Erzurum’da yıllardır bitmeyen bir tartışma var. Uçak seferlerinin yetersizliği, bilet fiyatlarının sürekli yükselmesi ve özellikle tatil, bayram ile kış sezonlarında vatandaşın adeta çaresiz bırakılması… Her platformda dile getirilen bu sorun, çoğu zaman “yoğunluk var”, “talep fazla” ya da “mevsimsel hareketlilik” gibi gerekçelerle açıklanmaya çalışılıyor.
Ancak araştırmacı-yazar Ömer Yaşar Özgödek, kaleme aldığı kapsamlı köşe yazısında bu ezberleri bozuyor. Özgödek’e göre Erzurum’da yaşanan tablo, basit bir arz-talep meselesi değil; ekonomik literatürde karşılığı bulunan bir “kıtlık primi sömürüsü.”
THY’nin dönüşümüne dikkat çekti
Özgödek, yazısında Türk Hava Yolları’nın yıllar içinde kamu hizmeti anlayışından uzaklaşarak küresel ölçekte kâr odaklı bir yapıya dönüştüğünü belirtti. Bu değişimin Anadolu şehirlerine yönelik iç hat politikalarını da etkilediğini savunan Özgödek, Erzurum gibi alternatif ulaşım imkanları sınırlı şehirlerde vatandaşların yüksek fiyatlara mahkûm edildiğini dile getirdi.
“Bilinçli arz kısıtlaması uygulanıyor”
Erzurum’un coğrafi konumu nedeniyle havayolu şirketleri açısından “garantili yolcu” profiline sahip olduğunu belirten Özgödek, öğrenciler, kamu görevlileri, askerler, hastalar ve cenaze nedeniyle seyahat etmek zorunda kalan vatandaşların fiyat ne olursa olsun uçmak zorunda kaldığını ifade etti.
Bu durumun şirketler tarafından bilindiğini öne süren Özgödek, koltuk arzının bilinçli şekilde düşük tutulduğunu ve dinamik fiyatlandırma sistemiyle “kıtlık primi” oluşturulduğunu iddia etti.
Rekabet eksikliğine vurgu yaptı
Yazısında Erzurum hattındaki rekabet ortamını da değerlendiren Özgödek, havalimanındaki uygun kalkış ve iniş saatlerinin etkin kullanılmadığını, bunun da diğer havayolu şirketlerinin pazarda güçlü şekilde yer almasını zorlaştırdığını savundu.
SunExpress’in dış hatlara yöneldiğini, Pegasus’un kış operasyonları konusunda temkinli davrandığını, AJet’in ise fiyat avantajını koruduğunu belirten Özgödek, bunun Erzurum yolcusunu büyük ölçüde İstanbul ve Ankara aktarmalı uçuşlara mecbur bıraktığını ifade etti.
Fiziki şartlar maliyetleri artırıyor
Özgödek, sorunun yalnızca ticari nedenlerden kaynaklanmadığını, Erzurum Havalimanı’nın yapısal özelliklerinin de önemli bir etken olduğunu söyledi.
1947 yılında askeri amaçlarla planlanan havalimanının günümüz sivil havacılık ihtiyaçlarına göre tasarlanmadığını belirten Özgödek, özellikle yoğun sis, buzlanma, yüksek rakım ve düşük hava yoğunluğunun uçuş operasyonlarını zorlaştırdığını kaydetti.
Şirketlerin iptal edilen seferler, buz çözme işlemleri, teknik ekip bekleme süreleri ve operasyonel gecikmeler nedeniyle oluşan maliyetleri bilet fiyatlarına yansıttığını ifade eden Özgödek, yüksek rakım nedeniyle uçakların yük ve yolcu kapasitesinin de zaman zaman sınırlandığını vurguladı.
“Geçici çözümler yeterli değil”
Özgödek, Erzurum Havalimanı’nın bir ana üs (hub) olmamasının da işletme maliyetlerini artırdığını belirterek, teknik bakım altyapısı ve sürekli görev yapan ekiplerin bulunmamasının operasyonları zorlaştırdığını dile getirdi.
Yazısını değerlendirme çağrısıyla tamamlayan Özgödek, Erzurum’un yaşadığı sorunun yalnızca sefer sayısının artırılmasıyla çözülemeyeceğini belirterek, yapısal ve uzun vadeli bir havacılık stratejisinin hayata geçirilmesi gerektiğini savundu.
Araştırmacı-yazar Ömer Yaşar Özgödek, Erzurum’un yüksek uçak bileti fiyatları ve sınırlı sefer sayıları sorununu; geçmişten gelen altyapısal eksiklikler, coğrafi koşullar ve havayolu şirketlerinin ticari politikalarının birleşimiyle ortaya çıkan çok boyutlu bir kriz olarak değerlendirirken, kalıcı çözüm için kapsamlı ulaşım ve havacılık politikalarının yeniden ele alınması gerektiğinin altını çizdi
Yorumlar
Kalan Karakter: