Bazı şehirler vardır; gürültüyle değil, suskunlukla anlatır kendini. Taşında, karında, ayazında, duvarlarında biriktirdiği hafıza; konuşmak için doğru zamanı bekler. Erzurum, işte tam da böyle bir şehir. Ve Orhan Bozkurt’un ilk kitabı “Suskun Kentin Çığlığı”, bu kadim kentin sustuğu yerden yükselen sesi olma iddiasıyla okurun karşısına çıktı. Eser sadece bir kitap değil; aynı zamanda bir şehir tanıklığı, bir gazetecilik hafızası ve bir vicdan kaydı niteliği taşıyor.
Suskun Kentin Çığlığı”, Erzurum’un yaşayan en eski yayıncısı ve kitapçılarından Vehip Atalay’ın öncülüğünü yaptığı Kitapsarayı Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Yalnızca bir yayınevi değil; yarım asra yaklaşan kültür ve kitap emekçiliğinin simgesi olan Kitapsarayı, bu eserle birlikte Erzurum’un yazılı hafızasına bir tuğla daha eklemiş oldu.
Bir Gazetecinin Şehirle Hesaplaşması
Orhan Bozkurt, Erzurum’da gazeteciliğe başlayan ve Anadolu’nun dört bir yanında haberin nabzını tutan bir isim. 35 yılı aşan meslek hayatı boyunca yalnızca olayları aktarmadı; şehirleri dinledi, insanları gözledi, suskunlukların altını çizdi.
“Suskun Kentin Çığlığı” tam da bu uzun yolculuğun bir toplamı.
Deneme ve köşe yazılarından oluşan kitap; Erzurum’un yakın geçmişine dair sosyolojik okumalar, tarihsel kırılma anları, kişisel anılar ve belgelerle örülmüş çok katmanlı bir anlatı sunuyor. Okur, sayfalar arasında gezinirken bir şehrin nasıl yorulduğunu, nasıl sustuğunu ve ne zaman çığlık attığını hissediyor.
Basının Hafızasına Saygı Duruşu
Kitap, yalnızca şehir anlatılarıyla sınırlı değil. Türk basınının usta kalemleri Bekir Coşkun ve Mehmet Ali Birand ile Erzurum basınının sembol isimleri Süleyman Necati Güneri ve Kemal Alyanak hakkında kaleme alınan metinler, gazetecilik mesleğine birer saygı duruşu niteliği taşıyor.
Bu bölümler, genç gazeteciler için bir rehber; mesleğin hafızasını önemseyen okurlar için ise duygusal bir arşiv değeri taşıyor.
Sadece Bir Kitap Değil, Kolektif Bir Eser
“Suskun Kentin Çığlığı”, bireysel bir kalemin ürünü olmanın ötesinde, kolektif bir emeğin sonucu.
Kitabın kapak tasarımı Atatürk Üniversitesi Öğretim Görevlisi Orhan Ardahanlı’ya ait.
Arka kapakta, usta foto muhabiri Cem Bakırcı’nın imzası bulunuyor.
Bazı metinler Vedat Refayeli’nin karikatürleriyle desteklenirken, kitapta yer alan şehir fotoğrafları Erzurum’un kent belleğini objektifine taşıyan Nihat Kılıçoğulları tarafından derlendi.
Bu yönüyle kitap, yalnızca okunmuyor; aynı zamanda görülüyor ve hissediliyor.
Şehrine Dönen Bir Çığlık
Kitabın takdimi kapsamında Erzurum’da bulunan dünyaca ünlü kuaför, aktivist ve gazeteci Harun Cici’nin Orhan Bozkurt’a verdiği destek de dikkat çekti. Harun Cici, kitabın hayırlı olmasını dileyerek Bozkurt’a duyduğu sevgiyi dile getirirken, Erzurum’da hemşehrileriyle buluşmanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını vurguladı.
“Fırsat buldukça İzmir’den memleketime gelmeye çalışıyorum. Hemşehrilerimle bir araya gelmenin hazzı bambaşka,” sözleri, kitabın ruhuyla örtüşen bir memleket duygusunu yansıtıyor.
“Suskun Kentin Çığlığı”, Erzurum’u sevenler için bir hatırlatma, bu şehri anlamak isteyenler için güçlü bir anahtar.
Bu kitap, sadece geçmişi anlatmıyor; bir şehrin neden sustuğunu ve neden hâlâ konuşması gerektiğini sorgulatıyor.
Ve belki de en önemlisi şunu söylüyor:
Bazı şehirler bağırmaz…
Ama bir gün, herkes adına çığlığı o atar...
Sercan Çetin
Yorumlar
Kalan Karakter: