DİRENÇLİ BİREY:
Oğuzhan Akova

Oğuzhan Akova

DİRENÇLİ BİREY:

18 Ocak 2020 - 18:08

Günümüzün yeni ihtiyaçları bireyi her zamankinden daha önemli ve bir o kadar da kırılgan kılmaktadır. Dirençli  birey dediğimiz vakit öncelikle hangi bağlamda ele almamız gerektiğine karar vermeliyiz.  Dirençli birey  korumacılığı ya da var olan bir düzeni korumayı mı yoksa  değişim ve gelişim süreci içinde eylemi ön planda tutacak bir ideal insanı mı olmalıdır.  Teknik anlamda bakıldığında dirençli birey bir olguya direnç gösteren kişidir. Burada belirleyici olan husus iyi yönde ki gelişmelere engel oluşturan unsurlara karşı top yekün bir düşünsel ve fiziksel tutum ve davranışı kastetmekteyiz.  Dirençli bireyde  var olan  davranış ve kişilik özellikleri  şöyle özetlenebilir.;
1. Üst düzey amaç ve bu amaca adanmışlık.
2. Yapılan eylem ve işlerin farkında olmak.
3. İlkeler çerçevesinde kararlılık fedakarlık irade ve azim.
4. Olumlu yönde benlik algısı.
5. İdealistlik.
6. Eylem düşünce ve davranışların sorumluluğunu üstlenebilme.
7. Sorgulayıcı olmak.
8. Sürü psikolojisinin dışında davranabilmek. 
9.  Gerekli kararlılığı sürdürülebilir kılacak beceri ve yeteneklerle donanmış olmak.
10. İyi niyetli olmak ve öz güven.
11. Sorumluluk sahibi olmak.
Böyle bir bireyin ilkelerini koruyabilmek adına gerektiğinde birçok bedeli ödemeye kararlı bir birey olabileceğini var sayabiliriz. Toplumların eğitim süreçlerinde bir çocuğun toplumsallaştırılması  esnasında göz önünde tutulması gereken  en önemli konulardan birisi yetişkinliğe doğru bireyin  ilkeler ve inandığı dava için medeni bir cesaret ile mücadele edebilme davranışı ile , toplumsallaşma adı altında onu  kolay yönetilebilir kılmak adına bunlardan feragat edip etmeyeceğinin dengesinin doğru kurulmasıdır. Özgürlük ve özgünlük, her bireyin kendini gerçekleştirebilmesinde bir ön koşul olarak bireyin yeteneklerini insanlığın ve tolumun faydasına sunabilmesinde gerekli iklimi ve ortamı sağlar. İçinde yaşanılan sosyal çevre doğruları ahlaki ve etik bir zeminde irdelenmesine imkan tanıyorsa dayanıklı ve sağlam bir toplumdan bahsedebiliriz. Kriz anları ve büyük olayların yaşandığı durumlarda dayanıklı toplumların gerçek gücü ortaya çıkar. Sürekli bir çatışma ortamında kararlı yapıların, sessiz çoğunluk denilen kararsızları etkisi altına alması kaçınılmazdır. Ancak kararlılık ile doğru hedef ve amaçların varlığı bir araya gelir de tüm olumsuz etkide bulunabilecek faktörlere rağmen mücadele edebilme sorumluluğu bir yaşam biçimine dönüşürse insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu anlarda rehberlik görevi doğru bir şekilde icra edilebilir. Bu durumda dirençli birey olabilmek önemli olmakla birlikte neye karşı dirençli olunacağı hususu daha çok önemli hale gelmektedir. Dirençli bireyi kararlıı kılacak ve davranış kişilik özelliklerini sürdürülebilir kılacak bazı hususlar şunlardır.
1. Olumlu düşünmek .
2. İçinde bulunulan koşullardan kendini soyutlayabilme. 
3. Yaşama anlam katabilme.
4. Gözlem yeteneği ve sürekli kendisini geliştirebilme.
5. Faydalı olabilme arzusu. 
6. İletişim   becerileri.
7. Mizah gücü.
8. İnsanları etkileyebilme.
9. Yalnızlıkla mücadele.
10. Kendini gerçekleştirmede üst düzey ideal ve hedefler.
Bu özellikte olanlar mutlaka bir katma değer katacak anlayışı hakim kılarlar. Üretmek ve paylaşmak kararlılık ve çalışmanın doğal bir çıktısıdır. Normal olarak sıradanlık istatistiksel olarak bir tolumda en çok orana karşılık gelir. Sıra dışılık ise girişimciliği risk üstlenmeyi gerektirir. Böyle bir kişilikte insan yetiştirebilme  meşakkatli  ve sabır gerektiren bir çabadır. Bu yüzden özel bir eğitim programıyla yoğun bir şekilde çalışmak gereklidir.  Faydalı olabilecek eğitim konuları;
1. Üst düzey zihinsel becerilerin kazanılması.
2. Empatinin güçlendirilmesi.
3. Kavramsal duyarlılık.
4. Sosyal becerilerin kazandırılmas.
5. Değerler eğitimi.
6. Temel felsefe eğitimi. 
7. Diğer konular.
Özet olarak modern insanın kafası karışık ve nereye gideceğini bilemeyen sağa sola savrulan bir durumdadır. İnsanları farkında olmadan birbirleri üzerinde ki olumlu ve olumsuz etkilerinin farkında olarak çevreyi düzenleme ve düzeltme çabalarının işe önce kendimizden başlamayı gerektirdiğini unutmayarak yaşama hakkını verebilmeliyiz. Bu da üretmek ve paylaşmak ile olur. 

Bu yazı 385 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum