CHP İletişim’in Türkiye’nin farklı bölgelerinde düzenlediği Yerel Medya Buluşmaları’nın dördüncüsü
Kastamonu’da “Batı Karadeniz Yerel Medya Buluşması” başlığında düzenlendi. Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut’un başkanlığında, Zonguldak, Karabük, Kastamonu, Sinop, Bartın, Düzce, Bolu, Çorum ve Amasya'dan yerel medya temsilcileri bir araya geldi.Toplantının açılışında konuşan Bulut, “Bugün dördüncü yerel buluşma toplantımızı yapıyoruz. Ege'de yaptık, Marmara’da yaptık, Batı Akdeniz'de yaptık ve bugün de Batı Karadeniz, bir Ramazan gününde yaptık, zor bir dönemde yaptık. Ama işlerimiz çok, zamanımız az. O yüzden bir bölge toplantısı halinde yapıyoruz bunu. Dokuz ilimiz davetli. Adı yerel medya ama gazetecilik bir bütün. Yerel medyadaki gazetecilerle ulusaldaki gazeteciler, ekrandaki gazeteciler, dijitaldeki gazeteciler; bunların hiçbiri ayrışmıyor. Hepsi öz itibarıyla gazeteci. Onların sorunlarını konuşacağız, aslında memleketi konuşacağız, memleketin sorunlarını konuşacağız. Çünkü gazetecilik lafta değil, gerçekte kamu hizmeti veriyor. O kamu hizmeti verirken gazeteciliğin sonuçlarını tartışmak, sadece gazetecilere has bir sorunu tartışmak anlamına gelmiyor. Bizzat ülkenin demokrasisini tartışmak anlamına geliyor, bireysel özgürlükleri tartışmak anlamına geliyor, düşünce özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü tartışmak anlamına geliyor. Eğer o damar tıkalıysa yani gazeteci gazetecilik mesleğini yapamıyorsa, gazete basılamıyorsa ya da yaptığı yayınlar daraltmaya giriyorsa ya da yukarıdan tek sesli bir talep geliyorsa orada gazetecilik yapılmıyor. O zamanda ülkede hakikati tartışmak neredeyse mümkün olmaz hale geliyor.
Peki bunu nasıl aşarız? Bugünkü toplantının esprisi o. Gazetecinin, basının en önemli sorunlarından bir tanesi ekonomik özgürlük. Ekonomik özgürlüğü nasıl sağlayabiliriz? Birilerine bağlı olmadan gazeteciliği nasıl yapabiliriz? Yerel medyada bu işi nasıl aşabiliriz? Yerel medya kentin hafızasıdır. Eğer siz basını engellerseniz bugünkü gibi anormallikler normalleşir. Her türlü kötülük normal hale gelir. Ve o iletişimi kestiğinizde aslında özgürlüğü kesmiş oluyorsunuz. Kentin hafızası kesilince özgürlük de kesilmiş oluyor. Bunların hepsini ayağa kaldırmanın bir formülünü bulmak ve buna yerel medyadan başlamak lazım. Yerel medyayı güçlü tutmazsanız ulusalı tutma ihtimaliniz yok. Kastamonu'da yaşananları Ankara'ya anlatabilmek ya da gündem edebilmek yine bu ilin gazetecileri sayesinde mümkün olacaktır.'' dedi
Gazeteci Ünsal Ünlü ise “Dijitalde Gazetecilik” başlığında konuştu. Ünlü, şunları söyledi: “Benim çalıştığım alanın merkezi ve taşrası yok. Ben aynı zamanda merkezdeyim, aynı zamanda yereldeyim, aynı zamanda bir kanalın CEO’suyum, ofis boyuyum, her şeyim. Son yedi senedir sadece YouTube üzerinden reklam geliri ve vatandaş desteğiyle işleyen bir kanalım var, onun dışında bir gelirim yok. Bizim bir meslek yasamız olamaz çünkü bizim bir meslek tanımımız yok. Gazetecilerin tanımı yok ve gazeteciliğin üzerinde uzlaşılabilecek bir tanımı da yok. Bizim bir meslek adımız, tanımımız olmadığı için bizim bir meslek yasamız olamaz. Bunun yerine dayanışmaya bizim destek vermemiz gerekiyor. Bir kanuna dayanmak demek bütün yetkiyi siyasete devretmek demek. Onun yerine biz bütün meslek örgütleri bir araya gelerek gerçek bir çatı altında birleşmeliyiz. Bizim burada yapmamız gereken mesleki dayanışmayı ele almak. Alican Uludağ’ın bugünkü durumu neden bu kadar çok rüzgâr oldu? Alican’ın farklılığı şu: İlk kez altı bir suç olarak doldurulamıyor, Adalet Bakanı da dolduramıyor, kimse bir şey bilmiyor, nereye uyduracaklarını ve bu Türkiye’de aslında kişisel güvenliğin kalmadığını da bir göstergesi. Bunun siyasetle bir alakası yok, bu hukukun yok edilmesi demek. Böyle demokrasi olmaz. Biz özellikle meslek itibarıyla demokrasi savunucusu olması gereken insanlarız. Bu nedenle bizim bir araya gelerek örgütlenmemiz gerekiyor ve ondan sonrası zaten kendi mesleğimizin çok daha iyi ilerlemesiyle sonuçlanacaktır.''
Yorumlar
Kalan Karakter: