Erzurum, sadece coğrafyasıyla değil, yetiştirdiği insanlarla da derinliği olan bir şehir. Bu topraklar, kolay yoldan değil; mücadeleyle, sabırla ve emekle yükselen isimleri sever. İşte bu isimlerden biri de Vahit Bingöl.
1955 yılında Erzurum’da dünyaya gelen Bingöl’ün hikâyesi, klasik bir başarı öyküsünden çok daha fazlasını barındırıyor. Onun hayatı; istikrarın, bağlılığın ve inandığı yoldan sapmadan yürümenin somut bir örneği. Çocukluk yıllarından itibaren içinde büyüdüğü milli ve manevi değerler, onun karakterini şekillendiren en önemli unsurlar oldu.
Ticaret hayatına 1981 yılında adım atan Bingöl, akaryakıt sektöründe başladığı yolculuğunu zamanla büyüterek inşaat sektörüne de taşıdı. Ancak onu farklı kılan yalnızca ticari başarısı değildi. Asıl farkı, kazandığını sadece kendisi için değil, bulunduğu şehir için de bir değere dönüştürme çabasında saklıydı.
Sivil toplum alanındaki uzun yıllara dayanan mücadelesi, Bingöl’ün “ben” değil “biz” anlayışıyla hareket ettiğinin en açık göstergesi oldu. Petrol Ürünleri İşverenler Sendikası’nda 22 yıl boyunca sürdürdüğü bölge başkanlığı görevi, sadece bir unvan değil; aynı zamanda sorumluluk, fedakârlık ve temsil gücünün bir yansımasıydı.
Siyaset sahnesine adım attığı 1985 yılından itibaren ise Bingöl, Erzurum’un kronikleşmiş sorunlarına çözüm arayan bir çizgide ilerledi. 1994 yılında belediye başkan adayı olarak ortaya koyduğu vizyon, aslında onun nasıl bir yönetim anlayışına sahip olduğunun da ipuçlarını veriyordu. Devam eden yıllarda il başkanlığı ve Merkez Karar Kurulu üyeliği gibi önemli görevler üstlenmesi, teşkilat içindeki güvenilirliğinin ve ağırlığının bir göstergesiydi.
2021 yılında DEVA Partisi Erzurum İl Başkanı olarak yeniden sahaya inen Bingöl, bu süreçte özellikle ekonomik kalkınma, istihdam ve göç gibi Erzurum’un en temel meselelerine odaklandı. Sahadan kopmayan, masa başı siyaset yerine halkın içinde olmayı tercih eden bir anlayış benimsedi. Esnafla, çiftçiyle, gençlerle birebir temas kurarak sorunları yerinde dinledi.
Bugün dönüp bakıldığında, “siyaset yaptığını sananlar” ile gerçekten siyaset yapanlar arasındaki fark daha net görülüyor. Çünkü siyaset, sadece konuşmak değil; zor zamanlarda sorumluluk almak, gerektiğinde bedel ödemek ve istikrarlı bir duruş sergilemektir. Vahit Bingöl, bu yönüyle Erzurum siyasetinde her zaman ayrı bir yerde durmuştur.
Onun en dikkat çeken yönlerinden biri de, düşüncelerini ifade ederken kırmadan, dökmeden konuşabilmesidir. Fikirlerini net bir şekilde ortaya koyarken, karşısındakini incitmemeyi başaran bir üsluba sahiptir. Bu da onu sadece bir siyasetçi değil, aynı zamanda bir “denge insanı” haline getirir.
Değişim, dönüşüm ve gelişimin kaçınılmaz olduğunu savunan Bingöl, insan iradesinin her türlü dış etkiden bağımsız olarak karar verebilmesi gerektiğine inanır. Bu yaklaşım, aslında evrensel hukuk metinlerinde de karşılığını bulur. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesinde yer alan “Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir” ifadesi, onun benimsediği özgürlükçü bakış açısıyla örtüşmektedir.
2024 yılında görevinden istifa etmiş olsa da, Vahit Bingöl için bu bir geri çekilme değil; aksine bir duruşun devamıdır. Çünkü bazı insanlar makamlarla değil, duruşlarıyla var olurlar.
Bugün Erzurum’da hâlâ bir karşılığı varsa bunun sebebi; dün söyledikleriyle bugün yaptıkları arasında bir çelişki olmamasıdır.
Ve belki de en önemlisi şu:
Bir şeyi ilk kez yapmak zordur…
Ama onu yıllarca aynı kararlılıkla sürdürebilmek, gerçek tecrübenin ta kendisidir..
Sercan Çetin
Yorumlar
Kalan Karakter: