Sercan Çetin- Bugün sosyal medyada gezinirken Atatürk Üniversitesi’nin resmi hesabından paylaşılan, “Masalsı güzelliğiyle…” başlıklı kar manzaralarıyla karşılaştım. Yeni yıla ramak kala yapılan bu paylaşım, sadece beyaz örtüye bürünmüş bir kampüsü değil; hafızamda yer etmiş duyguları, anıları ve anlamları da yeniden canlandırdı.
Bazı kelimeler vardır… Söylendiği anda açıklamaya ihtiyaç duymaz. Erzurum gibi. Hayatında bir kez olsun bu şehri yaşamış olanlar, o kelime telaffuz edildiğinde ne demek istendiğini hisseder. Atatürk Üniversitesi de benim için öyledir. İsmi geçtiği anda; duygular, yüzler, hikâyeler, başarılar ve zamanın içinden süzülüp gelen bir hafıza belirir.
Atatürk Üniversitesi denince aklıma kimler geliyor kimler… Milletvekilleri, bakanlar, öğretmenler, ekonomistler, tarihçiler, sosyologlar, felsefeciler, düşünürler… 1957 yılında kurulduğu günden bu yana Türkiye’nin dört bir yanından, hatta dünyanın farklı coğrafyalarından gelen yüzlerce öğrenciyi mezun etti. Belki de en kıymetlisi; Doğu ile Batı’yı, insanları ve hayatları birbirine bağlayan bir köprü vazifesi görmesiydi.
Kadim bir şehir olan Erzurum’un, İpek Yolu üzerinde bulunmasının getirdiği çok katmanlı kültürel miras, Atatürk Üniversitesi’nin ruhuna da sirayet etmiştir. Saltuklu’dan Selçuklu’ya uzanan binlerce yıllık tarih; kültür, ilim ve irfanla harmanlanarak bugünlere taşınmıştır. Erzurum’un tarih, kültür ve gastronomi üçlemesiyle dünyaya açılan yüzlerinden biri de hiç kuşkusuz bu üniversitedir.
Şehrin en önemli yapı taşlarından biri olan Atatürk Üniversitesi, bugün yalnızca geçmişiyle değil, akademik başarılarıyla da öne çıkmaktadır. Ulusal ve uluslararası sıralamalarda üst sıralarda yer alması, bunun somut göstergesidir. Ancak bu başarı, yalnızca Erzurum’un değil; yolu bu kadim şehre düşmüş herkesin kalbinde yer etmiş bir eğitim yuvasının başarısıdır.
Yeni eğitim-öğretim yılının; başta çok kıymet verdiğim Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu olmak üzere, tüm akademisyenlere, idari personele, çalışanlara ve öğrencilere hayırlı olmasını diliyorum. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin “Gel, ne olursan ol yine gel” düsturunu benimseyerek kapılarını her zaman öğrencilere açan bu üniversitenin masalsı manzaralarını, ben de siz değerli okurlarımızla paylaşmak istedim.
Yeni bir yıl… Yeni bir başlangıç demek. Ancak kastettiğim sıfırdan bir sayfa değil. Eskinin bilgi ve deneyimleri üzerine inşa edilen bir başlangıç bu. Umudum; her kesimden vatandaşımızın refah, huzur ve güven içinde yaşayacağı bir yıl olmasıdır. Asıl önemli olan ise tüm bunların dayanışma içinde, birlikte üreterek mümkün olacağı gerçeğini unutmamaktır.
Atatürk Üniversitesi’nin beyaza bürünmüş kampüsünde saklı olan bu ruhun; yeni yılda da ilme, gençliğe ve geleceğe ışık tutması dileğiyle…
Yorumlar
Kalan Karakter: