Ramazan ayı, sadece oruç tutulan bir zaman dilimi değil; aynı zamanda gönüllerin yumuşadığı, sofraların paylaşıldığı, mesafelerin kısaldığı bir iklimdir. Bu manevi atmosferin en güzel yansımalarından biri de, gençlerle aynı sofrada buluşabilmektir.
Dr. Mahmut Uçar’ın geleneksel hale getirdiği “öğrencilerle sahur buluşmaları” bu yıl da Ramazan’ın ruhuna yakışır bir tabloya sahne oldu. Üniversiteli gençlerin evine konuk olunan sahurda, resmi sıfatların çok ötesinde, samimi bir kardeşlik ortamı vardı. Aynı mutfakta menemen hazırlanıyor, aynı sofrada kahkahalar yükseliyor, aynı çaydanlıkta demlenen çay paylaşılıyordu.
Bu buluşmanın en kıymetli tarafı belki de, gençlerin kendilerini “dinlenen” ve “önemsenen” bireyler olarak hissetmeleriydi. Sohbet ilerledikçe sadece gündelik meseleler değil; hayaller, beklentiler, şehirle ilgili düşünceler ve gençlerin geleceğe dair umutları da masaya yatırıldı. Bir sahur sofrası, bir anda küçük bir istişare meclisine dönüştü.
Ramazan’ın maneviyatı tam da burada anlam kazanıyor: Paylaşmakta, yan yana gelmekte, aynı ekmeği bölüşmekte… Belediyeciliğin sadece asfalt, kaldırım ya da bina yapmak olmadığını; gönül köprüleri kurmak olduğunu hatırlatan bu ziyaretler, gençlerin gözünde karşılık buluyor. Öğrencilerin “yalnız değiliz” hissini yaşaması, belki de bu tür buluşmaların en büyük kazanımı.
Gönül kapılarını açan üniversiteli gençler için bu sahur, sadece bir yemek değil; hatırlanacak bir anı, anlatılacak bir hikâye oldu. Bir tabak menemen, koyu bir muhabbet ve paylaşılan birkaç saat… Bazen şehirdeki en büyük değişim, tam da bu küçük ama anlamlı anlarda başlıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: