetlerinin daha sistematik, daha nitelikli ve daha sürdürülebilir bir yapıya ulaşmasına önemli katkılar sunacağına inanıyorum.”</p>

<p><strong>“SAHADAN GELEN İHTİYAÇLAR ORTAK ÇALIŞMAYLA ÇÖZÜME KAVUŞACAK”</strong></p>

<p>Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ayşe Sena Sezgin ise konuşmasında, sahadan gelen ihtiyaçların ortak iş birliğiyle çözüme kavuşturulabileceğini vurguladı. Sezgin, “Bugün buradan çıkacak sonuçların, güç birliğiyle çok daha etkili ve insanlığa dokunan güzel çalışmalara dönüşmesini temenni ediyorum. Birlikte ve uyum içinde hareket ederek sosyal uyumu artıracak çok önemli sonuçlara ulaşabiliriz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Açılış konuşmalarının ardından Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rabia Bilici “Bağımlılıkla Mücadelede Sosyal Uyum: Mevcut Durum ve Uluslararası Örnekler” başlıklı sunumuyla dünyadaki başarılı uygulama örneklerini katılımcılarla paylaştı.</p>

<p>Çalıştayın ikinci ve üçüncü oturumlarında, bağımlılık alanındaki önleme, tedavi, rehabilitasyon ve sosyal uyum süreçlerine hizmetlere ilişkin çözüm önerileri ve standartlar tartışıldı. Katılımcılar; sosyal uyum hizmetlerinin nasıl tanımlanacağı, kimler tarafından ve hangi yöntemlerle sunulacağı, hizmetlerin gereklilikleri ve standartlarının nasıl oluşturulacağı konularında görüş alışverişinde bulundu.</p>

<p>“Bağımlılıklarla Mücadelede Sosyal Uyum Çalıştayı” ile bağımlılık alanında hizmet veren sivil toplum kuruluşları arasında iş birliğinin artırılması, sosyal uyum hizmetlerine yönelik standartların geliştirilmesi ve bireylerin bağımlılıklardan uzak, sağlıklı ve üretken bir yaşama katılımını destekleyecek modellerin güçlendirilmesi hedeflendi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/bagimliliklarla-mucadelede-sosyal-uyum-calistayi-gerceklestirildi_6a2706765c5d0_h.jpg</image>
                                <category>HABER,GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/bagimliliklarla-mucadelede-sosyal-uyum-calistayi-gerceklestirildi/12331</link>
                <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 21:12:20 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bekir Karacabey: &quot;Ormanların karbon tutma gücünü artıracağız&quot;</title>
                                    <description>Orman Genel Müdürlüğü (OGM), iklim değişikliğiyle mücadelede yeni bir dönemin kapısını aralıyor. 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, ormanların iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir rol üstlendiğini belirterek, OGM olarak karbon depolama kapasitesi yüksek &quot;karbon yutak ormanları&quot; oluşturmak üzere çalışmalara başladıklarını vurguladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>1839 yılından bu yana Türkiye orman varlığının korunması ve geliştirilmesi için çalışan OGM, küresel iklim krizinin etkilerinin giderek daha fazla hissedildiği günümüzde, ormanlarımızın karbon tutma kapasitesini artıracak yeni uygulamaları hayata geçiriyor. </p>

<p>Ormanların yalnızca karbon depolayan alanlar değil, aynı zamanda temiz hava, temiz su ve biyolojik çeşitliliğin güvencesi olduğunu vurgulayan<strong> Karacabey</strong> şunları diler getirdi: "Ormanlarımız bugün yalnızca biyolojik çeşitliliğin korunmasına değil, aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadeleye de güçlü katkı sağlıyor. 2024 yılında ormanlarımız ve odun ürünlerimiz toplam 67 milyon ton CO₂ eşdeğeri karbon tutumu gerçekleştirerek ülkemizin toplam emisyonlarının yüzde 11'inden fazlasını dengelemiştir. Bu kapasiteyi daha da artırmak amacıyla karbon yutak alanları oluşturuyor, ormanlarımızın karbon depolama fonksiyonunu güçlendirecek yeni uygulamaları hayata geçiriyoruz."</p>

<p>2025 yılında Türkiye genelinde 517 milyon adet fidan ve tohumun toprakla buluşturulduğunu sözlerine ekleyen <strong>Karacabey</strong>, "2053 Net Sıfır Emisyon hedefimiz doğrultusunda hazırladığımız İklim Değişikliği Azaltım ve Uyum Stratejisi ile Eylem Planı kapsamında, ormanlarımızı iklim değişikliğine daha dirençli hale getirirken karbon depolama potansiyelini de artırmayı hedefliyoruz. Karbon yutak ormanları bu yaklaşımın önemli unsurlarından biri olacak ve Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelesine uzun vadeli katkı sağlayacaktır" dedi. </p>

<p>Sıcaklıkların artması ile birlikte vatandaşlara da çağrıda bulunan <strong>Karacabey</strong>, orman yangınlarına karşı toplumsal duyarlılığın önemine dikkat çekerek, "Ormanları korumak yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam kalitesini de korumaktır. Dünya Çevre Günü vesilesiyle tüm vatandaşlarımızı doğamıza ve ormanlarımıza sahip çıkmaya davet ediyorum" dedi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/bekir-karacabey-ormanlarin-karbon-tutma-gucunu-artiracagiz_6a2306ec0996d_h.jpg</image>
                                <category>Çevre,GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/bekir-karacabey-ormanlarin-karbon-tutma-gucunu-artiracagiz/12318</link>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 20:24:14 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kent Mekânlarında Sosyal Mimari: Bir Model Önerisi Olarak Değer Zinciri Kümeleri</title>
                                    <description>Şehri Söz Dergisi yazarı, eğitimci ve araştırmacı-yazar Oğuzhan Akova, kent yaşamı, toplumsal değerler ve yeni örgütlenme modelleri üzerine kaleme aldığı dikkat çekici yazısında, “Değer Zinciri Kümeleri” adını verdiği özgün bir sosyal mimari modelini okuyucularıyla paylaştı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Şehri Söz Dergisi yazarı, eğitimci ve araştırmacı-yazar Oğuzhan Akova, “Kent Mekânlarında Sosyal Mimari; Bir Model Önerisi Olarak Değer Zinciri Kümeleri” başlıklı yazısında, günümüz toplumunun karşı karşıya bulunduğu sosyal, kültürel ve kurumsal sorunlara dikkat çekerek çözüm odaklı bir yaklaşım ortaya koydu.</p>

<p> </p>

<p>Yazısında, dünyanın giderek daha kırılgan bir yapıya büründüğünü ve insanların geleceğe dair umutlarının zayıfladığını ifade eden Akova, asıl tehlikenin ise toplumsal değerler sisteminde yaşanan aşınma olduğuna vurgu yaptı.<br />
 </p>

<p>Okulların kapanmasıyla birlikte tatil döneminin verdiği genel rehavet ortamı herkesi etkilese de yaşam bütün dinamikleriyle devam etmekte. Dünyamızın geleceği ve güvenliği oldukça kırılgan bir hal almış durumda. Ülke insanının geleceğe yönelik umut ve beklentileri oldukça  düşmüş durumda. Daha da dikkat çeken tarafı ise değerler sisteminin oldukça erozyona uğramış olmasıdır.  Toplum olarak kendimizi yeniden gözden geçirmek durumundayız. Mevcut örgütlenme modelleri yeterli gelmediğinden değer üretme süreçlerimiz de oldukça kısır ve yüzeysel gerçekleşmekte. Bu yazıda siz değerli okuyuculara bu konuda üzerinde düşünmenize  yardımcı olacak bir farkındalık zemini oluşturmaya çalışacağım.</p>

<p> </p>

<p>İlk olarak çok felsefi bir bilindik soru sorarak başlamak isterim. Biz kimiz ? Ne yapıyoruz? Bu soruya verilecek birçok cevap olabilir. Hangi bağlamda ele aldığımız hususu ise belirleyici. Birey, kurum, devlet , toplum, İnsanlık olarak bu soruya vereceğimiz cevaplar olacaktır. Öncelikle kendimizden başlayacak olursak bu soruya yönelik kapsamlı bir cevabımızın olmadığı ortaya çıkacaktır. Hayati sadece rutinleriyle ve ezberler üzerinden yasayamayacagimizi pandemi süreci hepimize göstermiş bulunuyor. Toplum olarak ise çok özel bir coğrafyada ve çok özel bir kültürel zenginlikler dünyası  içinde yaşamaktayız. Değer üretme anlayışımız ise sadece maddi değerlere önem veren kapitalist yaşam biçimiyle oldukça yozlaşmış durumda. Daha da önemlisi kendi kültürel ergonomimize uygun olmayan önümüze hazır sunulan modeller ve kimlik arayışları ile vakit kaybetmekteyiz. Kurumsal ve devlet açısından bakacak olursak yönetim ve işletme körlüklerinin yarattığı bir iklimde kendine ve insanına yabancılaşmiş kopuk organizasyonlar olarak varlıklarını sürdürme sürecinde. Amacım ümitsizlik yaratmak olmayıp tam tersine insanımızı uyandırıp harekete geçirecek ilhami vermektir. Atatürk'ün dediği gibi ümitsiz durum yoktur ümitsiz insanlar vardır. Maruz kaldığımız bütün sorunları azim ve kararlılıkla aşabilecek durumdayız. Ancak zihin modelimizi gözden geçirmeli ve yeniden kurgulamaliyiz. Tasarım kavramı önemli bir anahtar kavram olarak ele alınmak durumunda. Değer üretme kavrayisimizi maddi çerçeveler içine hapsetmeden insanın fıtratında bulunan faydalı olma kendini değerli hissetme kendini gerçekleştirme insanları mutlu etme gibi çok önemli hususları da kapsaması gerekmektedir. Bu yüzden bireyden başlayıp en karmaşık  kurumsal yapılara kadar geçerli olabilecek esnek bir örgütlenme modelinin Değer üretme surecimizde anlamlı özgün katkılar sağlayabileceğini değerlendirmekteyim. Önce ezberlerimizden arınacak bir özgürlük alanı sonra da Değer üreterek özgün katkılar sunabilecegimiz özgünlük alanları gerekmekte. Sanatsal çalışmalar ve aktiviteler bu konuda çok faydalı olacak ve hapsedilmiş insanı ozgurlestirecektir.</p>

<p> </p>

<p>Birçoğumuz günlük yaşamda benzerlerimizi aramaktayız. Bizler gibi düşünsün bizler gibi hissetsin ve yaşasın arzusundayiz. Halbuki bu durum özgün Değer üretme surecimizde bizi olumsuz etkileyebilecek bir yapısal problem alanı oluşturur. Yeni kavrayislardan, zenginlik katacak fırsatlardan kendimizi uzaklaştirmis oluruz. Değer üretme zincirleri ķümesi anlayisi benim geliştirdiğim bir model olup aslında bir işbirliği ağını ifade etmektedir.  Çoğunlukla bir sorunu çözmede sadece bilgi temelli yaklaşımlar yeterli olmamaktadır. Bu yüzden ansiklopedik bilgilerin Değer uretebilmesi bir şeye sahip olmaktan çok onu işleyerek süreç odaklı bir ciktiya dönüştürmekle ilgili olacağını unutmayalım.</p>

<p> </p>

<p>Tematik sorun alanlarına yönelik Değer zinciri kümesinin bileşenleri sunlardir;</p>

<p>İlgi</p>

<p> </p>

<p>Bilgi</p>

<p> </p>

<p>Metod</p>

<p> </p>

<p>Proje yönetim kültürü</p>

<p> </p>

<p>Yetenek ve yetkinlik</p>

<p>yönetimi</p>

<p> </p>

<p>Mevzuat prosedür.</p>

<p> </p>

<p>İzleme</p>

<p> </p>

<p>Yaşamın genel dinamikleri içinde eko sistem yaklasimi faydalı olacaktır.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/post12311_6a21ac351ae56_h.jpg</image>
                                <category>GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/kent-mekanlarinda-sosyal-mimari-bir-model-onerisi-olarak-deger-zinciri-kumeleri/12311</link>
                <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 19:22:16 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye süt üretiminde güçlü, ama tüketimde bilinç şart”</title>
                                    <description>Türkiye’nin yılda 21,5 milyon tona yakın süt üretmesine rağmen çocukların düzenli süt tüketimi konusunda önemli bir farkındalık eksikliği bulunduğuna dikkat çeken Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada süt ve süt ürünlerinin sağlıklı beslenmenin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek tüketicilere kayıtlı, denetlenen ve ambalajlı ürün tercih etme çağrısında bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:18.604277px"><span style="font-style:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none">Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, süt ve süt ürünlerinin hem çocuklar hem yetişkinler için dengeli beslenmenin temel bileşenlerinden biri olduğunu söyledi.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18.604277px"><span style="font-style:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none">Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük süt üreticileri arasında yer aldığını belirten Çallı, sektörün üretim gücünün yanı sıra gıda güvencesi, kalite ve ihracat açısından da stratejik önem taşıdığını ifade etti. 2025 yılında Türkiye’nin süt ve süt ürünleri ihracatının 523,3 milyon dolara ulaştığını hatırlatan Çallı, ihracattaki en büyük payın 236 milyon dolar ile (%45,1) peynire ait olduğunu, dondurma ihracatının ise 72,7 milyon dolarla toplam ihracatın %13,9’unu oluşturduğunu söyledi.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18.604277px"><span style="font-style:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none">Çallı, süt ve süt ürünlerinin ekonomik erişilebilirlik açısından da önemli bir hayvansal gıda ürünü olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18.604277px"><span style="font-style:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none">“Süt ve süt ürünleri, özellikle çocuklar ve gençler için en ulaşılabilir protein kaynakları arasında yer alıyor. Protein ihtiyacını et ürünlerinden karşılamak için daha yüksek maliyet gerekiyor. Bu nedenle halen en ucuz hayvansal protein kaynağı olan süt ürünleri, toplum beslenmesinde ve kalkınmada kritik öneme sahip.”</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18.604277px"><span style="font-style:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none">ASÜD öncülüğünde başlatılan ve geçmiş yıllarda yürütülen Okul Sütü Programı’nın önemine dikkat çeken Çallı, çocukların süt tüketim alışkanlığı kazanmasının uzun vadeli halk sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi, “Okul Sütü gibi uygulamalar yalnızca bir gıda desteği değildir. Aynı zamanda çocukların süt içme alışkanlığı kazanmasını sağlayan sosyal bir yatırımdır. Sağlık Bakanlığı verilerinde de görülen protein eksikliği ve bodurluk riskine karşı mücadelede de önemli katkı sağlar” dedi.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18.604277px"><span style="font-style:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none">Süt ve süt ürünlerinin ileri yaşlardaki yetişkinler için de kemik sağlığı, kas kütlesinin korunması ve dengeli beslenme bağlamında önemli bir role sahip olduğunu dile getiren Çallı, “Akademik unvanlı bazı kişilerin bilimsel bilgiyle çelişen açıklamalarına inanan yetişkin bireylerin beslenmelerinde süt ürünlerine yer vermemeleri, bitkisel içeceklere yöneltilmeleri önemli sağlık sorunları doğuracaktır. Geçmişten beri tüketilen, süt gibi sağlıklı bir gıdanın bugün kalkıp sağlıksız olduğunu söylemek ve ‘çiftçinin emeği ak süte kara çalmak’ akıl alır gibi değil. Ebeveynler olarak kendi sağlığımız ve gelecek nesillerin sağlığı için gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, yoğurt, peynir ürünlere soframızda daha fazla yer açmalı, çocuklarımıza da örnek olmalıyız” dedi. </span></p>

<h5 style="text-align:start"><span style="font-style:normal"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none"><b>“Sokak sütü romantizmi halk sağlığı riski oluşturuyor”</b></span></h5>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18.604277px"><span style="font-style:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none">Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz süt satışlarına ilişkin de bir değerlendirme yapan Harun Çallı, tüketicilerin güvenilir süt ürünlerini tercih etmesi gerektiğini söyledi, “Sağlığın en kıymetli hazine olduğunu bir kez daha idrak ettiğimiz bir dönemde halen nerede, hangi koşullarda, hangi hayvandan sağıldığı belli olmayan çiğ sütlerin tüketiciye sunulduğunu görüyoruz. Uygun koşullarda muhafaza edilmeyen, sıcak havalarda mahallenize kadar soğutulmadan açıkta taşınan çiğ sütlerde, zoonotik ve gıda kaynaklı enfeksiyon riskleri bulunduğu gerçeği unutulmamalı” diye konuştu.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18.604277px"><span style="font-style:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none">Çallı, “Gelişmiş ülkelerde örneğine rastlanmayan sokak sütü satışlarının, ‘doğal’, ‘organik’ yada ‘köy sütü’ algısıyla masum gösterilmeye çalışılması tüketiciyi yanıltıyor. Oysa bu ürünlerin önemli bir bölümü, kalite ve gıda güvenliği kriterlerini karşılamayan, içeriği ve üretim koşulları tam olarak bilinmeyen sütlerden oluşabiliyor. Tüketicinin güvenilir, denetlenen ve izlenebilir ürünleri tercih etmesi büyük önem taşıyor. Gıda güvenliği ihmale gelmez. Ambalajlı ve kayıtlı ürünler; izlenebilirlik, denetim ve soğuk zincir güvencesiyle tüketiciye ulaşıyor. Tüketicinin güvenilir gıdaya erişimi açısından bu sistem büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki süt ve süt ürünleri üretim tesislerimiz, satış noktalarımız yılın 365 günü 24 saat Tarım ve Orman Bakanlığımızın denetimindedir” dedi. </span></p>

<h5 style="text-align:start"><span style="font-style:normal"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none"><b>“Süt sektörü ortak akılla yönetilmeli”</b></span></h5>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18.604277px"><span style="font-style:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none">Süt sektörünün yalnızca üretim değil, tarım, hayvancılık, halk sağlığı ve ekonomi açısından stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çallı, sektörün günlük değil uzun vadeli politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18.604277px"><span style="font-style:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none">Yem maliyetlerinin üretici üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Çallı, sürdürülebilir üretim için çiftçinin Avrupalı rakipleri gibi desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti ve şunları ekledi:</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18.604277px"><span style="font-style:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none">“Hayvan yeminin erişilebilir maliyetlere düşürülmesi için üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Süt sektörünün günlük kararlarla değil, ortak akıl ve uzun vadeli politikalarla yönetilmesi büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki; süt tüketimindeki artış yalnızca halk sağlığına değil, üreticiye, kırsal kalkınmaya ve ülke ekonomisine de katkı sağlıyor.” </span></p>

<h5 style="text-align:start"><span style="font-style:normal"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none"><b>“Türkiye’nin güçlü süt sanayisi korunmalı”</b></span></h5>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18.604277px"><span style="font-style:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none">Türkiye süt sektörünün bugün 100’ü aşkın ülkeye süt ve süt ürünleri ihraç eden önemli bir üretici konumunda bulunduğunu belirten Çallı, 42 tesisin AB’ye ihracat onayına sahip olduğunu, bunun yanında farklı ülkelerden ihracat yetkisi alan çok sayıda modern tesisin de uluslararası standartlarda üretim gerçekleştirdiğini söyledi.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18.604277px"><span style="font-style:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="-webkit-tap-highlight-color:rgba(26, 26, 26, 0.3)"><span style="text-decoration:none"><span style="color:#222222"><span style="font-family:"Helvetica Neue", Helvetica, Arial, sans-serif"><span style="-webkit-text-size-adjust:none">“Türkiye’nin güçlü bir süt sanayisi var. Gıda güvenliği standartları yüksek, denetlenen ve kayıtlı üretim yapan işletmelerimiz hem iç pazarda hem ihracatta önemli başarılar elde ediyor” diyen Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü’nün toplumda sağlıklı beslenme bilincinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni etti.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/turkiye-sut-uretiminde-guclu-ama-tuketimde-bilinc-sart_6a1d11249094d_h.jpg</image>
                                <category>HABER,GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/turkiye-sut-uretiminde-guclu-ama-tuketimde-bilinc-sart/12298</link>
                <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:54:17 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜVTÜRK, bayram yolculuğu öncesi araç muayenesinin önemini vurguluyor</title>
                                    <description>Türkiye’de araç güvenliğinin sağlanmasında önemli bir rol üstlenen TÜVTÜRK, periyodik muayene süreçlerinde hayati önem taşıyan teknik unsurların kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Yolculuk öncesi yapılacak basit ama kritik kontrolleri, güvenli bir yolculuğun önemli adımları olarak vurguluyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bayram tatilleri, şehirler arası yolculukların arttığı ve yılın en yoğun trafik hareketliliğinin yaşandığı dönemlerden biri. Bu dönemlerde sürücüler ve araçlar daha uzun süre yolda kalırken, küçük görünen ihmaller trafik güvenliğinde büyük riskler yaratabiliyor. Güvenli bir yolculuğun anahtarı ise basit bir hatırlatmada saklı: Yola çıkmadan önce aracın mevcut durumu hakkında bilgi sahibi olmak, olası riskleri önceden görmek ve küçük kontrolleri ihmal etmemek. </strong></p>

<p><strong>TÜVTÜRK, yolculuk öncesi yapılacak basit ama kritik kontrolleri, güvenli bir yolculuğun önemli adımları olarak vurguluyor.</strong></p>

<p><strong> </strong></p>

<p>Türkiye’de araç güvenliğinin sağlanmasında önemli bir rol üstlenen TÜVTÜRK, periyodik muayene süreçlerinde hayati önem taşıyan teknik unsurların kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Fren sistemi, lastikler, aydınlatma gibi araç güvenliğini doğrudan etkileyen faktörlerde ortaya çıkan kusurlar, bayram tatillerinde artan trafik yoğunluğunda kazalara zemin hazırlayan en kritik risk alanları arasında yer alıyor. Bunlara ek olarak, görüş alanlarındaki eksiklikler de sürüş güvenliğini zayıflatan önemli unsurlar olarak öne çıkıyor.</p>

<p> </p>

<p>Tüm bunlarla birlikte sadece araç kontrolleri değil, sürücünün göstereceği özen de güvenli bir yolculuk için belirleyici faktör oluyor. Kısa bir kontrol süresiyle tamamlanabilecek tüm hazırlıklar hem sürüş konforunu artırıyor hem de olası risklerin önüne geçilmesine katkı sağlıyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Sürüş öncesi basit kontroller hayati önem taşıyor </strong></p>

<p>TÜVTÜRK, sürücünün yolculuk öncesinde kendi başına gerçekleştirebileceği ve yolculuk sırasında dikkat edeceği temel adımları ve kritik kontrolleri vurguluyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Trafiğe çıkmadan önce;</strong></p>

<ul>
	<li>Araçların periyodik bakımlarının ve muayenelerinin düzenli olarak yapılması,</li>
	<li>Aynaların ve görüşün ayarlanması,</li>
	<li>Lastiklerin hava basıncının ve durumunun kontrol edilmesi,</li>
	<li>Motor yağı, soğutma sıvısı, fren ve direksiyon hidroliği gibi araç içi sıvı seviyelerinin kontrol edilmesi</li>
	<li>Cam suyu ve sileceklerin kontrol edilmesi,</li>
	<li>Aracın arıza ikaz uyarı işaret/lambalarının kontrol edilmesi,</li>
	<li>Aracın aydınlatma sistemlerinin çalışır durumda olduğunun kontrol edilmesi,</li>
	<li>Fren sistemlerinin sağlam olduğunun kontrol edilmesi,</li>
	<li>Frenleme mesafesinin ve yol tutuşunun olumsuz etkilenmemesi için araç kapasitesinin üzerinde yük ve yolcu taşınmaması</li>
	<li>İlk yardım çantası, yangın söndürme tüpü, üçgen reflektörler ve diğer ekipmanların bulundurulması, stepnenin sağlamlığının ve kullanabilir durumda olması kontrol edilmesi, </li>
</ul>

<p> </p>

<p><strong>Yolculuk sırasında dikkat edilmesi gereken temel adımlar:</strong></p>

<ul>
	<li>Araçta fark edilen en küçük teknik uyarının dikkate alınması,</li>
	<li>Gösterge panelindeki arıza/ikaz ışıklarının dikkate alınması</li>
	<li>Arıza/ikaz ışıkları yandığında sorunun giderilmeden yola devam edilmemesi</li>
	<li>Yoldaki işaretleme ve işaretçilere dikkat edilmesi,</li>
	<li>Karayollarında belirlenmiş hız sınırlarına uyulması,</li>
	<li>Güvenli fren yapabilmek için gerekli takip mesafesinin korunması</li>
	<li>Araç içinde dikkat dağıtacak, görüşü kapatacak eşyalar bulundurmaması ve tüm eşyaların sabitlenmesi,</li>
	<li>Hatalı sollamadan kaçınılması,</li>
	<li>Çocuklar için mutlaka çocuk koltuğu kullanılması,</li>
	<li>Yolculuk sırasında 2 saatte bir mola verilmesi.</li>
</ul>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/05/tuvturk-bayram-yolculugu-oncesi-arac-muayenesinin-onemini-vurguluyor_6a11d62f82a5d_h.jpg</image>
                                <category>GENEL,SEYAHAT</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/tuvturk-bayram-yolculugu-oncesi-arac-muayenesinin-onemini-vurguluyor/12267</link>
                <pubDate>Sat, 23 May 2026 19:27:46 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>“Orman Benim” Kampanyası 81 İlde Büyük Katılımla Gerçekleştirildi</title>
                                    <description>Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü tarafından orman yangınlarının önlenmesi, çevre bilincinin artırılması ve toplumda orman sevgisinin güçlendirilmesi amacıyla 2024 yılında hayata geçirilen “Orman Benim” kampanyası, bu yıl da 81 ilde büyük bir katılımla gerçekleştirildi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizin dört bir yanında düzenlenen etkinliklerde; vatandaşlar, öğrenciler, kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler bir araya gelerek ormanlık alanlarda, yol kenarlarında, yerleşim yerleri çevresinde ve orman bitişiğindeki alanlarda çevre temizliği yaptı.</p>

<p>Etkinliklerde özellikle orman yangını riskini artıran cam şişe, plastik, kâğıt, metal ve benzeri atıkların toplanmasına odaklanıldı. Yangına sebebiyet verebilecek atıkların doğadan uzaklaştırıldığı çalışmalar kapsamında toplanan tonlarca atık, geri dönüşüme kazandırılmak üzere ilgili birimlere teslim edildi.</p>

<p>Orman Genel Müdürlüğü, orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin yangın çıkmadan önce alınacak önleyici tedbirler olduğuna dikkat çekti. Bu kapsamda yalnızca farkındalık çalışmaları değil, aynı zamanda sahada yürütülen teknik ormancılık faaliyetleri de aralıksız sürdürülüyor.</p>

<p>Yangın emniyet şeritlerinin bakımı, orman yolları ve yangın müdahale hatlarının işler hâlde tutulması, <strong>YARDOP çalışmaları kapsamında yangına dayanıklı türlerle yapılan ağaçlandırmalar</strong>, tarım alanları ile ormanlık alanlar arasında <strong>tampon bölgelerin oluşturulması</strong> ve yangın riskini azaltmaya yönelik bakım çalışmaları, Orman Genel Müdürlüğü tarafından planlı bir şekilde yürütülüyor.</p>

<p>Bu çalışmalarla; orman yangınlarının yerleşim yerlerine, tarım alanlarına ve orman ekosistemlerine verebileceği zararların en aza indirilmesi, yangına müdahale kapasitesinin artırılması ve ormanların yangınlara karşı daha dirençli hâle getirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Orman Genel Müdürlüğü, yaz aylarında artan sıcaklıklar ve kuraklıkla birlikte orman yangını riskinin yükseldiğine dikkat çekerek, küçük ihmallerin büyük felaketlere yol açabileceğini bir kez daha hatırlattı. Kampanya ile yalnızca çevre temizliği yapılmasının değil, aynı zamanda toplumda kalıcı bir çevre ve orman bilincinin oluşturulmasının hedeflendiği vurgulandı.</p>

<p>Ormanların; geçmişten miras, gelecek nesillerin emaneti olduğu belirtilerek, Yeşil Vatan’ın korunmasının yalnızca kurumların değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çekildi.</p>

<p> Orman Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Ormanlarımız; suyumuzun, toprağımızın, havamızın, biyoçeşitliliğimizin ve geleceğimizin teminatıdır. Orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntem, yangının hiç çıkmamasını sağlamaktır. Bu anlayışla hem vatandaşlarımızla birlikte ormanlarımızı yangına sebep olabilecek atıklardan arındırıyor hem de sahada yürüttüğümüz teknik ormancılık çalışmalarıyla Yeşil Vatan’ımızı yangınlara karşı daha dirençli hâle getiriyoruz.</p>

<p>Yangın emniyet şeritlerinden tampon bölgelere, yangına dirençli türlerle yapılan ağaçlandırmalardan orman bakım çalışmalarına kadar pek çok alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. ‘Orman Benim’ diyerek sahaya çıkan tüm vatandaşlarımıza, öğrencilerimize, kamu kurumlarımıza, sivil toplum kuruluşlarımıza ve gönüllülerimize teşekkür ediyoruz. Orman benim, orman bizim; onları korumak hepimizin görevidir.”</p>

<p>Orman Genel Müdürlüğü, yangın sezonu öncesinde yürütülen farkındalık çalışmalarının ve önleyici tedbirlerin kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek, tüm vatandaşları orman yangınlarına karşı duyarlı olmaya davet etti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/05/orman-benim-kampanyasi-81-ilde-buyuk-katilimla-gerceklestirildi_6a0ca938ed1a4_h.jpg</image>
                                <category>Çevre,GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/orman-benim-kampanyasi-81-ilde-buyuk-katilimla-gerceklestirildi/12250</link>
                <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:12:45 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Engellenen Engellilerden Engelsiz Engellilere Geçiş Yapılabilir mi…</title>
                                    <description>10-16 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen Engelliler Haftasının sonuna geliyoruz. Bu yazımda engellenen engelliler konusunu ele alacağım.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>10-16 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen Engelliler Haftasının sonuna geliyoruz. Bu yazımda engellenen engelliler konusunu ele alacağım.</p>

<p> </p>

<p>Engelli olan kişilerin de, hayatını idame etmesi için engelsizler gibi yeme, içme, konaklama ihtiyacı yok mu? Çalışma hayatında, resmi dairelerde %4, özel sektörde 50 kişiden fazla eleman çalışan yerlerde %3 lük kadro ayırıyorlar. Tabi bu oran engelli ve eski hükümlü olarak geçerli.  Bu oranın da yarı hükümlü, yarı engelli alındığını varsayarsak, %1.5 engelli çalıştırılıyor. 50 kişiden az çalışanları olan küçük şirketlerde, engelli kadrosu zaten yok. Engelli oranı ise %6.6. Daha önceki bir toplantıda eski Engelliler Konfederasyonu Başkanı Turan İçli, engelli bireylerin %92.5 inin işsiz olduğunu söylemişti ki; bu da tekrar düşünülmesi gereken durum...</p>

<p> </p>

<p>Sağlıklı kişiler gibi, engellilerin de hayatını idame etmek için yaşam ihtiyaçları vardır. Ekmek almak, evin dışarı çıkıp; nefes almak gibi... Gelişmiş ülkelerdeki gibi, ülkemizde de rahatça gezebiliyorlar mı? Vereceğimiz birkaç örnek sonrasında, bunun cevabını sizin vereceğinizden eminim.  Kaldırımlarımızın yüksekliği... Bu sadece engelliler için değil, küçük çocukların (3-5 yaşlarındaki) kaldırımı çıkmaları, ayrıca çocuk arabaları olan kişilerin bunları kaldırıma çıkarmaları da, yaşlıların çıkmaları da bir sorun. Bir İngiliz atasözü şöyle der: Bir ülkenin kaldırım yüksekliği, o ülkenin medeniyet seviyesini gösterir’… Bence çok doğru.  İngiltere, İskoçya, Fransa ve İsviçre’nin birçok ülkedeki şehirleri gezdim. Sadece çizgiler vardı ve en yüksek kaldırım 4-5 cm kadardı. Ne kaldırıma çıkamayan kişi, ne de kaldırıma park etmiş araç gördüm... Diğer taraftastandartlara uygun yükseklikte yapılmış!!! kaldırımların çoğunda da ne yazık ki; tam yolun ortasında dikili ağaç, orta noktada durak, trafo gibi materyallerle karşılaşabiliyoruz. Tekerlekli koltukla gelen kişi kaldırım üzerindeyken, geri mi dönecek; çevresindekilerden destek isteyip, kaldırımdan aşağı mı indirilecek? Birçok ortak kullanım yerlerinde giriş kapılarının standartlara uygun olmadığını görüyoruz.  Herhangi bir apartmandan da bahsetmiyorum; toplumsal yerlerden iş merkezlerinden söz ediyorum... Özellikle umumi giriş kapıları ile tuvaletlerin kapıları, mutlaka uluslararası standartlara uygun olmalıdır! Birçok yaya geçitlerinin önünde park eden araçlar, hatta geçidin ortasında bulunan sütunları görmek de ayrıca düşündürücü bir durum. Diğer bir tarafta, birçok alt-üst geçitlerin olduğu yerde asansör yok! Birkaç senedir sadece umumi araç olan metrobüs ve belediye otobüslerinde ortopedik engellilerin binmesi için bazı duraklar engellilere uygun hâle getirildi. Bu da güzel bir gelişme. Çünkü umumi araç demek; tüm toplumun ihtiyacına cevap verebilen araç; anlamını taşır ve taşımalıdır. Dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise, engelsiz olan herkesin, her an engelli olma ihtimali var! </p>

<p> </p>

<p>Bir diğer konu iş kolunun seçimi... Engele göre iş seçimi yapmak en önemli konudur. Engelli olan da çalışır ama engeline uygun iş seçmesi gerekir. Örneğin görme engelli olan kişilerin genellikle tercihleri, santral ve avukatlıktır. Duyma engelli olan kişiler, genellikle çok sesten rahatsız olunan ortamlarda rahatlıkla görev yaparlar. Yürüme engelli olan kişiler, genellikle masa başı, ofis işlerini tercih ederler. Epilepsili kişiler, tehlikeli noktaların olmadığı (inşaatta dış cepheyi boyama, paraşütle atlama, yer altı maden işçisi, şöför, kesici aletlerle çalışma gibi) işlerde çalışabilirler. Kalp rahatsızlığı olan kişiler çok stresli ve fazla manyetik alanların olmadığı yerlerde çalışırlar. Bu gibi konularda hassasiyet gösterince, engellileri de hayata katmamız mümkün...       </p>

<p> </p>

<p>Eğitim konusunda engellilerle ilgili okullar konusunda, bilinçli bir toplum muyuz? Bence pek değiliz.. Engelli olan ama buna rağmen eğitime devam eden kişilere baktığımız zaman, azınlıkta olduklarını görebiliriz. Engelli olmak demek, ‘birşey yapamaz’ anlamına gelmez. Çok başarılı olabilirler... Engellilerin aileleri mutlaka rehber öğretmenlerle, İl Milli Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim ile iletişim kurmalılardır. Kişinin engel durumuna göre, doğru noktaya yönlendirilirsiniz. Çocuklarımızın eğitimi demek, yarınının göstermesi demektir.  Yüksek öğretim konusunu da değinirsek, YÖK’den alınan verilere göre, dünya genelinde engellilerin %10-15, ülkemizde %0.5 yüksek öğrenimine devam ediyor olması da diğer düşündürücü konu...</p>

<p> </p>

<p>Psikolojik açıdan bakarsak, kişileri toplumdan dışlamak, acıyarak bakmak, en fazla karşılaşılan sorunlardır. Toplumdan dışlama dediğimiz sorun, ‘benim yanımda başına birşey gelir de, başım derde girer’ diye yaklaşımı olan kişiler vardır ki; epilepsililere karşı çok sık gerçekleşir. Nöbet gelir de, sorun yaşarım; başıma kalır diyenler vardır. Bu gibi durumlar engellileri engellemekten başka birşey değildir! Örneğin epilepsili çok zeki bir gencimiz 2 kategoride yarı finalist olurken, epilepsili olduğu için TEKNOFEST kampına alınmıyor! Hem de 11 bakanlığın içinde olduğu; adına sosyal devlet denen, benim ülkem Türkiye Cumhuriyeti’nde. Evet, evet Etiyopya, Somali, Kanarya gibi ülkeler değil; Türkiye Cumhuriyetinde!  Diğer taraftan da engelde sonra; acıyarak bakılması da ayrı bir trajik durum. Acımayın, sadece destek verin. Unutmayalım ki; acıyarak bakan, toplumdan dışlamak isteyen sağlıklı kişi de; engelli adayı...   </p>

<p> </p>

<p>Sosyal açıdan bakalım. Engelli olan kişilerin çalışma şansları, sağlıklı kişilere oranla daha az olduğu için, genellikle ekonomik gelir seviyeleri daha düşüktür. Hem engellilerin eğitim hayatında karşılaştıkları sorun, hem çevredeki engeller, hem ekonomik nedenler, hem de psikolojik nedenler, engelli kişilerin sosyal hayata katılmasının önünde bir set oluşturuyor. Oysa herhangi bir engelli olan kişi, diğer uzuvlarını daha fazla geliştirmiştir! Onları sosyal hayata katabilirsek; tek olmadıklarını, grup olarak tek vücut olduklarını hissettikleri zaman, birçok konuda başarılı olabilecekleri gibi; diğer engelli arkadaşlarına da destek olabileceklerdir.</p>

<p> </p>

<p>Stephen Hawking gibi başı ve sol eli haricinde hiçbir uzuvunu kullanamayan dünyaca ünlü fizikçi, Aşık Veysel görme engelli unutulmaz bir sanatçımızdı… Beethoven duyma engeli olan harika bir besteci idi. Timur, tarihte bedensel engelli, başarılı bir liderdi ki; Asya kaplanı olarak geçer. Franklin Roosevelt zor yürüdüğü içini halkın arasında kısa mesafe yürüyüp; halkın olmadığı zamanlarda tekerlekli koltuk kullanarak; dünyaca tanınmış kişiydi...  Çünkü onlar engel tanıyan engelsiz engellilerdi!</p>

<p> </p>

<p>Bir STK başkanı olarak hem kişilerden ve hem kurumsal noktalardan bir ricam olacak. Sadece mayıstaki engelli haftasında ve 3 Aralık Engelliler Gününde bizi hatırladığınızı yemek vererek, konuşma yaparak ifade ederek geçmeyin…Fen işlerinin yaptığı yerleri, işe alımlarının gerçekten resmi olup olmadığını, kişilerin ve şirketlerin yaptığı çalışmalarınstandartlara uyup uymadığı konusuna dikkatli kontrol etmenizi ve en önemlisi empati yapmanızı rica ediyoruz.</p>

<p> </p>

<p>Empati yapabildiğimiz gün; kendinizin engellenmeden; kendimizin de her an engelli adayı olduğunu hissettiği gün, eminim çok daha duyarlı olunacak… İşte o gün müreffeh olacağız! Engellilerin engellenmediği; engelsiz yaşayan engellilerin mutlu ve kaygısız yaşadığı günlere ulaşmayı diliyoruz! Eminim bir gün başaracağız! Engellilerin engellenmediği; engelsiz engellilerin mutlu yaşadığı bir dünya olmak dileğiyle….</p>

<p> </p>

<p>Ebru ÖZTÜRK</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/05/post12235_6a085f82cc501_h.jpg</image>
                                <category>Yaşam,GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/engellenen-engellilerden-engelsiz-engellilere-gecis-yapilabilir-mi/12235</link>
                <pubDate>Sat, 16 May 2026 15:13:04 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkçenin Resmi Dil Oluşunun 749. Yılı Kutlanıyor</title>
                                    <description>13 Mayıs 1277 tarihinde Karamanoğlu Mehmet Bey’in yayımladığı fermanla Türkçenin resmi dil olarak kabul edilişinin 749. yıl dönümü çeşitli mesajlarla kutlandı. Türk dilinin tarihsel derinliği ve kültürel önemi bir kez daha gündeme gelirken, dilin millet olma bilincindeki rolüne dikkat çekildi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>13 Mayıs 1277 tarihinde Karamanoğlu Mehmet Bey’in yayımladığı fermanla Türkçenin resmi dil olarak kabul edilişinin 749. yıl dönümü çeşitli mesajlarla kutlandı. Türk dilinin tarihsel derinliği ve kültürel önemi bir kez daha gündeme gelirken, dilin millet olma bilincindeki rolüne dikkat çekildi.</p>

<p>Ebru Öztürk kaleme aldığı yazısında :"</p>

<p>Merhaba bugün Türkçemizin resmi dil ilan edilişinin yıl dönümü.Kutlu olsun </p>

<p>13/05/2026<br />
RESMİ DİLİMİZ; TÜRKÇEMİZ…</p>

<p>Dil; toplumu millet yapan, o toplumdaki kişilerin birbiri ile iletişim halinde olabilmesini sağlayan ve onları kaynaştıran, hatta tutkal görevi gören unsurdur…Ülkeyi oluşturan değerler; toprak, millet, bayrak, marş, tarih ve dilden oluşur. Çok eskilere dayanan, hatta en eski dillerden birisi olan Türkçemiz, 13 Mayıs 1277 yılında Selçuk Devleti döneminde Karamanoğlu Mehmet beyin fermanı ile resmi dil olarak kabul edilmiştir. 749. yılımız kutlu olsun...</p>

<p>Dilin kullanılmasını objektif olarak bakalım…. Gelişmiş ülkeler, dilin önemini bilir ve bu nedenle yurt dışına gitseler bile, mümkün olduğunca kendi dillerinin kullanılmasını tercih ederler. Oysa bizler hemen yabancı dili kullanmaya başlarız… Dikkat edelim; farklı ülkelere kendi dillerinin tercih edilmesi için kurslar da verirler. Hatta yurt dışına; turistik veya iş amaçlı gidilen ülkelerde, bu konuda baskın olan ülkelerin dillerinde çeviriler ile karşılaşırsınız. Misal olarak, turist otobüsüne binin ve kulaklığı takın; alternatif olarak tıklayacağınız dil seçenekleri olur ve o bölgeyi farklı dillerde anlatırlar…  Almanya’da Almanlardan sonra en kalabalık ırk; Türkler ama iş yeleri, turistik yerlerde de Almanca konuşulur. Örneğin İngiltere’ye, Almanya’ya tatile gidin, gezi otobüslerinde size bölgeyi İngilizce, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Almanca sunumlar karşınıza çıkar ama Türkçe çıkmaz. Bu da bizim dil konusunda uluslararası platformda başarısızlığımızı gösterir… Oysa ne kadar geniş bir kesimiz düşünelim. Mesela daha önce sömürge olan yerler değil; kendi milletinden olan kaç tane Fransız devletleri, Alman devletleri var!!! 7 tane Türk devleti var ve 17 federasyon var… Bu ne kadar geniş kitle ve ne kadar kalabalık bir ırk olduğumuzu gösterir! </p>

<p>Bir konuya daha dokunalım… İlk paragrafta belirtiğim gibi, dil tutkal etkisi yaptığı gibi; tutkal sağlam değilse, dağılırız; öyle değil mi? Peki geçmişi 300-400 yıllık olan ülkelere gidelim. Mesela Türkiye’de 36 etnik grup var. Oysa ABD’de 256 etnik grup var. Onların dili, sömürgelerden söz sahibi gruplardan seçilen kişiler arasında çoğunluk son anda 1 kişi farkla Almancanın yerine İngilizcenin ana dil olmasına karar verilen ülkede, niye farklı dillerde eğitim yok! Demek ki; 300 yıllık devlet bile, 256 etnik grupla, yani bizden 7 kat fazla etnik grupla, tutkalın etkisi bozulmasın diye sahip çıkıyor! Bir de tarih penceresinden bakalım…   </p>

<p>Gelişmiş ülkelere bakıyorum da, kendi dillerinin en çok kullanıldığını söyleyemelerine karşın; durumu nasıl değerlendiriyorlar… Bizler Sümerler, Etiler durumunda çok geniş alanlara yayılmış; hatta gerek Osmanlı, gerek Hunlar döneminde 3 kıtaya yayılmış ama biz her zaman dil, din gibi konularda insanları özgür bırakmış milletiz. Bugünkü adıyla insan hakları denen konuları aslında dünya genelinde asırlar önce uygulamış milletiz! Diğer tarafta ise sömürge ile gittikleri ülkelere kendi dillerini konuşturarak; çok konuşulan dil olmuş toplumlar da var! Bu şekilde en çok konuşulan 2. ana dil olan İngilizcenin başlangıcı 5. yüzyıla dayanır. İspanyolların en geniş koloni grubu olmasından dolayı, aslında dünya genelinde en çok konuşulan dil olan İspanyolcanın tarihi de 5. yüzyıla dayanır. Dünyada en çok kullanılan ve bilinen 2 lisandan bahsettim. Dikkatinizi çekerim; bu tarihler dilin dünyada ilk kullanılmaya başlandığı dönemi gösteriyor, resmi dil oldukları zaman değil! Zaten İngiltere’nin ilk kuruluş tarihi zaten 1260, bizim Türkçeyi resmi dilimiz olarak kabul ettiğimiz dönem... Bir de Türkçenin tarihine bakalım...</p>

<p>Türk edebiyatının en eski eserleri olan abidelerden, 732’de Bilge Kağan tarafından Kültigin adına, diğeri Bilge Kağan’ın ölümü ile 735’de oğlu Kül Tiğin tarafından ve 720-725 arasında Tonyukuk ise kendisi hayatta iken, kendi adına dikilen anıtların, Göktürklerin Türkçe abideleri olduğunu, akademik kaynaklardan görüyoruz…  1075 yılında yayınlanan Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lugatı Türk bizim en eski lugatımızdır. XII.-XIV yüzyıllar arasında, Dede Korkut Hikayelerine rastlıyoruz; biraz daha geri gidelim islamiyet öncesi Manas, Saltuk Buğra Han, Kutadgu Bilig, Atabetül Hakayık gibi destanlarımızı görürüz… Bir de tüm bunlardan daha ilginç olan konuya yoğunlaşalım! </p>

<p>Dünya tarihinin Afrika’da Hominin diye adlandırılan ilk insanla başladığı, tarihi yer olarak yaşamın en eski yeri oldığu belirtilen ama M. Ö. 10.000 yıl öncesine dayanan Göbeklitepe, hatta yakın geçmişte 11.500 yıl öncesine dayanan Karahantepe, ayrı bir tarih; yani aslında dünyanın en eski tarihi yeri... Belki farkında bile değiliz ama ülkemizin her tarafı, dünyanın hiçbir yerinde olmayan tarih ile bezenmiş... Bunun da gerisine gitmek istiyorum. Burası Mu adası...</p>

<p>Dünyanın ilk oluşumu döneminde Pasifik Okyanusunda Antartika’nın çok daha büyüğü olan, Avustralya kıtası büyüklüğünde, batık adadır; Mu adası... James Churchward tarafından yapılan incelemeyi Mustafa Kemal Atatürk fark eder ve kendisinden raporlar ister... Gelen raporlar, ikiye bölünen adada yaşayanların, bir kısmının Güney Amerika, bir kısmının Asya kıtasına çıktığını, Amerika kıtasına çıkan kişilerin, İnka, Maya, Aztek ve Kızılderili tarihini oluşturulduğunu gösteriyor. Bu tarihi bulgular da, tarihin çok eski bir döneme dayandığını gösterir. İşte asıl önemli olan nokta, burada ortaya çıkıyor. M.Ö. 12000 yılında Pasifik’te battığı sanılan ve Mu diye adlandırılan bu kara parçası ve buradan Türkistan’a ve Amerika’ya sığınan halk topluluklarındaki ortak öğeleri açıklayan “Batan Mu Kıtası” adlı eserini 1934-1935 yıllarında yayınlamış. Meksika’daki işgüderimiz (diplomatımız), 1935’in baharında Atatürk’ün dikkatini Maya dili üzerine çekmiştir.</p>

<p>Bunu fark eden Mustafa Kemal Atatürk James Churchward’dan düzenli olarak raporlar ister. Bu raporlar, Mu’nun eski kültürünü, dinini, mitolojisini ve kozmogonisini (evrenin doğumu), bir yandan Uygurların Gobi Çölündeki merkezleri olan Karahoto’da, öbür yandan da Mayaların Meksika’da Yucatan Yarımadasında bıraktıkları kalıntılarının incelendiğini ve bunları eski Mısır, Sümer, Hitit, Hint ve Çin mitolojisi ve dini ile karşılaştırmak yoluyla yorumlandığını görüyoruz. 1937’de Atatürk bir fikir edinmek üzere bu konuyu anlatan 5 cildi 8 gün içinde Türkçeye çevirtmiştir (yayımlanmamış Türkçe metin Dil Kurumu kitaplığındadır).</p>

<p><br />
1935 yılında Meksika Büyükelçiliği’ne Tahsin Mayatepek’i, “Güneş-Dil teorisini de desteklemek amacına yönelik şekilde görevlendirir. Bir vakitler Pasifik Okyanusu’nda büyük bir medeniyet merkezi olarak yer alan ve sonradan büyük depremlerle sular altında kalarak batmış, kaybolmuş bulunan Mu Kıt’ası ve bunun üzerinde oluşup; çok yüksek seviyeye ulaşmış Mu Medeniyeti hakkında bilgi toplamasını, o arada Türkler’in Mu kökenli olup olmadıklarını araştırmasını ve ayrıca Türkçe ile Maya dili arasındaki ortak noktaları, birliktelikleri ve -varsa- örnek ifadeleri, sözleri tespit etmesini” ister. Bunun üzerine Meksika’ya giden Tahsin Mayatepek, M.Ö. 200.000 ile 70.000 yılarına ait bilgileri içeren Meksika tabletlerini inceleyerek, günümüzden 12.000 yıl önce yok olan yüksek medeniyet merkezi Mu Kıtası ile ilgili bilgileri toplar.</p>

<p>Tahsin Bey'in asıl görevi Maya dilinin öz Türkçe ile olan benzerliğini ve Maya tabletlerini araştırmaktı. Meksika'ya gitmesinden bir müddet sonra, Etnografya Müzesi'nden kimi görevlileri yanına gönderdiler. Ekibin araştırma sonucu, 3 ciltlik bir kitap haline getirilerek Atatürk'e sunuldu. Kitaplarda: Maya, Aztek ve İnka uygarlıklarının kullandığı eşyaların, Türklerin kullandığı eşyalara ne denli çok benzediği, hatta davul ve kalkanlarında kullandıkları ay ve yıldızın Türk Bayrağındaki ay ve yıldızdan hiçbir farkı bulunmadığı açıkça kanıtlanıyordu.</p>

<p>Atatürk’ün el yazısı notları ile şöyledir: “Mu Kıt’ası’nın mukaddes esrarlı yazılarından alınma Naakal tabletleri, Naga sembol ve harfleriyle yazılmıştır. Menkabelerin (meşhur kişilerin hayat hikayesi) söylediğine göre ana vatanda yazılmış, ilk defa olarak Burma ve sonra Hindistan’a getirilmiştir. (…) Ekseriyetle daha şimalde yahut Uygur işaret ve harfleriyle yazılmıştır. İki kısımda da hakikat olan, yazının ana vatan, Mu alfabesiyle olmasıdır.</p>

<p>Atatürk’ün ölümünden sonra, gerekli araştırmalar yapılmadığı için, bazı konulara kesinlik kazandırılamamış olabilir ama dünya tarihinde en eski yazıtların Türkçeye benzemesi de ayrıca hassasiyet gösterilmesi gereken bir konu...</p>

<p>Kısaca Türkçemizin tarihinin ne kadar uzun bir tarihi olduğunu, bunun değerinin ancak 749 yıl önce fark edildiğini, yazık ki günümüzde bile yeterince fark etmeyenlerin olduğu net olarak görünmektedir.! Dilimizin,  Güneş Dil Teorisine göre, dünyada, dünyanın en eski dili olan Türkçemizi korumak, sahip çıkmak ve dilimizi daha da geliştirmek dileğiyle…</p>

<p>Ebru ÖZTÜRK</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/05/turkcenin-resmi-dil-olusunun-749-yili-kutlaniyor_6a0471c6b5712_h.jpg</image>
                                <category>GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/turkcenin-resmi-dil-olusunun-749-yili-kutlaniyor/12216</link>
                <pubDate>Wed, 13 May 2026 15:40:57 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Kızılay Kurban Bereketini Yıl Boyunca Sofralara Taşıyor</title>
                                    <description>Kurban Bayramı’nın bereketini yıl boyunca ihtiyaç sahiplerinin sofralarına taşıyan Türk Kızılay, kurban modeli ve kurban etlerinin kavurma konservelerine dönüştürülme sürecini İzmir’de kamuoyuyla paylaştı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>“Kurban Bereketini Yıl Boyu Yaşatıyorsan Hilal Olsun Türkiye” sloganıyla vekaletle kurban kesim kampanyasını başlatan Türk Kızılay, 20 yıldır başarıyla uyguladığı kurban modeli ve kurban etlerinin konserve haline getirilme sürecini İzmir’de tanıttı. Kurban Bayramı’nın bereketini yıl boyunca çoğaltan Kızılay; Diyarbakır, Van, Kayseri, Konya ve Ankara’daki modern kombinalarda hijyen kuralları ve İslami şartlara uygun olarak kesilen kurbanları, İzmir’de bulunan tesiste kavurma konservesine dönüştürerek yıl boyunca ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor.</p>

<p> </p>

<p>Türk Kızılay Genel Başkan Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz’ın katılımıyla İzmir’deki et kombina tesisinde gerçekleştirilen ziyarette, modern kombinalarda kesilen kurban etlerinin kavurma konservelerine dönüştürülme süreci kamuoyuyla paylaşıldı. Kızılay; vekâlet, bilgilendirme, kesim, konserveleme, dağıtım ve kesim sonrası bilgilendirmeden oluşan 6 aşamalı modeliyle ihtiyaç sahiplerinin yanında oluyor. Veteriner hekim ve din görevlileri gözetiminde, vekâlet sahibinin ismi okunarak ve noter denetiminde kesilen kurbanlar, hijyenik koşullarda uzun ömürlü kavurma konservelerine dönüştürülüyor. Kavurma konservesi olarak hazırlanan kurban etleri, Kızılay şubeleri aracılığıyla yıl boyunca ihtiyaç sahiplerine ulaştırılırken, Kızılay aşevlerinde sıcak yemek olarak da sunuluyor. Filistin için hazırlanan konserveler bölgeye gönderilirken, yurt dışında kesilen kurbanlar ise taze et olarak doğrudan ihtiyaç sahiplerine dağıtılıyor. Kesimlerin tamamlanmasının ardından vekâlet sahiplerine SMS ve e-posta yoluyla bilgilendirme yapılıyor.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><strong>“Bağışçılarımızın emanetlerini hassasiyetle ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz”</strong></p>

<p><strong>Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz</strong>, bağışçıların emanetlerini güvenli ve şeffaf bir süreçle ihtiyaç sahiplerine ulaştırdıklarını belirterek şunları söyledi: “Bağışçılarımızın emanetlerini büyük bir hassasiyetle ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Modern kombinalarda, İslami usullere ve hijyen standartlarına uygun şekilde kesilen kurbanları kavurma konservelerine dönüştürerek kurban bereketini yıl boyunca sofralara taşıyor, dayanışmayı büyütüyoruz. Uzun süreli raf ömrüne sahip konserve modelimiz sayesinde kurban bereketini yıl boyunca yaşatıyoruz.”</p>

<p> </p>

<p>Kızılay, bu yıl Türkiye, Gazze/Filistin ve 30 ülkede milyonlarca ihtiyaç sahibine ulaşmayı hedefliyor. Bu yılki vekâlet bedelleri yurt içi ve Gazze/Filistin’de 17 bin 250 TL, yurt dışında ise 6 bin 350 TL olarak belirlenirken; vekâletler, Kızılay’ın resmi internet sitesi <a href="http://www.kizilay.org.tr/" target="_blank">www.kizilay.org.tr</a>, Kızılay Mobil Bağış Uygulaması, yurt içinde 168 / yurt dışında 0 212 168 00 00 numaralı ücretsiz danışma ve bağış hattı ile ülke genelindeki Kızılay şubeleri üzerinden verilebiliyor. Kızılay ayrıca kurban hisse bedellerinde 2 ila 4 taksit imkânı da sunuyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/05/turk-kizilay-kurban-bereketini-yil-boyunca-sofralara-tasiyor_6a0400c1ebf90_h.jpg</image>
                                <category>GENEL</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/turk-kizilay-kurban-bereketini-yil-boyunca-sofralara-tasiyor/12214</link>
                <pubDate>Wed, 13 May 2026 07:38:39 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
