<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Şehri Söz/ Türkiye haberleri - Kültür-Sanat</title>
        <description>Ege Gazeteleri, Erzurum Gazeteleri, son dakika, yerel haber</description>
        <link>https://www.sehrisoz.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 17:43:25 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>ERDEF&#039;den 12. Erzurum Tanıtım Günleri İçin Yoğun Hazırlık</title>
                                    <description>Ankara Erzurum Dernekler Federasyonu (ERDEF), 22-25 Ekim tarihleri arasında Ankara&#039;da düzenlenecek 12. Erzurum Tanıtım Günleri için hazırlıklarını aralıksız sürdürüyor. Organizasyon öncesinde hem kamu kurumlarıyla istişarelerde bulunan hem de basın mensuplarıyla bir araya gelen ERDEF yönetimi, etkinliğin Erzurum&#039;un tanıtımına önemli katkılar sağlayacağını belirtti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Erzurum Dernekler Federasyonu (ERDEF), 22-25 Ekim tarihleri arasında Ankara’da düzenlenecek 12. Erzurum Tanıtım Günleri için hazırlıklarını aralıksız sürdürüyor. Organizasyon öncesinde hem kamu kurumlarıyla istişarelerde bulunan hem de basın mensuplarıyla bir araya gelen ERDEF yönetimi, etkinliğin Erzurum’un tanıtımına önemli katkılar sağlayacağını vurguladı.</p>

<p> </p>

<p>ERDEF Genel Başkanı Alpay Bektaş, Başkan Vekili Arif Patik, Başkan Yardımcısı Nurullah Akçin ve Yönetim Kurulu Üyesi Recai Çelik’ten oluşan heyet, Erzurum Valisi Aydın Baruş’u makamında ziyaret etti. Görüşmede, 12. Erzurum Tanıtım Günleri’nin hazırlıkları, organizasyon süreci ve etkinliğin Erzurum’a sağlayacağı katkılar değerlendirildi.</p>

<p> </p>

<p>Vali Baruş ziyaretinin ardından temaslarını sürdüren ERDEF heyeti, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer ve Erzurum Ticaret Borsası (ETB) Başkanı Hakan Oral’ı da ziyaret etti. Görüşmelerde, Tanıtım Günleri’nin kapsamı, kurumların organizasyona vereceği destek ile Erzurum’un kültürel, turistik ve ekonomik değerlerinin Ankara’da en iyi şekilde tanıtılmasına yönelik yapılacak çalışmalar ele alındı.</p>

<p> </p>

<p>ERDEF yönetimi, gerçekleştirdikleri ziyaretlerde gösterilen ilgi ve misafirperverlikten dolayı kurum yöneticilerine teşekkür ederek, 22-25 Ekim tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek 12. Erzurum Tanıtım Günleri’ne davette bulundu.</p>

<p> </p>

<p>Hazırlık çalışmalarını sürdüren ERDEF yönetimi, daha sonra ARAS TV’de gazetecilerle bir araya gelerek organizasyona ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p> </p>

<p>Toplantıda konuşan ERDEF Genel Başkanı Alpay Bektaş, Tanıtım Günleri’nin Erzurum’un kültürel, turistik ve ekonomik potansiyelini başkentte tanıtmak adına önemli bir organizasyon olduğunu söyledi.</p>

<p> </p>

<p>Hazırlıkların büyük bir titizlikle sürdürüldüğünü ifade eden Bektaş, “22-25 Ekim tarihlerinde Ankara’da gerçekleştireceğimiz 12. Erzurum Tanıtım Günleri için yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Erzurum’un yöresel ürünlerini, zengin mutfağını, el sanatlarını, kültürel mirasını ve turizm değerlerini en iyi şekilde tanıtacağız. Şehrimizde faaliyet gösteren tüm esnafımızı, üreticilerimizi ve yöresel ürün satıcılarımızı bu büyük organizasyonda yer almaya davet ediyoruz. Erzurum’un sahip olduğu değerleri Ankara’da en güçlü şekilde tanıtmak için tüm imkânlarımızı seferber edeceğiz.” dedi.</p>

<p> </p>

<p>Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bektaş, bu yıl düzenlenecek 12. Erzurum Tanıtım Günleri’nin önceki yıllara göre daha geniş katılımla gerçekleştirilmesini hedeflediklerini belirtti. Toplantı, karşılıklı görüş alışverişinin ardından sona erdi</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/07/erdefden-12-erzurum-tanitim-gunleri-icin-yogun-hazirlik_6a4e9c38e392c_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat,Yerel</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/erdefden-12-erzurum-tanitim-gunleri-icin-yogun-hazirlik/12504</link>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 19:56:45 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sözün Şehri: Edebiyatın Toplumsal Hafıza İnşasındaki Rolü</title>
                                    <description>Türkiye&#039;nin UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı&#039;nda &quot;Edebiyat Şehri&quot; unvanını alan ilk ve tek şehri olan Kahramanmaraş, köklü edebiyat geleneği ve kültürel birikimiyle dikkat çekiyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'nda "Edebiyat Şehri" unvanına sahip ilk ve tek şehri olan Kahramanmaraş, uluslararası tanıtım programıyla İstanbul'da kültür, sanat ve medya dünyasının temsilcileriyle buluşmaya hazırlanıyor. 19 Haziran'da Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilecek programda, Kahramanmaraş'ın UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı sürecinin yanı sıra şehrin kültürel kalkınma vizyonu, edebiyat turizmi potansiyeli ve uluslararası hedefleri de kamuoyuyla paylaşılacak. Ben de bunun üzerine birkaç söz etmek isterim.</p>

<p> </p>

<p><em>Cümleler, Binalardan Uzun Ömürlüdür</em></p>

<p> </p>

<p>Her toplumun belleği, taşıdığı sözlerle ölçülür. Bir şehir; onun binalarından değil, o binalar yıkıldıktan sonra da yaşamaya devam eden sözlerle hatırlanır. Akropolis Atina'nın simgesi; ama Atina'yı gerçek anlamda ölümsüz kılan Sokrates'in soruları, Aristoteles'in düşüncesi, Sofokles'in trajedi anlayışı. Taştaki yapıdan çok önce kalplerde ev tutmuş bunlar.</p>

<p> </p>

<p>Kahramanmaraş için de bu ilke geçerli. Şehrin fiziksel tarihi değerli; ama onu gerçekten özgün kılan şey beş yüz yıldır kesintisiz üretilen edebi geleneği. Bu geleneğin en derin işlevi yalnızca estetik üretim değil, <strong>toplumsal hafızanın inşası</strong>. Bir şiir; güzel sözler demeti değil — o şiirde bir şehrin sesi, acısı, direnci ve kimliği depolanmış.</p>

<p> </p>

<p>Bu yazıda şunu düşünmek istiyorum: Kahramanmaraş'ın şairleri yalnızca bireysel eserler bırakmadılar — aynı zamanda bu şehrin kim olduğuna dair kolektif bir anlatı kurdular. O anlatının ne olduğunu, nasıl aktarıldığını ve neden hâlâ yaşadığını.</p>

<p> </p>

<p><em>Dört Katmanlı Bir Hafıza</em></p>

<p><em> </em></p>

<p>Bu şehrin toplumsal hafızasına baktığımda dört katman görüyorum. Birbirini dışlamıyor bunlar — birbirini tamamlıyor ve her biri bir öncekiyle sessiz bir diyalog içinde.</p>

<p> </p>

<p><strong>Birinci katman: tasavvuf ve irfan hafızası.</strong> Halîlî-i Maraşî'nin 16. yüzyılda kaleme aldığı şiirler bireysel bir mistisizm değil, Halveti geleneğinin dervişleri arasında paylaşılan ve aktarılan bir kolektif maneviyatın taşıyıcısıydı. Ve bu katmanda beni en çok etkileyen şey şu: bu aktarım aileler aracılığıyla da ilerledi. Halîlî-i Maraşî'nin soyu köklü bir âlim ve sufi ailesiydi. Sünbülzâde Vehbî'nin babası ve dedesi de eser sahibi âlimler. Abdurrahim Karakoç'un babası hece vezninde şiirler yazan bir köylü; dedesi ve kardeşleri de şair. Edebiyatın Kahramanmaraş'ta bir nesil geleneği olduğunun kanıtı bu.</p>

<p> </p>

<p><strong>İkinci katman: halk sesi ve sözlü hafıza.</strong> Karacaoğlan'ın türkülerinin dört yüz yılı aşkın bir süre ağızdan ağıza aktarılması; bir yazma mecmuada değil, söylenerek yaşaması — bu bence en güçlü toplumsal hafıza örneği. Neden? Çünkü Karacaoğlan dili arındırdı, Güney Anadolu'nun canlı halk ağzını şiire taşıdı ve insanlar kendilerini doğrudan o şiirde buldular. Hafıza; ancak kendini tanıyan insanlar tarafından benimsenir ve taşınır. Karacaoğlan'ın dili halkı tanıdık kıldığı için hatırlanıyor. Abdurrahim Karakoç'un yüzden fazla şiirinin türkü olarak bestelenmiş olması, Mahzuni Şerif'in işitsel hafıza arşivleri — bu geleneğin sözlü ve müzikal boyutu hâlâ canlı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Üçüncü katman: entelektüel ve siyasal hafıza.</strong> Sünbülzâde Vehbî'nin kasideleri ve tarihleri; dönemin siyasi gelişmelerini, önemli kişiliklerini ve toplumsal dönüşümlerini kayıt altına aldı. Hamamcızâde Hâfız-ı Maraşî'nin Abdülmecîd dönemini anlatan tarih manzumeleri de öyle. Bu şairler yaşadıkları dönemin hafızasını şiir formatında arşivlediler. Gelecek kuşaklar bu şiirleri okuduğunda yalnızca güzel sözler değil, bir dönemin yaşanmış gerçekliğini de okuyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Dördüncü katman: modern kimlik edebiyatı.</strong> Yedi Güzel Adam halkası şehirden çıktı ama şehri taşıdı. Daha da önemlisi, Türk toplumunun kimlik krizini doğrudan ele aldı ve edebiyatı bir anlam aracı olarak konumlandırdı. Karakoç'un Diriliş kavramı yalnızca bireysel bir mistik deneyim değil, toplumsal hafızayı yeniden canlandırma projesinin adı. Özdenören'in hikâyelerindeki kopuk insanlar modernleşmenin toplumsal hafızayı nasıl tahrip ettiğini belgeler. Pakdil'in itirazçı nefesi egemen kültürel söyleme karşı alternatif bir belleğin ilanı. Bu nesil Kahramanmaraş'ı bir coğrafi mekân olmaktan çıkarıp anlam üretim merkezine dönüştürdü.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><em>Sözün Taşınması: Aileden Dergiye, Tekkeden Türküye</em></p>

<p>Toplumsal hafıza kendiliğinden aktarılmıyor. Her kuşak, bir öncekinden aldığını bir sonrakine vermek zorunda kalıyor. Bu aktarım çok farklı kanallardan akıyor. En eski ve en güçlü kanal: aile. Bir çocuk şair olan bir babanın evinde büyüdüğünde yalnızca şiir öğrenmiyor — kelimelerin ağırlığını, dilin sorumluluğunu ve ifadenin saygınlığını da öğreniyor. Kahramanmaraş'ta bu aile kanalının ne kadar güçlü işlediğini, yetiştirdiği nesillere bakınca anlıyorum.</p>

<p> </p>

<p>Orta Çağ'dan 20. yüzyıla kadar tekkeler ve dergâhlar da kritik bir kanal oldu. Kuddûsî'nin dergâhı, Hâmî-i Abdulgaffar Baba'nın Çarşı Tekkesi yalnızca ibadet mekânları değil, kültürel hafızanın deposu ve dağıtım merkeziydi. Bu kurumlar çözüldüğünde aktarım zinciri kırılmadı — bireyler ve aileler aracılığıyla sürdü.</p>

<p> </p>

<p>20. yüzyılda aktarım kanalı değişti: edebiyat dergileri. <em>Büyük Doğu, Edebiyat, Mavera, Hamle, Diriliş</em>... Bunlar yalnızca edebi metinlerin yayımlandığı platformlar değil, bir toplumsal hafıza ağının düğüm noktalarıydı. Nuri Pakdil'in <em>Edebiyat</em> dergisinin 1969'dan 1984'e kadar 159 sayı çıkması; dağılmış ve baskı altındaki bir topluluğu kültürel hafıza etrafında bir arada tutan bir yapıştırıcı işlevi gördü. Dergi yalnızca metin değil, bir topluluk bilinci üretiyordu.</p>

<p> </p>

<p>Ve hepsinin üzerinde, en geniş tabanlı kanal: türkü ve halk müziği. Okuryazarlık oranından bağımsız, her eğitim düzeyinden insanın katılabildiği bu aktarım biçimi Kahramanmaraş'ta özellikle güçlü işledi. Karacaoğlan'ın şiirlerinin bugün hâlâ halk türküsü olarak söyleniyor olması, dört yüzyıllık kesintisiz bir sözlü aktarımın kanıtı. Abdurrahim Karakoç'un <em>"Mihriban"</em>ı Türkiye'nin her köşesinde milyonlarca insanın hafızasına işlenmiş bir toplumsal bellek parçası.</p>

<p> </p>

<p><em>Edebiyatın Dört Toplumsal İşlevi</em></p>

<p><em> </em></p>

<p>Bu şehrin edebi geleneğine baktığımda dört işlev öne çıkıyor.</p>

<p><strong>Kimlik inşası.</strong> "Biz kimiz?" sorusunun en güçlü yanıtları şiirde saklı. Karacaoğlan'ın türküsünü söyleyen, Sünbülzâde'nin inceliğiyle birlikte âşığın ateşini taşıyan, Necip Fazıl'ın inadını ve Karakoç'un ufkunu içinde büyüten bir topluluğun kimliği var burada. Bu anlatıyı bilen ve taşıyan bir topluluk kendini kaybetmiyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Direniş hafızası.</strong> Bu şehrin edebi geleneğinde en çarpıcı ortak tema direniş. Necip Fazıl hapishanede yazdı ve susturulamadı. Pakdil baskı altında yayımladı ve eğilmedi. Mahzuni Şerif'in türküleri yasaklandı ama dillerden düşmedi. Bir topluluk kendi geçmişinde direniş örnekleri bulduğunda, bugün de direnebileceğine dair içsel bir inanç geliştiriyor. Kahramanmaraşlıların 6 Şubat'ın ardından kültürel üretimi sürdürmesi; bu hafızanın en somut tezahürüydü.</p>

<p><strong>Toplumsal eleştiri.</strong> Karacaoğlan zamandan şikâyet etti. Abdurrahim Karakoç 1960 sonrası Türkiye'sinin dönüşümünü şiirle karikatürize etti. Mahzuni Şerif sosyal içerikli türküleri nedeniyle hapsedildi. Bir topluluğun hafızasında eleştirel sesler varsa, o topluluk eleştirmeyi öğrenmiş demek. Bu demokratik ve sağlıklı bir toplumsal belleğin göstergesi.</p>

<p><strong>Acının anlamlandırılması.</strong> <wbr />Karacaoğlan'ın gurbet türküleri göçün acısını işledi. Karakoç'un <em>Yağmur Duası</em> kapalı göklerin altında kalmayı anlattı. Zarifoğlu'nun şiiri ölümü kuşların kanatlarında taşıdı. Ve 6 Şubat'ın ardından "edebiyat iyileştirir" demek; bu geleneğe güvenmekti. Acılar ancak anlatıya kavuşturulduğunda dayanılabilir hale geliyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/07/sozun-sehri-edebiyatin-toplumsal-hafiza-insasindaki-rolu_6a4d182b6daed_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/sozun-sehri-edebiyatin-toplumsal-hafiza-insasindaki-rolu/12494</link>
                <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İş Sanat Anadolu Sergileri, Erzurum’da</title>
                                    <description>İlk yılını geride bırakan Anadolu Sergileri’nin yeni seçkisi, halk oyunları ve gündelik yaşamdan coşkulu sahneleriyle bu toprakların kültürel zenginliğini yansıtıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndan yapılan özel seçkileri sanatseverlerle buluşturan <strong>Herkes İçin Sanat: Anadolu Sergileri</strong>, birinci yıldönümünü <strong>Erzurum</strong>’da kutluyor. Sanat eserlerinin ülkemizin her köşesinde erişilebilir olmasını hedefleyen Anadolu Sergileri’nin <strong>“Coşku”</strong>başlıklı yeni seçkisi, <strong>11-12 Temmuz</strong> tarihlerinde Yakutiye ilçesindeki <strong>Lalapaşa</strong> <strong>Şubesi</strong>’nde sanatseverlerle buluşuyor.</p>

<p>Yerel mirasla bağ kuran eserlerden oluşan bu seçki, yörenin halk oyunları, imece kültürü ve birlikte yaşama geleneği üzerine odaklanıyor. Kayıhan Keskinok, Hulusi Mercan, Kristin Saleri, Turgut Atalay, Jak İhmalyan ve Orhan Çetinkaya gibi değerli sanatçıların eserlerinin yer aldığı serginin odak noktasını; bayramların, düğünlerin ve kutlamaların coşkusu ve birlik duygusu şekillendiriyor.</p>

<p><strong><u>Ortak Kültürel Mirasımız Bugünün Kuşaklarıyla Bir Arada</u></strong></p>

<p><strong>Anadolu Sergileri</strong>, estetik nitelikleriyle olduğu kadar, tarihsel ve kültürel tanıklıklarıyla da büyük bir önem taşıyan sanat eserlerinin ülkemizin her köşesinde erişilebilir olmasını amaçlıyor. İş Bankası şubelerini geçici sanat mekânlarına dönüştüren sergiler, çocuk atölyeleri ve uzman sanat tarihçilerinin anlatımıyla destekleniyor.</p>

<p>Temmuz 2025’te Çal’da ilk adımını atan Anadolu Sergileri; Gelibolu’dan Antakya’ya, Midyat’tan İznik’e, Amasra’dan Eğirdir’e uzanan <strong>13 farklı durakta özel seçkileri</strong> sanatseverlerin beğenisine sundu. Bugüne dek 7 bini aşkın ziyaretçinin ilgisiyle karşılanan proje, Mercury Excellence Awards, MarCom, Sardis, Toplumsal Fayda ve İstanbul Marketing Awards gibi önemli platformlarda çeşitli ödüllere layık görüldü.</p>

<p><strong>Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi</strong>’nin öğrenme programlarının düzenli faaliyetlerinden biri olan ve sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılanan Anadolu Sergileri, ortak kültürel mirasımızı doğduğu topraklarda bugünün kuşaklarıyla buluşturmayı sürdürecek.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/07/is-sanat-anadolu-sergileri-erzurumda_6a4bdc26d0759_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/is-sanat-anadolu-sergileri-erzurumda/12487</link>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 19:44:40 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Çat’ta Ata Sporu Coşkusu: Geleneksel At Yarışları Nefes Kesti</title>
                                    <description>Çat Belediyesi’nin geleneksel hale getirdiği Mahalli At Yarışları’nın beşincisi, yoğun katılım ve büyük bir coşku içerisinde gerçekleştirildi. Ata sporunun yaşatıldığı organizasyon, kıyasıya mücadelelere ve renkli görüntülere sahne oldu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum’un Çat ilçesinde geleneksel hale gelen 5. Mahalli At Yarışları, Çat Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Çat Belediye Başkanı Arif Hikmet Kılıç’ın katkı ve destekleriyle, Çat ve Civar Köyleri Atlı Spor Kulübü Başkanı Mehmet Laçin’in öncülüğünde düzenlenen organizasyonda yarışlar, farklı kategorilerde büyük heyecana sahne oldu.</p>

<p> </p>

<p>Binlerce vatandaşın ilgi gösterdiği etkinliğe Çat Belediye Başkanı Arif Hikmet Kılıç’ın yanı sıra MHP Genel Başkan Başdanışmanı ve MYK Üyesi Prof. Dr. Muhammet Hanifi Macit, MHP Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül, MHP Yakutiye İlçe Başkanı Sinan Demir, CHP Erzurum İl Sekreteri Eda Akçalı, CHP Erzurum İl Başkan Yardımcıları Adnan Atalay ve Kerem Altın, MHP Erzurum İl Teşkilat Başkanı Cihan Aksakal, CHP Çat İlçe Başkanı Hüseyin Polat, MHP Çat İlçe Başkanı Şahin Sarı, Erzurum Ülkü Ocakları İl Başkanı Mevlüt Özcan, belediye meclis üyeleri, mahalle muhtarları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>

<p> </p>

<p>Adrenalin dolu anların yaşandığı yarışlarda sporcular dereceye girebilmek için kıyasıya mücadele etti. Organizasyon boyunca vatandaşlar hem ata sporunun heyecanını yaşadı hem de geleneksel kültürün yaşatılmasına tanıklık etti.</p>

<p> </p>

<p>Yarışlar sonunda İngiliz Grubu, A Grubu Arap Atları, B Grubu Arap Atları ve Kırma Grubu kategorilerinde dereceye giren sporcular ödüllerini protokol üyelerinin elinden aldı.</p>

<p> </p>

<p>Programda konuşan Çat Belediye Başkanı Arif Hikmet Kılıç, ata sporunun yaşatılmasının kültürel mirasın korunması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, Mahalli At Yarışları’nı geleneksel olarak sürdürmeye devam edeceklerini ifade etti.</p>

<p> </p>

<p>Etkinlik sonunda organizasyonda emeği geçenlere teşekkür edilirken, dereceye giren sporcular tebrik edildi. Çat’ta geleneksel hale gelen Mahalli At Yarışları, birlik ve beraberlik mesajlarının verildiği, kültürel değerlerin gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlayan önemli organizasyonlardan biri olarak bir kez daha büyük beğeni topladı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/07/post12481_6a4aa254caa4d_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat,Yerel</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/catta-ata-spuru-coskusu-geleneksel-at-yarislari-nefes-kesti/12481</link>
                <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 21:21:55 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Şenkaya’da Festival Coşkusu Başlıyor: Geri Sayım Başladı</title>
                                    <description>17-18-19 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenecek Şenkaya Festivali için geri sayım başladı. Üç gün sürecek festival boyunca hem manevi hem de kültürel yönü güçlü etkinlikler vatandaşlarla buluşacak. Şenkaya Belediye Başkanı Görbil Özcan, tüm vatandaşları ve gurbette yaşayan Şenkayalıları festivale davet etti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Şenkaya’da geleneksel hale gelen festival, bu yıl da dolu dolu bir programla gerçekleştirilecek. 17-18-19 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenecek festival kapsamında anma programlarından kültürel etkinliklere, konserlerden sosyal buluşmalara kadar birçok organizasyon yer alacak.</p>

<p> </p>

<p>Festivalin ilk günü, aziz şehitlerin anısına düzenlenecek anma programıyla başlayacak. Manevi atmosferin hâkim olacağı programın ardından festival etkinlikleri üç gün boyunca devam edecek.</p>

<p> </p>

<p>Şenkaya Belediye Başkanı Görbil Özcan, festival hazırlıklarının tamamlanmak üzere olduğunu belirterek, “Şenkaya’mızın birlik ve beraberliğini pekiştirecek, kültürel değerlerimizi yaşatacak festivalimiz için tüm hemşehrilerimizi ilçemize bekliyoruz. Özellikle gurbette yaşayan vatandaşlarımızı da bu coşkuyu birlikte yaşamaya davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p> </p>

<p>Festival süresince gerçekleştirilecek etkinliklerin, ilçenin sosyal ve kültürel hayatına katkı sunmasının yanı sıra Şenkaya’nın tanıtımına da önemli katkı sağlaması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/07/senkayada-festival-coskusu-basliyor-geri-sayim-basladi_6a4a72c9a837e_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/senkayada-festival-coskusu-basliyor-geri-sayim-basladi/12480</link>
                <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 18:02:51 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Atatürk Üniversitesi’nden Uluslararası Gurur: Asude Çelebioğlu 80 Ülke Arasında İkinci Oldu</title>
                                    <description>Atatürk Üniversitesi, bilimdeki başarılarını kültür ve sanat alanına da taşıyor. Özbekistan’da düzenlenen III. Uluslararası Makam Forumu’nda Türk Halk Müziği Anasanat Dalı 1. sınıf öğrencisi Asude Çelebioğlu, 80 ülkeden 250 katılımcı arasından ikincilik ödülünü kazanırken, Atatürk Üniversitesi uluslararası arenada Türkiye’yi başarıyla temsil etti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Sercan Çetin-Atatürk Üniversitesi sadece bilimsel başarılarıyla değil, kültür ve sanat alanındaki uluslararası başarılarıyla da adından söz ettirmeye devam ediyor. Akademik birikimini sanatla buluşturan üniversite, uluslararası organizasyonlarda elde ettiği derecelerle Türkiye’yi başarıyla temsil ediyor.</p>

<p> </p>

<p>Bu başarılara bir yenisi de Özbekistan’da düzenlenen III. Uluslararası Makam Forumu‘nda eklendi. Atatürk Üniversitesi Türk Mûsikîsi Devlet Konservatuvarı Türk Halk Müziği Anasanat Dalı 1. sınıf öğrencisi Asude Çelebioğlu, 80 ülkeden 250 katılımcının yer aldığı prestijli organizasyonda ikincilik ödülünü kazanarak hem üniversitesine hem de Türkiye’ye büyük gurur yaşattı.</p>

<p>Henüz birinci sınıf öğrencisi olmasına rağmen sergilediği üstün performansla dikkat çeken Asude Çelebioğlu, Türkiye’den yarışmaya katılan 16 temsilciyi ve çok sayıda uluslararası sanatçıyı geride bırakarak ülkemizi başarıyla temsil etti.</p>

<p> </p>

<p>Yarışmada Çelebioğlu’nun seslendirdiği eserlere, Atatürk Üniversitesi Türk Mûsikîsi Devlet Konservatuvarı Müdürü ve Müzikoloji Anasanat Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Nesrin Feyzioğlu ile Türk Sanat Müziği Anasanat Dalı öğretim üyesi, ud sanatçısı ve akademisyen Prof. Dr. İsmail Hakkı Gerçek ud eşliğiyle eşlik etti. Ekip, sergilediği performansla uluslararası jüri tarafından büyük beğeni topladı.</p>

<p>Yarışmaya hazırlık ve katılım sürecinde önemli emek veren isimlerden biri de Atatürk Üniversitesi Türk Mûsikîsi Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi Doç. Dr. İzzat Matyakubov oldu. Organizasyona katılımın sağlanması, hazırlıkların yürütülmesi ve sürecin koordinasyonunda özveriyle çalışan Matyakubov’un gayretleri, elde edilen uluslararası başarının önemli yapı taşlarından biri olarak değerlendirildi.</p>

<p>Yarışmaya sınırlı imkânlarla katıldıklarını ifade eden yetkililer, performansın yalnızca tek çalgı eşliğiyle icra edildiğini belirterek, üç ya da dört çalgıdan oluşan daha zengin bir enstrümantal altyapıyla sahne alınabilseydi büyük ödülün Türkiye’ye gelmesinin mümkün olabileceğini dile getirdi.</p>

<p> </p>

<p>Elde edilen bu uluslararası başarı, Atatürk Üniversitesi Türk Mûsikîsi Devlet Konservatuvarının nitelikli sanat eğitimini bir kez daha ortaya koyarken, genç yeteneklerin dünya sahnesinde önemli dereceler elde edebilecek donanıma sahip olduğunu da gösterdi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/07/ataturk-universitesinden-uluslararasi-gurur-asude-celebioglu-80-ulke-arasinda-ik_6a490ace42f77_h.jpg</image>
                                <category>Eğitim,Kültür-Sanat</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/ataturk-universitesinden-uluslararasi-gurur-asude-celebioglu-80-ulke-arasinda-ikinci-oldu/12477</link>
                <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 16:24:19 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Zekiye Çomaklı, Kara Fatma’nın Bilinmeyen Hayat Hikâyesini Anlattı</title>
                                    <description>Milli Mücadele’nin sembol isimlerinden, Erzurum Aşkaleli Üsteğmen Kara Fatma, vefatının 71. yılında Beyoğlu’nda düzenlenen tören ve panel programıyla dualarla anıldı. Anma programında, vatan uğruna verdiği mücadele ve maaşını Türk Kızılayı’na bağışlayan örnek kişiliği bir kez daha hatırlandı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Mücadele’nin kahraman isimlerinden, Erzurum’un Aşkale ilçesi doğumlu Üsteğmen Kara Fatma (Fatma Seher Erden), vefatının 71. yılında İstanbul Beyoğlu’nda düzenlenen anlamlı bir programla anıldı.</p>

<p> </p>

<p>Beyoğlu Kaymakamlığı ile Türk Kızılayı Beyoğlu Şubesi tarafından hazırlanan anma programı, Kulaksız Mezarlığı’nda bulunan anıt kabri başında saygı duruşu, İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.</p>

<p> </p>

<p>Törene Beyoğlu Kaymakamı Atakan Atasoy, Beyoğlu Belediye Başkan Vekili Sefer Karaahmetoğlu, Türk Kızılayı Beyoğlu Şube Başkanı Zafer Tahmaz, siyasi parti temsilcileri, ilçe idare amirleri, muhtarlar, Erzurum dernekleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Beyoğlu Türk Kızılayı Kadın Başkanı Erzurumlu Serap Öztürk ve yönetimi ile çok sayıda vatandaş katıldı.</p>

<p> </p>

<p>Programda konuşan Beyoğlu Kaymakamı Atakan Atasoy, Kara Fatma’nın Milli Mücadele’nin en önemli kahramanlarından biri olduğuna dikkat çekerek, “Üsteğmen Kara Fatma; vatan sevgisi, cesareti ve fedakârlığıyla Milli Mücadele’nin sembol isimlerinden biridir. Aziz ecdadımızın bizlere bıraktığı kutsal mirası gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Kendisini ve silah arkadaşlarını rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.” ifadelerini kullandı.</p>

<p> </p>

<p>Türk Kızılayı Beyoğlu Şube Başkanı Zafer Tahmaz ise Kara Fatma’nın örnek kişiliğine vurgu yaparak, “En ihtiyaç duyduğu dönemde devlet tarafından kendisine bağlanan maaşın tek kuruşuna dahi dokunmadan tamamını Kızılay’a bağışlayan bir savaş kahramanını anmak bizim için büyük bir vefa borcudur. Kendisini rahmet ve minnetle anıyoruz.” dedi.</p>

<p> </p>

<p>Anma programı kapsamında daha sonra Okçular Vakfı salonunda, moderatörlüğünü Işık Gençoğlu’nun yaptığı “Tarih, Hafıza ve Milli Mücadele” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panele film yapımcısı Galip Güner, tarihçi Dr. Zekeriya Türkmen ile yazarlar Mehmet Dağıstanlı ve Zekiye Çomaklı konuşmacı olarak katıldı.</p>

<p> </p>

<p>Panelde konuşan yazar Zekiye Çomaklı, hemşehrisi olan Kara Fatma’nın hayatını ve ailesini anlatmaktan gurur duyduğunu belirterek, Fatma Seher’in Erzurum’un Aşkale ilçesine bağlı Çay köyünde dünyaya geldiğini, Balkan Savaşı’nda eşi Derviş Bey ile birlikte cephede mücadele ettiğini, eşinin Sarıkamış’ta şehit olmasının ardından Mustafa Kemal Paşa’nın huzuruna çıkarak yeniden cephede görev almak istediğini anlattı.</p>

<p> </p>

<p>Çomaklı, Mustafa Kemal Paşa’nın Fatma Seher’e silah kullanmayı ve ata binmeyi bilip bilmediğini sorduktan sonra aldığı cevaplar karşısında, “Bütün kadınlar senin gibi olsa idi Kara Fatma.” sözleriyle kendisine “Kara Fatma” adını verdiğini aktardı. Milli Mücadele sırasında yaklaşık 19 gün süren esaretten kurtularak yeniden müfrezesinin başına geçen Kara Fatma’nın üstün başarısı nedeniyle üsteğmen rütbesine yükseltildiğini, bu başarısının dönemin Amerikan basınında da “Orduda savaşan Türk kadını teğmenliğe yükseldi” başlığıyla yer bulduğunu ifade etti.</p>

<p> </p>

<p>Konuşmalarda ayrıca, hayatının ilerleyen yıllarında devlet tarafından bağlanan aylığı, “Vatanım için savaştım.” diyerek Türk Kızılayı’na bağışlayan Kara Fatma’nın fedakârlığına dikkat çekildi. Ömrünün son dönemini Darülaceze’de geçiren Milli Mücadele kahramanı Kara Fatma’nın 2 Temmuz 1955 tarihinde hayatını kaybettiği hatırlatıldı.</p>

<p> </p>

<p>Anma programı, panelin ardından katılımcılara geleneksel “Kara Fatma Çorbası” ikram edilmesiyle sona erdi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/07/erzurumlu-ustegmen-kara-fatma-vefatinin-71-yilinda-beyoglunda-dualarla-anildi_6a47920edded1_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/zekiye-comakli-kara-fatmanin-bilinmeyen-hayat-hikayesini-anlatti/12470</link>
                <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 13:39:04 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Ömer Yaşar Özgödek: “Erzurum’un Geleceği Ortak Akıl ve Cesur Kararlarda Gizli“</title>
                                    <description>Binlerce yıllık tarihi, kültürel mirası ve stratejik konumuyla Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olan Erzurum, neden yıllardır “Sahipsiz Erzurum” söylemiyle anılıyor? Araştırmacı-Yazar Ömer Yaşar Özgödek, Şehri Söz’e verdiği özel röportajda şehrin sorunlarını tarihsel, sosyolojik ve ekonomik yönleriyle değerlendirirken; sahipsizlik algısının nedenlerini, çözüm yollarını ve Erzurum’un geleceğine dair dikkat çeken önerilerini paylaştı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Röportaj- Sercan Çetin</p>

<p>Binlerce yıllık tarihi, medeniyetlere ev sahipliği yapan kültürel mirası, doğal güzellikleri ve turizm potansiyeliyle Erzurum, Türkiye’nin en özel şehirlerinden biri. Buna rağmen son yıllarda kamuoyunda en çok dile getirilen ifadelerden biri de “Sahipsiz Erzurum” söylemi.</p>

<p>Peki, gerçekten sahipsiz bir şehirden mi söz ediyoruz? Yoksa mesele, şehrin sahip olduğu değerlerin yeterince korunamaması ve ortak akılla yönetilememesi mi?</p>

<p>Bu soruları, Erzurum üzerine kaleme aldığı yazılarla dikkat çeken; eleştirilerinin yanında çözüm önerileriyle de öne çıkan Araştırmacı-Yazar Ömer Yaşar Özgödek ile konuştuk. Özgödek, aynı zamanda Erzurum Sevdası Dergisi Genel YayınDanışmanı ve Erzurum Turizm Tanıtım ve Kalkınma ve Dadaş Ocakları Derneklerinin Başkan Yardımcısı olarak şehrin geleceğine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong>Son yıllarda sıkça dile getirilen “Sahipsiz Erzurum”söylemine katılıyor musunuz? Bu algıyı nasıl tanımlarsınız?</strong></p>

<p>Bu önemli konuyu gündeme getirdiğiniz için teşekkür ederim. Bir şehirde halk ortak bir söylem geliştirmişse ve bu yıllarca sürüyorsa, orada yadsınamaz bir sorun var demektir. “Sahipsiz şehir” serzenişi salt duygusal bir sitem değil; arkasında ekonomik, mekânsal ve toplumsal psikolojinin yattığı yapısal bir kriz vardır.</p>

<p>Kent sosyolojisi literatüründe bu olgu, tek bir “sahipsizlik” kelimesinin ötesinde üç farklı kırılmaya tekabül eder: terk edilmiş şehir, geciktirilmiş şehir ve ihmal edilmiş şehir. Terk edilmiş şehirde devlet ve sermaye alandan radikal biçimde çekilir, nüfus hızla erir ve mekanlar metruklaşır. Geciktirilmiş şehirde nüfus ve potansiyel yerindedir ancak modern altyapı ve vizyoner yatırımlar sürekli ertelenir; şehir bürokratik bir arafta bırakılır. Erzurum özelinde yıllardır bitirilemeyen hızlı tren ve Karadeniz bağlantı tünelleri bu tabloya örnektir. İhmal edilmiş şehirde ise devlet fiziken vardır ama projeler vizyonsuzluk nedeniyle kentin ruhuna ve kimliğine sağırdır; tarihî hafıza hoyrat dönüşümlerle silinir, şehir yalnızca bir memur kenti veya ham madde kaynağı olarak görülür.</p>

<p>Sözün özü; Erzurum büyük oranda ihmal edilmiş şehirkategorisine girerken, projelerin sürekli ertelenmesi boyutuyla da kısmen geciktirilmiş şehir sarmalına itilmiştir. Bu nedenle “sahipsiz şehir” algısı, halkın gündelik hayatında karşılık bulan yapısal bir kırılmanın ifadesidir.</p>

<p><strong>"Bir şehrin “sahipsiz” olarak anılmasına yol açan temel nedenler nelerdir?</strong></p>

<p>“Sahipsizlik sendromu” sıradan yerleşimlerde değil, köklü geçmişe sahip, büyük potansiyeli olan tarihî kentlerde ortaya çıkar. Bu aslında bir çeperleşme krizidir. Yani şehrin merkezî sistemden koparak periferide kalması, kenar kent haline gelmesidir. Bir şehrin “sahipsiz” olarak anılmasına yol açan nedenler, aniden ortaya çıkan durumlar değil; yıllar içinde biriken yapısal, sosyal ve yönetsel ihmallerin sonucudur. Kent bilimciler ve sosyologlara göre bu süreci besleyen altı kırılma noktası vardır.</p>

<p>İlki, yerel demokrasi krizidir. Kararlar halkın rızası olmadan tepeden inme uygulanır, sivil katılım kanalları tıkanır. İkincisi, kentsel amnezi dediğimiz hafıza kaybıdır; tarihî ve kültürel miras korunmadığında kent kimliksiz yapılara ve sokaklara teslim olur. Üçüncüsü, mekânsal ve lojistik izolasyondur; meydanların, parkların yok edilmesi ve ulaşım–altyapı bağlarının kesintiye uğramasıyla şehir yalnızlaşır. Dördüncü kırılma, beyin ve sermaye göçüdür. Şehrin yetiştirdiği vizyoner akıl ve ticari güç tutulamaz, gelişmiş veya gelişmekte olan şehirlere kaptırılır. Beşinci kırılma, ekonomik sömürgeleşmedir; üretilen ham maddeler şehir içerisindekatma değerli ürünlere dönüştürülemez, zenginliğin kaymağı başka bölgelere gider. Sonuncusu ise sosyal çözülme ve biat paradoksudur. Halk koşulsuz kanaatkârlık içinde sandığı bir denetim aracı olarak kullanamaz; bu da yöneticilerde rehavet, halkta ise sesini duyuramama krizine yol açar.</p>

<p><strong>Erzurum özelinde bu algıyı besleyen faktörleri nasıl görüyorsunuz?</strong></p>

<p>Sercan Bey, Erzurum’da yerel demokrasi kanalları neredeyse tamamen tıkanmış durumda. Kararlar halkın ve sivil toplumun rızası alınmadan, sembolik toplantılarla ve bürokratik dayatmalarla uygulanıyor. Bu yaklaşım hem demokrasi krizini derinleştiriyor hem de kentsel vizyonsuzluğu besliyor; tarihi dokunun hoyratça silinmesiyle toplumda “bu şehre değer verilmiyor” algısı yaygınlaşıyor.</p>

<p>Kentsel dönüşüm politikaları asırlık mahalleleri çöküntü alanına çevirdi, ardından gelen soylulaştırma süreçleri kentin kimliğini yok etti. Erzurum’un “kış şehri” gerçeği unutuldu; yanlış peyzajlar, karla mücadeledeki aksaklıklar ve yüksek ısınma maliyetleri yaşamı çekilmez hale getirdi. Bitmeyen tünel ve hızlı tren projeleri şehri kronik bir geciktirilmiş şehir sarmalına soktu.</p>

<p>Eğitimli nüfusun göçüyle şehir “amatörlerin elinde kalmış” bir görüntü veriyor. Hayvancılık potansiyeli katma değere dönüştürülemedi; Erzurum ucuz hammadde kaynağına indirgenerek ekonomik ve politik açıdan açıkça sömürüye uğradı.</p>

<p>Siyasi açıdan ise koşulsuz destek Erzurum’u merkez nezdinde “çantada keklik” seçmen deposuna çevirdi. Halk bu gücü pazarlık unsuru olarak kullanamadı; sandık hesap sorma mekanizması olmaktan çıktı. Sonuçta yerel kadrolarda kibir ve duyarsızlık kökleşti, toplumda derin bir sahipsizlik hissi doğdu.</p>

<p>Anlayacağınız; Erzurum’un sorunu sadece altyapı değil, aynı zamanda demokrasi, ekonomi ve siyaset alanında kökleşmiş bir sahipsizlik algısıdır.</p>

<p><strong>“Sahipsiz şehir” algısının kronikleşmemesi için hangi köklü adımlar atılmalı? </strong></p>

<p>Açık konuşmak gerekirse, bu algı artık kronikleşmiş durumda. O yüzden mesele “kronikleşmesin diye ne yapmalı” değil; “nasıl ortaya çıktı ve neden köklü hale geldi” sorusudur. Erzurum’da sahipsizlik bir gecede oluşmadı; Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren plansız fonlama, merkezdeki yapısal körlük ve şehrin stratejik öneminin doğurduğu ertelenmişlik sürecinin sonucudur.Osmanlı’da güçlü bir sivil irade ve ticaret burjuvazisine sahip olan Erzurum, savaşlar ve göçlerle nüfusunu kaybetti. Cumhuriyet’te ise garnizon şehri olarak konumlandırıldı. Demiryolu erken dönemde getirildi ama 1952’de NATO’ya girişle birlikte Erzurum kalkındırılacak bir merkez olmaktan çıkarıldı; Sovyet tehdidine karşı “geciktirilmiş savaş alanı” olarak görüldü. Bu askeri kodlama şehrin kaderini değiştirdi. Modern altyapı ve vizyoner projeler sürekli ertelendi. Düşünün, Erzurum sanayi elektriğine ancak 1960’larda kavuştu. Bugün hâlâ Kop ve Kırık tünelleri, hızlı tren ve raylı sistem projeleri yıllardır bitirilemiyor. İşte bu da Erzurum’un ertelenmiş şehir geleneğinin güncel örneği.</p>

<p><strong>Gelelim bu sahipsizlik sendromunun ikinci büyük sebebine: Ekonomik tercihler.</strong></p>

<p>Erzurum’un hikâyesi aslında çok net. 1930–1980 arasındaki korumacı dönemde muazzam hayvancılık potansiyeli entegresanayiye dönüştürülemedi; şehir batının ucuz et deposu olarak kaldı. 1980’lerde dışa açılınca sanayisi zayıf bırakılmış Erzurum büyük bir şok yaşadı, yerel sermaye çöktü ve şehir kamu yatırımlarına bağımlı hale geldi. Böylece girişimcilik boğuldu, ekonomi memur, emekli ve öğrencinin harcamalarına sıkıştı. Sonuç ne oldu? Erzurum çevre illerden göç aldı ama kendi yetiştirdiği nitelikli insanı tutamadı. Vizyoner ve sermaye sahibi kesim batıya gitti, şehrin sivil hafızası çöktü.Ekonomideki körlük mekânları da vurdu. Tarihi doku turizme kazandırılmak yerine yok edildi. 1990’lardan itibaren yıkım ve kent pornografisi akımları ortaya çıktı; enkazlar nostalji nesnesine dönüştü.2000’li yıllarda ise kentsel dönüşüm, inşaat ekonomisine indirgenerek lüks ancak kimliksiz projelerin yaygınlaşmasına neden oldu. Bunun en acı tarafı ise Erzurumlunun aidiyet duygusunun derinden yara alması oldu.</p>

<p>Ve işin en acı tarafı, siyasi boyutudur...</p>

<p>Erzurum, tarihsel sembolizmi ve devletine bağlılığı nedeniyle merkezi hükümetlere her dönem koşulsuz siyasi destek verdi. Halk bu sadakat karşılığında ayrıcalıklı muamele bekledi; ancak bu “kentsel sadakat” zamanla dezavantaja dönüştü. Ankara bürokrasisi Erzurum’u “çantada keklik” gördü, yatırımlar ertelendi. Yerel bütçeler ve yardımlar yapısal sorunları çözmek yerine günübirlik dağıtımlarla yoksulluğu yönetmeye ve seçmen biatini sağlamaya yöneltildi. Sonuçta halk, sürekli ertelenmenin ve çantada keklik görülmenin farkına vardı. Bugün konuşulan derin sahipsizlik hissi, kentin içine kapanarak kırgın bir sessizliğe gömülmesinin ifadesidir.</p>

<p><strong>Sizce bir şehri sahipsizlikten kurtaran unsurlar nelerdir? Fiziki yatırımlar mı, yoksa kültür, sanat, özgür düşünce ve sosyal yaşam mı?</strong></p>

<p>Açık konuşayım; cevap elbette hepsi ama en tepeye özgür düşünceyi koymak zorundayız. Bir şehrin sorunu ne olursa olsun, çözüme giden yol o sorunun rahatça dillendirilmesinden, tartışılmasından ve fikir üretilmesinden geçer. Bu da ancak özgür bir ortamda olur. </p>

<p>Dünyada bu sahipsizlik hissini, bu kentsel çöküşü en radikal şekilde yaşamış şehirler var: Amerika’da Detroit, İngiltere’de Sheffield, Fransa’da Marsilya, İtalya’da Napoli... Peki, bu adamlar nasıl ayağa kalkmış biliyor musun? Öyle mucize falan beklememişler; oturup derslerine çalışmışlar. Şehirler sahipsizlikten çıkarken mucize beklemediler; önce lojistik ve ulaşım krizlerini çözdüler. Ağır sanayi yerine çağı yakalayıp yazılım ve tasarıma yöneldiler. İçlerinde biriken öfke ve dışlanmışlığı sanata dönüştürdüler; sinema, müzik ve sporla güçlü bir kentsel gurur ve sivil direniş ruhu kurdular.Şehirlerini bir yıkım veya kent pornografisi malzemesi yapmadılar; aksine tasarım ve eğitim merkezlerine çevirdiler. Okulların kalitesini artırıp kentsel bilinci ders kitaplarına koydular. Devletten beklemek yerine yerel sivil organizasyonlarla harekete geçtiler; metro ve otobüs duraklarını sanat galerisi gibi tasarladılar. En önemlisi, geçmişin şaşalı özlemini bırakıp planlı küçülmeyi kabul ettiler. Mevcut nüfusa göre kompakt ve ekolojik şehirler kurdular, sokakları suç örgütlerine bırakmadılar.</p>

<p>Tabi ki bizim idari ve toplumsal yapımız farklı. O yüzden bu reçeteyi Erzurum’un kendi genetiğine, kendi kabiliyetlerine göre uyarlamamız lazım. Dönüp kendimize baktığımızda yapacaklarımız çok net:</p>

<p>Her dönem farklı bir STK başkanının liderlik edeceği bağımsız bir Lojistik ve Ulaşım Platformu kuracağız. Bu platform sorunları sürekli gündemde tutacak, Ankara’ya karşı güçlü bir lobicilik yapacak. Ticaret Odası, Esnaf Odası, üniversite ve iş dünyası el ele vererek ekonomiyi KOBİ, kooperatif ve küçük çiftçi merkezli bir yapıya oturtacağız; yazılım sektörüyle entegre edeceğiz. Erzurum artık batının ucuz hammadde deposu olmayacak.</p>

<p>Vatandaş olarak hepimiz birer sivil toplum gönüllüsü olacağız. Kent Konseyi bağımsız hale gelecek, halk karar süreçlerine katılacak. Tarihi dokumuzu koruyacağız; kültür bütçeleri gösterişli şenliklere değil, yerel sanatçılara ve samimi etkinliklere aktarılacak. Gençlerimizi sporla, mahalle turnuvalarıyla yeniden sahaya çekeceğiz. Erzurumspor kent markası olarak korunacak, kış sporları altyapısı güçlendirilecek.</p>

<p>Ve en önemlisi: Gerçekçi olacağız. Metropol hayallerini bırakıp planlı küçülmeyi, kompakt ve ekolojik bir şehir olmayı öğreneceğiz. Merkezi hükümetten de artık hayali vaatler değil, nokta atışı yatırımlar bekleyeceğiz.</p>

<p>Son olarak sokaklarımıza sahip çıkacağız. Suç örgütlerine, çetelere geçit vermeyeceğiz; ihbarla, şikayetle alanlarını daraltacağız. Emniyetin metruk alanları yıkması iyi bir adım ama yetmez; organize suç yapılarının üzerine çok daha sert gidilmeli.</p>

<p>Anlayacağınız; Erzurum’u özgür düşünce, sivil irade ve planlı direniş kurtaracak. Yol belli, yeter ki o iradeyi ortaya koyalım.</p>

<p><strong>Bir şehrin sahipsizlikten çıkıp güçlü bir kimlik kazanması için hangi zihniyet değişimi gerekiyor?</strong></p>

<p>Erzurum’un geleceği hassas bir dengede duruyor. Bu denge ne körü körüne büyümek ne de tamamen küçülmekten ibaret; mesele kontrollü ve nitelikli bir odaklanmadır. Çünkü Erzurum coğrafyası ve iklimi gereği sınırsız büyümeye uygun değildir. Şehir ne kadar yayılırsa, kışın o kadar çok cadde temizlenecek, o kadar fazla altyapı götürülecek; bu da belediye bütçesini tüketir. En büyük sorun, tarihi çarşıların ve simgelerin beton kütleleriyle boğulmasıdır. Tarım arazilerini ve tarihi dokuyu imara açmak şehri çirkinleştirir. Öte yandan küçülmek de sahipsizlik sendromunu derinleştirir. Göç veren, genç nüfusunu kaybeden bir şehir Ankara’ya sesini duyuramaz. Çözüm, nüfusu zorla artırmak değil; mevcut nüfusu burada tutacak kaliteye odaklanmaktır. Şehir plancılığında buna Akıllı Akordeon denir. Erzurum’un kurtuluşu daha fazla betonla değil, elindeki potansiyeli katma değere dönüştürmekle mümkündür. Erzurum büyüklüğüyle değil; yaşam kalitesi, kültürü ve düzeniyle cazibe merkezi olduğunda o sahipsizlik sendromunu kendiliğinden yırtıp atacaktır.</p>

<p><strong>“Sahipsiz şehir” algısını değiştirmek için yerel yöneticiler, siyasetçiler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlara hangi sorumluluklar düşüyor?</strong></p>

<p>Erzurum’un kronikleşmiş “sahipsiz şehir” psikolojisini yenmek için artık sadece Ankara’yı suçlayan o kolaycı şikâyet kültürünü bırakmamız gerekiyor. Çözüm, rollerin yeniden dağıtılmasında. Yerel yöneticiler tarihi dokuyu korumalı, halkı katılımcı bütçe ve mahalle meclisleriyle sürece dahil etmelidir. Yoksulluğu günübirlik yardımlarla yönetmek yerine kooperatifler üzerinden üretim ve istihdamı artırmalıdır. Çantada keklik imajını yıkmalıyız. Kop ve Kırık tünelleri ile hızlı tren projeleri artık seçim vaadi olarak kabul edilmemeli ve bu vaatlere göre değil gerçekleşen hizmetlere göre oy vermeliyiz.  Sivil toplum ve akademi özgür düşünceyi savunmalıdır. İş dünyası araştırma fonları kurarak, Üniversiteleri sahaya indirmelidir, tarım ve hayvancılığı teknolojiyle buluşturmalıyız. Sahipsizlik kırgınlığını sanata ve spora dönüştürerek kentsel gururu yeniden inşa etmeliyiz. Vatandaşlar olarak yıkım fotoğraflarıyla nostalji üretmeyi bırakacak, ayakta kalan değerleri sahiplenip hesap soran kimliğe geçmeliyiz. Hamasi metropol hayallerini terk edip planlı küçülme ve yaşam kalitesine odaklanmalıyız. Biz asil ve büyük tarihi bir şehir hamasetinden kendimizi kurtarmalıyız</p>

<p><strong>Erzurum’un tarihî, kültürel ve turizm potansiyeli bu algıyı kırmak için yeterince değerlendiriliyor mu? Eksik kalan noktalar nerede?</strong></p>

<p>Bak bu soru aslında can damarımız. Soruna en net ve en yalın cevabı vereyim: Hayır, kesinlikle yeterince değerlendirilmiyor. Üzerimizde adeta bir hazinenin üstünde oturan ama o hazineyi nasıl harcayacağını bilemeyen bir şaşkınlık var. Bizim en büyük hatamız, korunması gereken asıl tarihi eserin Erzurum olduğunu düşünemedik. Turizmi ve tarihi sadece "Restore ettik, etrafını betonla açtık" sığlığına sıkıştırmak oldu. Kentin ruhunu, yani o turizm potansiyelinin hammaddesini yok ettik. Bak, dünyada Marsilya, Sheffield ne yapıyor? Eski dokuyu taş mimariyi yıkmıyor; o eski binaların içini genç yazılımcılara, sanatçılara, butik kafelere açıyor. Biz ise o yıkıntıları melankolik fotoğraflarla sosyal medyada paylaşarak sızlanmaktan öteye gidemedik. Gelen turist beton blok görmeye gelmiyor ki; o sokakların yaşanmışlığını, o sivil mimarinin ruhunu hissetmeye geliyor. Biz o ruhu dikey olarak ihya edemedik. Kültürümüzü ağıt ve protokol arasında sıkıştırdık. Kültürümüzü tek düzey kültürel şenlik ve festivallerde sıkıştırdık Sivil ve özgür sanatçıların, araştırmacıların önünü açıp bu mirası ulusal veya küresel sinemaya, ödüllü belgesellere, modern edebiyata aktaramıyoruz. Aidiyeti zayıf kendini ifade edecek kimliği bulmakta zorlanan gençlere sporun gücünü aşılayamıyoruz</p>

<p><strong>Son olarak, “Sahipsiz Erzurum” söyleminin tarihe karışması için ilk adımı kim atmalı ve nasıl bir yol izlenmeli?</strong></p>

<p>Bu hikâyede suçluyu uzaklarda aramayı, Ankara koridorlarına ya da bir sonraki seçim dönemine işaret etmeyi bırakmak zorundayız. Çok net ve amansız bir gerçekle yüzleşelim: İlk adımı ne Ankara atacak ne de yukarıdan aşağıya atanmış bürokratlar. “Sahipsiz Erzurum” söyleminin tarihe karışması için ilk adımı bizzat Erzurum’un sivil toplumu, ticaret odaları, baroları, yerel medyası ve kentin özgür düşünen entelektüelleri atmalıdır. Bu bir lütuf bekleme değil, tabandan yukarıya doğru bir Sivil Hak Arama ve Haysiyet Hareketidir. Erzurum’daki en büyük yerel demokrasi tıkanıklığı, kentin sorunlarını rasyonel şekilde eleştiren sivil aktörlerin, yerel elitler tarafından "küskünlük, dışlama veya bürokratik ceza" mekanizmalarıyla susturulmasıdır. İlk adım; ticaret odalarının, baroların, akademisyenlerin ve gazetecilerin bir araya gelerek siyasi biattan bağımsız, otonom bir "Erzurum Kent Platformu" kurmasıdır. Hak arama dili kişisellikten çıkarılıp kurumsal bir kent iradesine dönüştürüldüğü an, Ankara da yerel idare de bu sesi dinlemek zorunda kalacaktır. Yeni yol haritasında sivil toplum, yerel siyasetçilerin omuzlarına dikey bir sorumluluk yüklemelidir. Siyasetçiler, parti disiplininin ötesinde, Ankara koridorlarında ortak bir "Erzurum Lobisi" kurmaya tabandan gelen sivil baskıyla zorlanmalıdır. Sivil toplum ve yerel müteşebbisler, özellikle çevre illerden göçle gelen ve kentsel aidiyeti zayıf nüfus gruplarını dikey olarak örgütlemelidir. Kadın kooperatifleri, mahalle bazlı üretim atölyeleri ve tarım birlikleri tabandan kurulmalıdır. Kendi ekmeğini kooperatifleşerek kazanan ve belediye bütçesine göbekten bağlı olmayan vatandaş, kentsel haklarını daha gür sesle talep eden rasyonel birer denetçiye dönüşecektir. Aşık Reyhani’nin"Gidirem" deyişindeki o derin sosyolojik çığlık, barlarımızdaki o vakur duruş, sivil kültür-sanat fonları ve üniversite işbirlikleriyle ulusal/uluslararası sinemaya, belgesellere ve modern edebiyata dikey olarak aktarılmalıdır. Kültürel haysiyet, ezik bir sızlanma nesnesi olmaktan çıkarılıp küresel bir kent markası haline getirilmelidir.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/07/post12462_6a44f262f33bd_h.png</image>
                                <category>Kültür-Sanat,Yaşam</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/omer-yasar-ozgodek-erzurumun-gelecegi-ortak-akil-ve-cesur-kararlarda-gizli/12462</link>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:36:17 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sanatçı Serkan Kaya’dan Bursa’a övgü</title>
                                    <description>Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Bursa Kültür Yolu Festivali, dördüncü gününde de müzik dolu bir akşamı geride bıraktı. FSM Hastane Alanı’nda sahne alan Serkan Kaya, sevilen şarkılarını hayranlarıyla birlikte söyledi. Bursa için samimi mesajlarını da dile getiren sanatçı, alanı dolduran katılımcılar tarafından uzun süre alkışlandı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Serkan Kaya, konser boyunca hafızalarda yer etmiş şarkılarının yanı sıra yeni albümünde yer alan “Tanımam” isimli yepyeni şarkısıyla da sahnede coşku dolu anlara imza attı.  Festival alanını dolduran müzikseverler şarkılara hep bir ağızdan eşlik ederken, özellikle duygusal eserlere cep telefonlarının ışıklarıyla eşlik edilmesi konser alanında etkileyici görüntüler oluşturdu.</p>

<p dir="ltr">Konser sırasında Bursalı dinleyicileriyle de sık sık sohbet eden Serkan Kaya, şehre özel övgü dolu sözleriyle dinleyicilerden büyük alkış aldı. Keyifli konser akşamını sosyal medya üzerinden canlı yayın açarak takipçileriyle de paylaşan sanatçı, festival sayesinde şehirdeki hayranlarıyla buluştuğu için çok mutlu olduğunu da dile getirdi. </p>

<p dir="ltr">Bursa Kültür Yolu Festivali'nin ana sahnesi, festival boyunca birbirinden değerli sanatçıları müzikseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Konserlerin yanı sıra sergiler, atölyeler, söyleşiler, çocuk etkinlikleri ve gastronomi programlarıyla festival, 5 Temmuz tarihine kadar Bursa'nın farklı noktalarında ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/07/sanatci-serkan-kayadan-bursaa-ovgu_6a44db0a0b7e9_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/sanatci-serkan-kayadan-bursaa-ovgu/12460</link>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:14:08 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>33 Yıl 33 Can&quot; Anması Karaburun&#039;da Gerçekleştirildi</title>
                                    <description>Sivas Katliamının 33. yılı dolayısıyla, &quot;33 Yıl 33 Can&quot; mottosuyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından düzenlenen anma programı, Karaburun Ambarseki Mahallesi&#039;ndeki Kavimler Kapısında yoğun katılımla gerçekleştirildi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Katliamının 33. yılı dolayısıyla, "33 Yıl 33 Can" mottosuyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından düzenlenen anma programı, Karaburun Ambarseki Mahallesi'ndeki Kavimler Kapısında yoğun katılımla gerçekleştirildi.</p>

<p>Program, Şube Başkanı Hatun Güler'in açılış konuşmasıyla başladı. Ardından, Prof. Dr. Zuhal Okuyan moderatörlüğünde düzenlenen panelde, Eylem Şen, koordinatörlüğünü ve yönetmenliğini üstlendiği Madımak Hafıza Merkezi Sanal Müzesini katılımcılara tanıttı.</p>

<p>Panelin devamında, Haydar Ünal, katliam günü yaşadıklarını ve tanıklığını katılımcılarla paylaştı. Daha sonra Haydar Ünal'ın kaleme aldığı "Gelseydin O Gün" adlı şiir, Esen Gümüşçü, Selim Kalıç, Cansu Dokuyucu ve Esen Aşçı tarafından dramatize edilerek seslendirildi.</p>

<p>Anma programının son bölümünde ise Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, seslendirdiği türkülerle katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı. Program, yaşamını yitirenlerin anısını yaşatma ve toplumsal hafızayı canlı tutma vurgusuyla sona erdi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/33-yil-33-can-anmasi-karaburunda-gerceklestirildi_6a4244bc0d05b_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat,Yerel</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/33-yil-33-can-anmasi-karaburunda-gerceklestirildi/12457</link>
                <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 13:06:13 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Karayazı’dan Türkiye’ye Birlik Mesajı: Ters Lale Festivali’nde “Terörsüz Türkiye” Vurgusu</title>
                                    <description>Ege Bölgesi Erzurum Dernekler Birliği Federasyonu’na bağlı faaliyetlerini sürdüren İzmir Karayazılılar Derneği Başkanı Medeni Erdem, Karayazı Ters Lale Festivali’nin Terörsüz Türkiye” programı kapsamına alınmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, emeği geçen kurumlara teşekkür etti. Erdem, bu sürecin ilçenin huzur, güven ve kalkınmasına önemli katkılar sunacağını söyledi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Bölgesi Erzurum Dernekler Birliği Federasyonu’na bağlı faaliyetlerini sürdüren İzmir Karayazılılar Derneği Başkanı Medeni Erdem, Karayazı’da düzenlenen 2. Ters Lale Festivali kapsamında yaptığı açıklamada, ilçenin “Terörsüz Türkiye” sürecine dahil edilmesini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek emeği geçen kurumlara teşekkür etti.</p>

<p> </p>

<p>Festivalin, gurbette yaşayan Karayazılıları memleketlerinde buluşturmasının yanı sıra ilçenin doğal ve kültürel değerlerinin tanıtımına da önemli katkı sunduğunu ifade eden Erdem, huzur ve güven ortamının güçlenmesiyle bu tür organizasyonların daha da büyüyeceğini söyledi.</p>

<p>İzmir Karayazılılar Derneği olarak memleketle bağlarını hiçbir zaman koparmadıklarını belirten Erdem, Ters Lale Festivali’nin de bu bağları güçlendiren önemli organizasyonlardan biri olduğunu vurgulayarak, “Hemşehrilerimizi her yıl memleketimizde buluşturmayı sürdüreceğiz. Karayazı’nın doğal güzelliklerini, kültürel zenginliklerini ve birlik ruhunu daha geniş kitlelere tanıtmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Başkan Erdem, festival kapsamında Aydın Baruş ve Onur Titiz ile bir araya geldiklerini belirterek, Karayazı’nın “Terörsüz Türkiye” programına dahil edilmesinde gösterilen hassasiyet ve destekten dolayı teşekkür etti. Erdem ayrıca, organizasyonun başarıyla gerçekleştirilmesine sunduğu katkılar nedeniyle Zakir Salmanoğlu’na da teşekkür ederek, “Festivalimizin birlik ve beraberlik içerisinde gerçekleşmesine katkı sunan başta Erzurum Valimiz Sayın Aydın Baruş, Karayazı Kaymakamımız Sayın Onur Titiz, Ege Bölgesi Erzurum Dernekler Birliği Federasyonu Başkanımız Sayın Zakir Salmanoğlu ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Bu dayanışma, Karayazı’nın geleceği adına büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/post12446_6a3faa5716a2c_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat,Yerel</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/baskan-medeni-erdemden-terorsuz-turkiye-vurgusu-karayazinin-gelecegi-icin-onemli-bir-adim/12446</link>
                <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 13:43:28 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’nin ödüllü sanat eğitimi projesi “Bir Hayalin İzinde” üçüncü yılını tamamladı</title>
                                    <description>İstanbul Modern ve Bosch Ev Aletleri’nin hayat geçirdiği, kız öğrencileri sanat eğitimiyle buluşturan “Bir Hayalin İzinde” projesi üçüncü yıl mezunlarını verdi.

İstanbul Modern ve Bosch Ev Aletleri’nin, sanat eğitiminde toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği “Bir Hayalin İzinde” programı, üçüncü yıl eğitimlerini tamamladı. Program, sanata ilgi duyan ve yaratıcılığını geliştirmek isteyen genç kızlara ilham veriyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un farklı ilçelerindeki devlet okullarından seçilen lise öğrencileriyle sürdürülen program, üçüncü yılında 50 genç kızı daha mezun ederek toplamda 140 öğrenciyi hayalleriyle buluşturdu. İstanbul Modern Koleksiyonu’nda yer alan kadın sanatçılardan esinlenerek hazırlanan programda, öğrenciler, sanatçıların deneyimlerinden ilhamla kendi sanatsal ifade biçimlerini keşfetme fırsatı buldu. Program, seminer, atölye, branş dersleri ve çağdaş sanat tarihi eğitimlerinden oluşan zengin içeriğiyle dikkat çekti.</p>

<p> </p>

<p>“Bir Hayalin İzinde” projesi; akademisyenler, sanatçılar, küratörler ve müze uzmanlarıyla yürütüldü. Katılımcılar; resimden heykele, müzikten video sanatına kadar beş farklı branşta eğitim alırken, aynı zamanda sanat tarihine dair temel bilgiler, çağdaş sanatı anlama yöntemleri ve yaratıcı ifade araçlarıyla tanıştı. Programa eğitimci olarak katılanlar arasında Doç. Dr. Seda Yavuz, Burcu Perçin, Sibel Horada, Prof. Dr. Tuğçe Tuna, Asena Akan, Gül Ilgaz ve projenin aynı zamanda danışmanlığını yürüten Doç. Dr. Ebru Nalan Sülün gibi alanında uzmanlar ve sanatçılar yer aldı.</p>

<p> </p>

<p>Dokuz ay boyunca her hafta cumartesi günleri düzenlenen ücretsiz eğitimlerde, öğrenciler müze koleksiyonunu tanıma, sanat yapıtlarını analiz etme ve kendi üretimlerini gerçekleştirme fırsatı buldu.</p>

<p> </p>

<p>Bosch Ev Aletleri olarak bu anlamlı projenin bir parçası olmaktan gurur duyduklarını ifade eden Bosch Ev Aletleri Kıdemli Pazarlama Müdürü Özlem Koçdar, “Bosch Ev Aletleri olarak “Ev işi herkesin işi” söylemimizle eşitliği evden başlatıyor, ürünlerimizle hayatı kolaylaştırıyoruz. Bu yaklaşımımızı evin dışına da taşıyarak, “Bir Hayalin İzinde” projesi ile sanat eğitiminde fırsat eşitliği sorumluluğunu üstlendik. Sanata tutkuyla bağlı kız öğrencilerimizin hayallerine uzanan yolculuğuna destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz’ dedi. </p>

<p> </p>

<p>Kız öğrencilerine özel başlatılan ve üçüncü yılını tamamlayan ücretsiz programın öğrencilere çok yönlü ve yaratıcı bir öğrenme fırsatı sunduğuna dikkat çeken İstanbul Modern Eğitim Direktörü Neslihan Varol, “Programla, kız öğrencilerin çağdaş sanat alanında kendilerini ifade etme becerilerini geliştirmeye odaklanıyoruz. Bu projenin, öğrencilerimizin sanatla kurdukları bağı da giderek güçlendirdiğini gözlemliyoruz. Eğitimlerini tamamlayan mezunlarımız, İstanbul Modern’de gönüllü çalışmalara katılarak profesyonel dünyayla yaratıcı bir ortamda tanışma fırsatı buluyor. Üniversitelerin sanat fakültelerinde eğitimlerine devam eden öğrencilerimizin sayısı her yıl artıyor. Bu deneyimle yaşamlarında sanata kalıcı bir yer açmalarına katkı sağlıyoruz” diye konuştu. </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/turkiyenin-odullu-sanat-egitimi-projesi-bir-hayalin-izinde-ucuncu-yilini-tamamla_6a3ac2eec0c5a.jpg</image>
                                <category>Eğitim,Kültür-Sanat</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/turkiyenin-odullu-sanat-egitimi-projesi-bir-hayalin-izinde-ucuncu-yilini-tamamladi/12426</link>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 20:29:36 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İzmir’de Erzurum Rüzgârı: Bin Kişilik Gençlik Buluşması</title>
                                    <description>İzmir Erzurumlular Derneği Gençlik Kolları tarafından düzenlenen “Gençlik Buluşması”, 21 Haziran Pazar günü İzmir’de yoğun katılımla gerçekleştirildi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Erzurumlular Derneği Gençlik Kolları tarafından düzenlenen “Gençlik Buluşması”, 21 Haziran Pazar günü İzmir’de yoğun katılımla gerçekleştirildi.</p>

<p>Ege Bölgesi Erzurum Dernekleri Birliği Genel Başkanı Zakir Salmanoğlu, İzmir Erzurumlu Dernek Başkanı Nejmettin Akdemir ve Gençlik Kolları Başkanı Tunahan Akdemir öncülüğünde organize edilen program, bin kişiyi aşan katılımıyla dikkat çekti.</p>

<p>Programa ayrıca Ege Bölgesi Erzurum Dernekler Birliği Federasyonu Genel Başkan Vekili Mikail Aslan,  Ege Bölgesi Erzurum Dernekler Birliği Federasyonu Genel Sekreteri Bülent Eser, Ege Bölgesi Erzurum Dernekler Birliği Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Hayrettin Özdemir, İzmir Erzurumlular Dernek Başkan Vekili İş insanı Ali Sular, Teşkilat Başkanı Sanayici İş İnsanı Öner Meral, Erzurumlular Dernek Muhasibi Avukat Mustafa Şengül, Dernek Başkan Yardımcıları, İş İnsanları Vedat Çırak ve Gürkan Topaz ile çok sayıda siyasi temsilci ve dernek başkanları da katıldı.</p>

<p>Etkinlikte Erzurum kültürünün önemli değerlerinden çağ kebabı katılımcılara ikram edilirken, hemşehriler bir araya gelerek birlik, beraberlik ve dayanışma mesajı verdi. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği buluşma, samimi ve coşkulu atmosferiyle öne çıktı.</p>

<p>Program kapsamında yapılan konuşmalarda kültürel değerlerin yaşatılması, gençlerin bir araya getirilmesi ve hemşehri dayanışmasının güçlendirilmesi vurgulandı. Katılımcılar, bu tür organizasyonların devam etmesi gerektiğini ifade ederek etkinlikten duydukları memnuniyeti dile getirdi.</p>

<p>Dopdolu geçen “Gençlik Buluşması”, hem sosyal hem kültürel açıdan önemli bir buluşma olarak hafızalarda yer aldı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/post12424_6a3aa7cfca43a_h.png</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/izmirde-erzurum-ruzgari-bin-kisilik-genclik-bulusmasi/12424</link>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 18:23:34 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İzmir’de Erzurum Rüzgârı: Binlerce Kişi Kültür Şöleninde Buluştu</title>
                                    <description>İzmir Erzurum Kültür ve Dayanışma Vakfı’nın düzenlediği Geleneksel Piknik Şöleni, yaklaşık bin kişinin katılımıyla birlik ve beraberlik tablosuna dönüştü. Erzurum kültürü, halk oyunları, türküler ve yöresel lezzetlerle İzmir’de adeta yeniden hayat buldu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>1987 yılından bu yana Erzurum kültürünü yaşatmak, hemşehrilik bağlarını güçlendirmek ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla faaliyetlerini sürdüren İzmir Erzurum Kültür ve Dayanışma Vakfı, bu yıl da Geleneksel Piknik Şöleni’nde Erzurum sevdalılarını bir araya getirdi. Yaklaşık bin kişinin katıldığı organizasyon, birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunun en güzel örneklerinden biri olarak hafızalarda yer etti.</p>

<p> </p>

<p>İzmir’in farklı ilçelerinden gelen Erzurumlular, aileleriyle birlikte gün boyunca hem hasret giderdi hem de ortak kültürlerini yaşatma fırsatı buldu. Şölen alanında kurulan dostluk sofraları ve samimi buluşmalar, hemşehrilik bağlarını daha da güçlendirdi.</p>

<p> </p>

<p>Programın sunuculuğunu üstlenen Eda Eren, açılışta vakfın 1987 yılından bugüne uzanan faaliyetlerini anlatarak Erzurum kültürünün yaşatılması adına yürütülen çalışmalara dikkat çekti. Gün boyunca yaptığı sunumlarda Erzurum’un köklü tarihi, kültürel mirası ve dayanışma ruhuna vurgu yaptı.</p>

<p> </p>

<p>Şölenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Vakıf Başkanı Dr. Kenan Kırkpınar ise Erzurum kültürünün yalnızca geçmişten kalan bir miras olmadığını, aynı zamanda gelecek nesillere aktarılması gereken önemli bir değer olduğunu söyledi. Kırkpınar, vakfın kuruluşundan bu yana aynı anlayışla çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek hemşehrilik bilincinin korunmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p> </p>

<p>Etkinliğe katılan AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar da konuşmasında Erzurum’un köklü tarihi ve kültürel değerlerine vurgu yaptı. Erzurumlu olmanın güçlü bir dayanışma kültürünü temsil ettiğini ifade eden Kırkpınar, kadim kültürün gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine değinerek tüm hemşehrileri sevgi ve muhabbetle selamladı.</p>

<p> </p>

<p>Program kapsamında sahne alan sanatçılar katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. İlk olarak sahneye çıkan Müslüm Eren, seslendirdiği Erzurum türküleriyle büyük beğeni toplarken, vatandaşlar kurulan dev halaylarda gönüllerince eğlendi. Ardından güçlü sesiyle sahne alan Şükran Çelik, seslendirdiği “Sarı Gelin” türküsüyle duygu dolu anlar yaşattı. Günün ilerleyen saatlerinde Hayri Küçük de sahne performansıyla şölen coşkusunu zirveye taşıdı. Caner Şimşek ve Orkestrası ise gün boyunca seslendirdiği eserlerle etkinliğe renk kattı.</p>

<p> </p>

<p>Etkinliğin en beğenilen bölümlerinden biri de Erzurum Bar Ekibi’nin gösterileri oldu. Erzurum’un köklü halk oyunlarını başarıyla sahneleyen ekip, izleyicilerden uzun süre alkış aldı. Bar gösterileri, kültürel mirasın yaşatılması adına şölenin en anlamlı anlarından biri olarak öne çıktı.</p>

<p> </p>

<p>Şölen yalnızca yetişkinlere değil çocuklara da unutulmaz bir gün yaşattı. Aktivist ve kuaför Harun Cici, çocuklara yönelik gerçekleştirdiği sosyal etkinliklerle büyük takdir topladı. Gün boyunca yüzlerce çocuğun saçlarını özenle hazırlayan, onları rengârenk çiçeklerle buluşturan Cici, çocukların mutluluğuna ortak oldu. Palyaço gösterileri ve çeşitli eğlencelerle desteklenen etkinlikler sayesinde çocuklar keyifli vakit geçirdi.</p>

<p> </p>

<p>Katılımcılar gün boyunca Erzurum mutfağının vazgeçilmez lezzetleriyle de buluştu. Cağ kebabı, su böreği ve Erzurum burması başta olmak üzere birçok yöresel tat misafirlere ikram edilirken, kurulan sofralar Erzurum’un misafirperverlik kültürünü bir kez daha yansıttı.</p>

<p> </p>

<p>Organizasyon boyunca gerçekleştirilen drone çekimleri ve profesyonel kamera kayıtları, İzmir’de yaşatılan Erzurum kültürünü ve hemşehrilik ruhunu ölümsüzleştirdi.</p>

<p> </p>

<p>Öte yandan organizasyonun başarıyla gerçekleştirilmesinde Vakıf Başkan Vekili Alper Kırkpınar’ın yoğun emeği dikkat çekti. Hazırlık sürecinden programın son anına kadar tüm organizasyonla yakından ilgilenen Kırkpınar, misafirlerin memnuniyeti ve etkinliğin kusursuz şekilde gerçekleşmesi için özveriyle çalıştı. Katılımcılar da başarılı organizasyon nedeniyle vakıf yönetimine teşekkür ederek bu tür kültürel buluşmaların artarak devam etmesini temenni etti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/izmirde-erzurum-ruzgari-bin-kisi-kultur-soleninde-bulustu_6a385297512df_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/izmirde-erzurum-ruzgari-bin-kisi-kultur-soleninde-bulustu/12415</link>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 00:02:43 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Samsun Kültür Yolu Festivali&#039;nin ilk günü dopdolu</title>
                                    <description>Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında üçüncü kez sanatseverlerle buluşan Samsun Kültür Yolu Festivali, ilk gününde söyleşilerden atölyelere, çocuk etkinliklerinden sahne sanatlarına uzanan zengin programıyla şehri kültür ve sanatla buluşturdu. Festivalin açılış gününe ise Sabahattin Ali’nin ölümsüz eseri “Kürk Mantolu Madonna”nın dünya prömiyeri damga vurdu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Edebiyat dünyasının başyapıtlarından <strong>“Kürk Mantolu Madonna”</strong>, Samsun Devlet Opera ve Balesi tarafından dünya prömiyerini gerçekleştirdi. Güçlü dramatik yapısı, sahne kurgusu ve görsel anlatımıyla Samsun Opera Sahnesi Aydın Gün Salonu’nda seyirciyle buluşan oyun, festivalin açılış gününe imzasını attı. </p>

<p><strong>SANATSEVERLER ATÖLYELERDEN SÖYLEŞİLERE UZANAN PROGRAMDA BULUŞTU</strong></p>

<p>Samsun Kültür Yolu Festivali, gelecek nesile taşımayı hedeflediği geleneksel mirası festival programıyla bir araya getirdi. </p>

<p>Söyleşiler kapsamında Çarşamba ilçesiyle özdeşleşen ve kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel ayakkabıcılık kültürüne odaklanan<strong> “Yaşayan Miras Söyleşisi: Çarşamba Ayakkabısı” </strong>katılımcılarla buluştu. Çarşamba ayakkabısının tarihsel gelişimi, üretim teknikleri ve ustalık geleneğinin anlatıldığı programda ziyaretçiler geleneksel kültür hakkında bilgi edinme fırsatı yakaladı. </p>

<p>Samsun Kültür Yolu Festivali kapsamında birbirinden çeşitli atölyeler de yerini aldı. İlkadım Belediyesi Türk İslam Sanatları Merkezi ve Samsun Müzesi’nde gerçekleştirilen <strong>Hat, Susuz Bezi ve Bitkisel Örücülük Bereket Süsü </strong>atölyelerinde, usta isimler eşliğinde geleneksel sanatların farklı teknikleri uygulamalı olarak tanıtıldı. </p>

<p><strong>ÇOCUK ETKİNLİKLERİ FESTİVAL EĞLENCESİNİ İKİYE KATLADI</strong></p>

<p>Samsun, Kültür Yolu Festivali kapsamında dokuz gün boyunca birbirinden renkli aktivitelerin, atölye çalışmalarının, sahne gösterilerinin, tiyatroların, oyun alanlarının ve daha birçok etkinliğin yer aldığı<strong> </strong>programda <strong>“Çocuk Köyü”</strong>ne de ev sahipliği yapıyor. Doğupark’ta konumlanan Çocuk Köyü, geleneksel yarışmalar, Karagöz Atölyesi ve VR Balon Turu gibi etkinlikleri çocukların eğlenceli dünyasına sundu. </p>

<p>Her yaştan profesyonel ve amatör fotoğraf tutkunlarını bir araya getiren <strong>“FotoMaraton Samsun”</strong> ve <strong>“FotoMaraton Çocuk”</strong> etkinlikleri Saathane Meydanı’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Katılımcılar gün boyunca Samsun’un tarihi mirasını, kültürel zenginliğini ve günlük yaşamını objektifleriyle kayıt altına alarak renkli kareler yakaladı. </p>

<p>Yaratıcı drama ve canlandırma yöntemleriyle çocukların empati kurma, farklı bakış açılarını anlama ve duygularını ifade etme becerilerini destekleyen <strong>“Kütüphanede Drama”</strong> etkinliği, Samsun Gazi İl Halk Kütüphanesi’nde gerçekleştirilirken; minikler geleneksel örücülük sanatının inceliklerini “<strong>Bitkisel Örücülük Bereket Süsü Atölyesi”</strong> ile Samsun Müzesi’nde keşfetti. </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/samsun-kultur-yolu-festivalinin-ilk-gunu-dopdolu_6a38132be5ccc_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/samsun-kultur-yolu-festivalinin-ilk-gunu-dopdolu/12407</link>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 19:31:54 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İş Kültür’ün Yeni Kitapları Raflarda</title>
                                    <description>Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Hasan Âli Yücel Klasikleri, Modern Klasikler, Türk Edebiyatı-Mektup, İnceleme-Araştırma ve Çocuk dizilerinden yeni kitaplar okuyucularla buluşuyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Atina’nın aristokrat gençlerinin gramer, müzik ve beden eğitiminden oluşan temel eğitimini alan Platon (MÖ 428/7-348/7), yirmili yaşlarında, kendisini en çok etkileyen düşünür Sokrates ile tanışmıştır. Siyasetle de ilgilenen Platon, Sokrates’in ölüme mahkûm edilişinin ardından bu uğraşından vazgeçip hocasının düşüncelerini geliştirmeye ve kendi felsefe sistemini kurmaya yönelmiş, MÖ 387 yılında Batı dünyasının en uzun ömürlü eğitim kurumlarından Akademia’yı kurmuştur.</p>

<p>Platon’un <em>Theaitetos</em> diyaloğu Batı felsefe tarihinin en temel sorularından biri olan “Bilgi nedir?” konusuna eğilen, içerdiği düşünsel derinlik ve anlatım inceliğiyle dikkat çeken bir eserdir. Kavram analizleri ayrıntılıdır, örneklemeler yoğunlukla matematiksel veya algısal örnekler üzerinden yürür. Diyalog boyunca bilgiyle algı arasındaki sınırlar, doğru sanının yapısı ve tanım kavramının işlevi titizlikle tartışılır.</p>

<p><strong>Modern Klasikler Dizisi</strong></p>

<p><strong>MİLENA’YA MEKTUPLAR</strong></p>

<p><strong>Franz Kafka</strong></p>

<p><strong>Çeviren: Nafer Ermiş</strong></p>

<p>Kafka ile Milena’nın karşılaşması başlangıçta alelade, giderek olağanüstü ve nihayetinde hüsranla neticelenen hüzünlü bir olaydır. Dünya savaşıyla yıkılmış bir Avrupa’nın yoğun kasveti ve çıkışsızlığı mektupların yazarlarını da etkiler. Üstelik başta faşizm olmak üzere totaliter rejimlerin ayak sesleri yükseliyor, dünya daha tahripkâr bir çöküşe doğru hızla yol alıyordur. Henüz 38 yaşına girmiş Kafka’nınsa ciğerleri artık iyice kötülemiştir, öksürük nöbetleri, uykusuzluk işkencesi aman vermiyordur. Milena uzakta da olsa güçlü bir ışık, mahcup bir ihtimal, aranan bir yuvadır Kafka için. Sonradan tıkanacak olsa da karşılıklı mektuplaşmak ikisini de ayakta tutar. Karizmatik edası, kendine has yaşam tutkusuyla Milena sadece “büyüleyici bir kadın” değil, aynı zamanda kendi çağının tanığı olan, politik arzularından taviz vermeyen entelektüel bir simadır da. Kafka, onun için “daha önce hiç karşılaşmadığım türden canlı bir ateş,” diyecektir. Moda yazıları, çevirileri, politik merak ve ilgileriyle dönemin nadide bir şahsiyeti olan Milena’ya yazılan mektuplara imkânsız bir aşkın sızısı, umut ve hayal kırıklıkları damgasını vurur.</p>

<p><strong>Türk Edebiyatı – Mektup Dizisi</strong></p>

<p><strong>İKİ GÖZÜM AYŞE – SABAHATTİN ALİ’NİN ÖZEL MEKTUPLARI</strong></p>

<p><strong>Yayına Hazırlayanlar: Ayşe Sıtkı İlhan, Doğan Akın</strong></p>

<p>Sabahattin Ali, 6 Kasım 1931 ile 15 Nisan 1935 tarihleri arasında Ayşe Sıtkı İlhan’a tamamı eski harflerle yazılmış tam altmış yedi mektup, on bir şiir ve iki çeviri gönderir. Türk edebiyatının efsane mertebesindeki yazarı Sabahattin Ali’nin hiç bilinmeyen altmış yedi mektubu ve bir bölümü bestelenerek milyonlara ulaşmış şiirlerinin cezaevlerinden yazılmış bu orijinal el yazmaları Ayşe Sıtkı İlhan tarafından gazeteci Doğan Akın’a teslim edilir. Ayşe Sıtkı İlhan mektupları eski yazıdan çevirir, Doğan Akın yayına hazırlar.</p>

<p>Dönemin çarpıcı atmosferini yansıtmanın yanı sıra <em>Kürk Mantolu Madonna</em>’dan <em>Kuyucaklı Yusuf</em>’a, ‘Aldırma Gönül’den ‘Melankoli ve Dağlar’a, öykü ve romandan şiire uzanan Sabahattin Ali edebiyatının kaynaklarının birinci elden habercisi olan bu kıymetli mektupların gözden geçirilmiş yeni baskısı, isimlerin üzerindeki giz kaldırılıp tam metin olarak okuyucuya sunuluyor.</p>

<p><strong>İnceleme-Araştırma Dizisi</strong></p>

<p><strong>ÇOCUKLARLA FELSEFE VE MEDİTASYON</strong></p>

<p><strong>Frédéric Lenoir</strong></p>

<p><strong>Çeviren: Güner Or</strong></p>

<p>Montaigne, çocuklara “iyi doldurulmuş” değil, “iyi biçimlendirilmiş” bir kafa kazandırmak gerektiğini söyler. Frédéric Lenoir bu fikri soyut bir eğitim idealinden somut bir deneyime dönüştürüyor. 6-10 yaş arası çocuklarla yapılan ve Paris’ten Abidjan’a, Cenevre’den Montréal’e uzanan felsefe atölyelerindeki deneyimlerini anlattığı bu eserinde, mutluluk, ölüm, dostluk, adalet, sevgi ve hayatın anlamı gibi büyük soruları ele alıyor. Atölyelerde çocuklar hazır cevaplar edinmiyor; dinlemeyi, söz almayı, başkalarının düşünceleriyle gerçekten karşılaşmayı ve kendi düşüncelerini kurmayı öğreniyor. Meditasyon ise bu çerçevede bir rahatlama tekniğinin ötesinde; zihnin dağınıklığını çerçevelemenin, ortak yaşama ve söze dönüşen iç deneyime dikkatle yönelmenin bir pratiği olarak beliriyor.</p>

<p><em>Spinoza Mucizesi</em>, <em>Öngörülemeyen Bir Dünyada Yaşamak</em>, <em>Hayvanlara ve Hayvanları Sevenlere Açık Mektup</em> gibi eserleri İş Kültür etiketiyle okuyucularla buluşan yazarın <em>Çocuklarla Felsefe ve Meditasyon </em>isimli kitabı, çocukların düşünceyle kurduğu ilişkinin ne kadar erken ve ne kadar ciddi olabileceğini gösteriyor. </p>

<p>*</p>

<p><strong>CUMHURİYET’E İZ BIRAKAN ALMAN MİMAR – BRUNO TAUT</strong></p>

<p><strong>Kemal Arı</strong></p>

<p>“Nerede bir yapı inşa ediyorsak, orası artık bizim yurdumuzdur!” Bu söz, ünlü Alman mimar Bruno Taut’a ait. Taut’un yaşamının son dönemi Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü’nün yöneticisi olarak Türkiye’de geçmiş, aralarında Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi binasının da bulunduğu önemli mimari yapılar ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün cenazesi için hazırlanan katafalkın tasarımını yapmıştır.</p>

<p>Prof. Dr. Kemal Arı, bu çalışmasında Taut’un Königsberg’de başlayan yaşamöyküsünü anlatırken, Nazi Almanyası’nın baskıları nedeniyle ülkesinden ayrılışını, Almanya, Hollanda, Sovyet Rusya ve Japonya’da yaşadığı şehirlerin düşünce yapısına kattıklarını, mimarlık mesleğindeki gelişimini, ailesiyle ilişkilerini ve Türkiye günleri ile genç Cumhuriyet’e kazandırdığı eserleri ele alıyor.</p>

<p><strong>Çocuk – Okul Çağı / Etkinlik</strong></p>

<p><strong>DİNOZOR DEDEKTİFİ OLABİLİRİM</strong></p>

<p><strong>EKOLOJİ UZMANI OLABİLİRİM</strong></p>

<p><strong>Yazanlar: Anna Claybourne, Thomas Canavan</strong></p>

<p><strong>Resimleyen: Katie Kear</strong></p>

<p><strong>Çeviren: Ali Berktay </strong></p>

<p>‘Olabilirim’ serisinin eğlenceli etkinliklerle dolu yeni kitapları, çocukların yeteneklerini ortaya çıkarıyor. Dinozor dedektifi olmak isteyenler, dinozorlar hakkında birbirinden ilginç bilgiler edinirken bir yandan da paleontoloji dünyasını daha yakından tanıyor. Ekoloji uzmanı olmayı düşünen miniklerse deneyler aracılığıyla çevreyi nasıl koruyabileceğini öğrenerek birer ekoloji kahramanına dönüşüyor!</p>

<p><strong>Detaylı bilgi için: </strong><a href="https://www.iskultur.com.tr/yeni-cikanlar" target="_blank">https://www.iskultur.<wbr />com.tr/yeni-cikanlar</a><strong> </strong></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/is-kulturun-yeni-kitaplari-raflarda_6a345e866fbcd.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/is-kulturun-yeni-kitaplari-raflarda/12395</link>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 00:05:33 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Şenkaya’da Festival Heyecanı Başlıyor: Kültür, Sanat ve Bal Bir Arada Yaşatılacak</title>
                                    <description>Erzurum’un doğal güzellikleri, zengin kültürel mirası ve dünyaca ünlü balıyla öne çıkan Şenkaya ilçesi, bu yıl 19’uncusu düzenlenecek Kültür, Sanat ve Bal Festivali’ne hazırlanıyor. Şenkaya Belediyesi tarafından organize edilen festival, 17-18-19 Temmuz 2026 tarihlerinde birbirinden renkli etkinliklere ev sahipliği yapacak.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum’un doğal güzellikleri, zengin kültürel mirası ve dünyaca ünlü balıyla öne çıkan Şenkaya ilçesi, bu yıl 19’uncusu düzenlenecek Kültür, Sanat ve Bal Festivali’ne hazırlanıyor. Şenkaya Belediyesi tarafından organize edilen festival, 17-18-19 Temmuz 2026 tarihlerinde birbirinden renkli etkinliklere ev sahipliği yapacak.</p>

<p> </p>

<p>Üç gün sürecek festival, manevi atmosferi, kültürel etkinlikleri ve sosyal organizasyonlarıyla hem ilçe halkını hem de gurbette yaşayan Şenkayalıları bir araya getirecek. Festival kapsamında düzenlenecek programlarla Şenkaya’nın tarihi, kültürü, doğası ve yöresel değerleri geniş kitlelere tanıtılacak.</p>

<p> </p>

<p>Festival, Allahuekber Şehitlerini Anma Programıyla Başlayacak</p>

<p> </p>

<p>Festivalin açılışı, 17 Temmuz Cuma günü düzenlenecek Kafkas Cephesi Allahuekber Şehitlerini Anma Programı ile yapılacak. Türk tarihinin en hüzünlü ancak en kahramanca destanlarından biri olarak hafızalarda yer eden Allahuekber Dağları’nda şehit düşen Mehmetçikler dualarla anılacak.</p>

<p> </p>

<p>Şehitlerin aziz hatırasını yaşatacak programın ardından festival resmi olarak başlayacak. Manevi yönü güçlü açılışın festivale ayrı bir anlam katması bekleniyor.</p>

<p> </p>

<p>Festival Coşkusu Şırankes Mesire Alanı’na Taşınacak</p>

<p> </p>

<p>18 ve 19 Temmuz tarihlerinde festival etkinlikleri Şırankes Mesire Alanı’nda devam edecek. Şenkaya’nın eşsiz doğasıyla bütünleşen festival alanında binlerce vatandaşın buluşması beklenirken, kurulacak stantlar ve etkinlik alanları ziyaretçilere dolu dolu üç gün yaşatacak.</p>

<p> </p>

<p>Katılımcılar hem eğlenceli etkinliklere katılacak hem de ilçenin kültürel ve yöresel zenginliklerini yakından tanıma fırsatı bulacak.</p>

<p> </p>

<p>Konserler, Halk Oyunları ve Yöresel Lezzetler Bir Arada</p>

<p> </p>

<p>Festival programında konserler, halk oyunları gösterileri, kültürel ve sanatsal etkinlikler, yöresel ürün stantları, çeşitli gösteriler ile çocuklara ve ailelere yönelik aktiviteler yer alacak.</p>

<p> </p>

<p>Üç gün boyunca sürecek organizasyonun her yaştan ziyaretçiye hitap etmesi hedeflenirken, festivalin birlik ve beraberlik duygusunu güçlendirmesi bekleniyor.</p>

<p> </p>

<p>Şenkaya Balı Tanıtılacak</p>

<p> </p>

<p>Festivalin en önemli bölümlerinden birini ise ilçenin marka değeri haline gelen Şenkaya balı oluşturacak. Türkiye’nin önemli bal üretim merkezlerinden biri olan ilçede üreticiler, festival boyunca doğal bal ve yöresel ürünlerini ziyaretçilerin beğenisine sunacak.</p>

<p> </p>

<p>Festival sayesinde hem üreticilerin desteklenmesi hem de Şenkaya balının tanıtımının daha geniş kitlelere ulaştırılması amaçlanıyor. Organizasyonun ilçe ekonomisine ve turizmine de önemli katkılar sağlaması bekleniyor.</p>

<p> </p>

<p>Başkan Görbil Özcan’dan Davet</p>

<p> </p>

<p>Şenkaya Belediye Başkanı Görbil Özcan, kültürün, sanatın, tarihin ve kardeşliğin buluşacağı 19. Şenkaya Kültür, Sanat ve Bal Festivali’ne tüm vatandaşları davet etti.</p>

<p> </p>

<p>Başkan Özcan, Allahuekber Dağları’nın manevi atmosferinde başlayacak, Şırankes Mesire Alanı’nın eşsiz doğasında devam edecek festivalde, üç gün boyunca birbirinden değerli etkinliklerin gerçekleştirileceğini belirterek, başta gurbette yaşayan Şenkayalılar olmak üzere tüm vatandaşları bu büyük buluşmaya ortak olmaya çağırdı.</p>

<p> </p>

<p>Doğası, kültürü, tarihi ve bereketli topraklarının ürünü olan dünyaca ünlü balıyla öne çıkan Şenkaya, 19. Kültür, Sanat ve Bal Festivali ile bu yaz da Erzurum’un en önemli kültür organizasyonlarından birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/senkayada-festival-heyecani-basliyor-kultur-sanat-ve-bal-bir-arada-yasatilacak_6a329abac784f_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/senkayada-festival-heyecani-basliyor-kultur-sanat-ve-bal-bir-arada-yasatilacak/12384</link>
                <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 15:51:50 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Dadaşlar Kemalpaşa’da Buluştu: 9. Geleneksel Piknik Şöleni Coşkuyla Gerçekleştirildi</title>
                                    <description>Kemalpaşa Erzurumlular Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Geleneksel Piknik Şöleni, binlerce vatandaşın katılımıyla birlik ve beraberlik mesajlarının verildiği görkemli bir organizasyona dönüştü. Yoğun ilginin gösterildiği etkinlikte Erzurum kültürü, dayanışma ruhu ve hemşehrilik bağları bir kez daha ön plana çıktı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İZMİR – Kemalpaşa Erzurumlular Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Geleneksel Piknik Şöleni, binlerce vatandaşın katılımıyla birlik ve beraberlik mesajlarının verildiği görkemli bir organizasyona dönüştü. Yoğun ilginin gösterildiği etkinlikte Erzurum kültürü, dayanışma ruhu ve hemşehrilik bağları bir kez daha ön plana çıktı.</p>

<p> </p>

<p>Piknik şölenine; Ege Bölgesi Dernekler Birliği Genel Başkanı Zakir Salmanoğlu, AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar, Tire Cumhuriyet Başsavcısı Burak Mola, Kemalpaşa Kaymakamı Musa Sarı, Karaburun Kaymakamı Hilal Kızılkaya, MHP İzmir İl Başkan Yardımcısı İbrahim Uğur, AK Parti Kemalpaşa İlçe Başkanı Dr. Metin Yaşar, MHP Kemalpaşa İlçe Başkanı Mustafa Gözütok, İYİ Parti Kemalpaşa İlçe Başkanı Bayram Dinçer, Kemalpaşa İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Mehmet Önder Ortoğlu, Kemalpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürü Öğün Derse, çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi, dernek başkanı, basın mensubu ve binlerce vatandaş katıldı.</p>

<p> </p>

<p>“Katılım, birlik ve beraberliğimizin en güzel göstergesi oldu”</p>

<p> </p>

<p>Etkinliğin ardından değerlendirmelerde bulunan Kemalpaşa Erzurumlular Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yavuz Ceylan, gösterilen yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek tüm katılımcılara teşekkür etti.</p>

<p> </p>

<p>Ceylan, “9. Geleneksel Piknik Şölenimizi büyük bir coşku ve yoğun katılımla gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bizleri yalnız bırakmayan protokol üyelerimize, sponsorlarımıza, dernek başkanlarımıza, sivil toplum kuruluşlarımıza, basın mensuplarımıza ve alanı doldurarak bu güzel tabloyu oluşturan binlerce hemşehrimize gönülden teşekkür ediyorum. Bu yoğun katılım, birlik ve beraberliğimizin en güçlü göstergesi olmuştur.” dedi.</p>

<p> </p>

<p>“Dadaşlık ruhu Kemalpaşa’da yaşamaya devam ediyor”</p>

<p> </p>

<p>Erzurum kültürünün yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması adına bu tür organizasyonların büyük önem taşıdığına dikkat çeken Başkan Ceylan, “Sizlerin desteğiyle bir kez daha gördük ki Erzurum’un dadaşlık ruhu, Kemalpaşa’da sevgi, kardeşlik ve dayanışma içerisinde yaşamaya devam ediyor. Derneğimiz olarak hem kültürümüzü yaşatmaya hem de hemşehrilerimiz arasındaki birlik ruhunu güçlendirmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p> </p>

<p>Renkli görüntülere sahne olan organizasyon, gün boyu süren etkinlikler, sohbetler ve dostluk buluşmalarıyla katılımcılara unutulmaz anlar yaşatırken, Erzurumluların İzmir’deki güçlü dayanışmasını bir kez daha gözler önüne serdi</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/dadaslar-kemalpasada-bulustu-9-geleneksel-piknik-soleni-coskuyla-gerceklestirild_6a30fd8c338ba_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat,Yerel</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/dadaslar-kemalpasada-bulustu-9-geleneksel-piknik-soleni-coskuyla-gerceklestirildi/12379</link>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:36:05 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kültür Hatları Festivali, 20-21 Haziran’da İş Vapur’da!</title>
                                    <description>İstanbul’un kültürel hafızası, çağdaş sanatın dinamizmi ve denizin ilham veren sesi, 20-21 Haziran tarihlerinde düzenlenecek Kültür Hatları Festivali ile bir araya geliyor. Sanat eleştirmeni ve yazar Ayşegül Sönmez küratörlüğünde Sanatatak tarafından hazırlanan festival programı, İş Vapur’un benzersiz atmosferinde iki gün boyunca katılımcılarla buluşuyor. Program, ses ve dans atölyelerinden konuşmalara, münazaralardan okuma tiyatrosuna uzanan zengin ve çok disiplinli bir içerik sunuyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong>İstanbul’un kültürel hafızası, çağdaş sanatın dinamizmi ve denizin ilham veren sesi, <strong>20-21 Haziran</strong> tarihlerinde düzenlenecek <strong>Kültür Hatları Festivali</strong> ile bir araya geliyor. Sanat eleştirmeni ve yazar Ayşegül Sönmez küratörlüğünde Sanatatak tarafından hazırlanan festival programı, <strong>İş Vapur</strong>’un benzersiz atmosferinde iki gün boyunca katılımcılarla buluşuyor. Program, ses ve dans atölyelerinden konuşmalara, münazaralardan okuma tiyatrosuna uzanan zengin ve çok disiplinli bir içerik sunuyor.</p>

<p>Festivalin ilk günü, müzisyen ve Vokal Akademi’nin genel koordinatörü <strong>Ezgi Barhan</strong>’ın vapurun salınımını performansa dönüştüren “Ses ve Dans Atölyesi” ile başlıyor. Kültür-sanat gazetecileri <strong>Efnan Atmaca ve Emrah Kolukısa</strong>, “Çağdaş Sanat Dünyayı Değiştirir mi?” başlıklı münazarada sanatın dönüştürücü gücünü tartışmaya açıyor. Ressam <strong>Burcu Perçin</strong> yürütücülüğündeki “Dinle & Yarat Atölyesi”nde katılımcılar plak melodileri ve vapur sesleri eşliğinde üretim yaparken, söz yazarı ve besteci <strong>Güney Marlen</strong> ile “Şarkı Sözü Yazma Atölyesi” kelimeler, ritim ve gündelik duygular arasında dolaşıyor. İlk gün, <strong>Ezgi Aydoğanoğlu</strong>’nun moderatörlüğündeki “İçinde ‘Deniz’ Geçen Şarkılarla Karaoke” ile neşeli bir kapanış yapıyor.</p>

<p>İkinci günün odağında ekoloji yer alıyor: Deniz biyoloğu ve belgesel yapımcısı <strong>Mert Deniz Gökalp</strong> ve gazeteci-yazar <strong>Mehveş Evin</strong>, deniz ekosistemini ve kentle kurduğumuz ilişkiyi tartışıyor. Etnomüzikolog <strong>Prof. Dr.</strong> <strong>Evrim Hikmet Öğüt</strong>, “Deniz Kızı Eftelya” üzerinden İstanbul’un kültürel hafızasına taze bir perspektiften bakıyor. İş Sanat’ın büyük ilgi gören çocuk kitabı <strong><em>Müzede Gör-II: “Özlem” ve Soyut & Somut Kardeşler</em></strong>, her yaştan izleyiciye hitap eden bir okuma tiyatrosu olarak güverteye taşınıyor. <strong>Ayşegül Sönmez</strong> moderatörlüğündeki sürprizlerle dolu “Sanatatak Quiz”in ardından festival, yine deniz şarkılarından oluşan karaoke ile sona eriyor.</p>

<p>İş Vapur’un ev sahipliği yapacağı Kültür Hatları Festivali’nin biletlerini <strong>Biletix</strong>’ten temin edebilirsiniz.<strong> </strong>Festival için tek günlük biletlerin yanı sıra, 1. ve 2. günleri kapsayan avantajlı kombine bilet seçeneği de sunuluyor.</p>

<p><strong><u>Kültür Hatları Festivali Programı</u></strong></p>

<p><strong><em>20 Haziran Cumartesi</em></strong></p>

<ul>
	<li><strong>12.00-13.00 </strong>Ses ve Dans Atölyesi (Ezgi Barhan)</li>
	<li><strong>13.30-14.30 </strong>Münazara: Çağdaş Sanat Dünyayı Değiştirir mi? (Efnan Atmaca, Emrah Kolukısa)</li>
	<li><strong>15.00-16.00 </strong>Dinle & Yarat Atölyesi (Burcu Perçin)</li>
	<li><strong>16.30-17.30 </strong>Şarkı Sözü Yazma Atölyesi (Güney Marlen)</li>
	<li><strong>18.00-19.00 </strong>İçinde “Deniz” Geçen Şarkılarla Karaoke (Moderatör: Ezgi Aydoğanoğlu)</li>
</ul>

<p><strong><em>21 Haziran Pazar</em></strong></p>

<ul>
	<li><strong>12.00-13.00 </strong>Deniz Ekosistemi Hakkında Konuşma (Mert Deniz Gökalp, Mehveş Evin)</li>
	<li><strong>13.30-14.30 </strong>“Deniz Kızı Eftelya” Eşliğinde Taze Bir Okuma (Evrim Hikmet Öğüt)</li>
	<li><strong>15.00-16.00 </strong>Okuma Tiyatrosu: <em>Müzede Gör-II: “Özlem” ve Soyut & Somut Kardeşler</em></li>
	<li><strong>16.30-17.30 </strong>Sanatatak Quiz (Moderatör: Ayşegül Sönmez)</li>
	<li><strong>18.00-19.00 </strong>İçinde “Deniz” Geçen Şarkılarla Karaoke (Moderatör: Ezgi Aydoğanoğlu)</li>
</ul>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/kultur-hatlari-festivali-20-21-haziranda-is-vapurda_6a2b0c1474415_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat,SEYAHAT</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/kultur-hatlari-festivali-20-21-haziranda-is-vapurda/12354</link>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 22:25:21 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İzmir Erzurum Kültür ve Dayanışma Vakfı&#039;ndan Geleneksel Piknik Şölenine Davet</title>
                                    <description>İzmir’de yaşayan Erzurumluların birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu güçlendirmek amacıyla faaliyetlerini sürdüren İzmir Erzurum Kültür ve Dayanışma Vakfı, geleneksel hale getirdiği Piknik Şöleni’ni bu yıl da geniş katılımla gerçekleştirmeye hazırlanıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Erzurum Kültür ve Dayanışma Vakfı Başkanı Dr. Kenan Kırkpınar’ın öncülüğünde, Vakıf Başkan Vekili Alper Kırkpınar’ın koordinasyonunda ve kurumsal katkılarıyla düzenlenecek olan Geleneksel Piknik Şöleni, 21 Haziran 2026 Pazar günü İzmir Çiçekliköy’de bulunan Moment Tabiat Parkı’nda gerçekleştirilecektir.</p>

<p>Kültürel değerlerin yaşatılması, hemşehrilik bağlarının güçlendirilmesi ve yeni nesillere Erzurum kültürünün aktarılması amacıyla düzenlenen etkinlikte; kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları, iş dünyasının değerli isimleri ve çok sayıda vatandaş bir araya gelecektir.<br />
 </p>

<p>Program kapsamında sunuculuğunu Eda Eren’in üstleneceği etkinlikte; Erzurum’un sevilen sanatçıları Şükran Çelik, Hayri Küçük, Müslüm Eren ile Caner Şimşek ve Orkestrası sahne alacaktır. Bunun yanı sıra Erzurum Bar Ekibi tarafından yöresel halk oyunları gösterileri gerçekleştirilecek, Erzurum kültürünün önemli unsurları katılımcılarla buluşturulacaktır.</p>

<p>Etkinlik boyunca çocuklara yönelik eğlenceli aktiviteler, ailelerin birlikte katılabileceği yarışmalar, Erzurum yöresine özgü geleneksel yarışmalar, sosyal dayanışma etkinlikleri ve yöresel yemek yarışmaları düzenlenecektir. Ayrıca Türkiye’nin tanınmış kuaförlerinden Harun Cici tarafından çocuklara yönelik özel etkinlikler ve sosyal sorumluluk çalışmaları gerçekleştirilecektir.</p>

<p>Organizasyonun kurumsal katkıları Vakıf Başkan Vekili Alper Kırkpınar’ın koordinasyonunda sağlanmakta olup, Piri Reis Kumanyacılık, Kırkpınar Turizm ve Kırkpınar Araç Bakım Merkezi’nin destekleriyle gerçekleştirilecek etkinlik, hemşehri dayanışmasının ve kurumsal sosyal sorumluluğun güçlü örneklerinden biri olacaktır.</p>

<p>İzmir Erzurum Kültür ve Dayanışma Vakfı Başkanı Dr. Kenan Kırkpınar, organizasyona ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“İzmir’de yaşayan Erzurumlu hemşehrilerimizin kültürel bağlarını güçlendirmek, birlik ve beraberlik duygusunu pekiştirmek ve gelecek nesillere köklerimizi aktarmak amacıyla düzenlediğimiz Geleneksel Piknik Şölenimizi bu yıl da büyük bir heyecanla gerçekleştiriyoruz. Erzurum kültürü sadece geçmişimizin bir mirası değil, aynı zamanda geleceğimize taşıdığımız önemli bir değerdir.</p>

<p>21 Haziran’da Moment Tabiat Parkı’nda gerçekleştireceğimiz bu anlamlı buluşmada hemşehrilerimizle, dostlarımızla ve kıymetli misafirlerimizle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyacağız. Organizasyonumuzun hazırlanmasında özveriyle çalışan Vakıf Başkan Vekilimiz Sayın Alper Kırkpınar’a, etkinliğimize kurumsal destek sağlayan Piri Reis Kumanyacılık, Kırkpınar Turizm ve Kırkpınar Araç Bakım Merkezi’ne teşekkür ediyorum. Kültürümüzü yaşatan, dayanışmamızı güçlendiren bu özel günde tüm vatandaşlarımızı aramızda görmekten onur duyacağız.”</p>

<p>İzmir Erzurum Kültür ve Dayanışma Vakfı olarak hedefimiz; kültürel mirasımızı yaşatmak, toplumsal birlikteliğimizi güçlendirmek ve hemşehrilerimiz arasında kalıcı dayanışma köprüleri kurmaktır. Bu anlayışla düzenlediğimiz Geleneksel Piknik Şöleni’nin her yaştan katılımcıya hitap eden kapsamlı bir kültür ve dayanışma buluşması olması amaçlanmaktadır.</p>

<p>Başta İzmir’de görev yapan yerel ve ulusal basın kuruluşlarımız olmak üzere, tüm basın mensuplarımızı, kamu kurumlarımızın temsilcilerini, sivil toplum kuruluşlarını, hemşehrilerimizi ve vatandaşlarımızı bu anlamlı organizasyona davet ediyoruz.</p>

<p>Tarih: 21 Haziran 2026 Pazar</p>

<p>Yer: Moment Tabiat Parkı – Çiçekliköy / İzmir</p>

<p>Organizasyon: İzmir Erzurum Kültür ve Dayanışma Vakfı</p>

<p>Kurumsal Katkılarıyla:<br />
• Piri Reis Kumanyacılık<br />
• Kırkpınar Turizm<br />
• Kırkpınar Araç Bakım Merkezi</p>

<p>“Kültürümüz Mirasımız, Birliğimiz Gücümüz”</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.sehrisoz.com/media/2026/06/izmir-erzurum-kultur-ve-dayanisma-vakfindan-geleneksel-piknik-solenine-davet_6a2ab81dd82af_h.jpg</image>
                                <category>Kültür-Sanat</category>
                <author>Şehri Söz</author>
                <link>https://www.sehrisoz.com/izmir-erzurum-kultur-ve-dayanisma-vakfindan-geleneksel-piknik-solenine-davet/12352</link>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:27:08 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
