Şehri Söz/ Sercan Çetin- Memleket dediğimiz şey, aslında insanın kendine verdiği cevaptır. Ne ekersek onu biçtiğimiz, neye omuz verirsek onun büyüdüğü bir ortak hafıza… Erzurum ise bu hafızanın en sahici, en dürüst şehirlerinden biri. Çünkü burada hiçbir şey karşılıksız kalmaz; iyilik de, samimiyet de, vefasızlık da kendine mutlaka bir yankı bulur.
Bugün, bir cuma namazı sonrasında katıldığım mevlit programı, bu gerçeği bir kez daha hatırlattı bana. Erzurumspor Kulübü Başkanı Ahmet Dal’ın merhume annesi için düzenlenen mevlit, yalnızca bir taziye buluşması değil; aynı zamanda şehrin sosyal dokusunu, insan ilişkilerindeki sıcaklığı ve görünmeyen bağları ortaya koyan bir tablo gibiydi.
Camii avlusunda ve sonrasında kurulan sohbet halkalarında dikkat çeken ilk şey, yüzlerdeki samimiyetti. Medya dünyasından isimler, iş insanları, spor camiasının tanınan simaları… Her biri farklı alanlarda iz bırakmış olsa da ortak bir paydada buluşuyordu: Bu şehre ait olmak.
İşte tam da bu noktada, bireysel başarıların ötesine geçen bir anlayış devreye giriyor. İş insanları Haktan Ömeroğlu, Ömer Atik ve İdris Akdemir ile yaptığımız kısa ama anlamlı sohbetler, Erzurum’un geleceğine dair umut veren bir tablo çiziyor. Özellikle İdris Akdemir’in yaklaşımı, şehirle kurulan bağın sadece ticari değil, vicdani bir sorumluluk olduğunu gösteriyor. Otelcilik ve inşaat sektöründeki yatırımlarının yanı sıra Erzurumspor’a verdiği destek, bu şehre “borçlu olma” duygusunun bir yansıması adeta.
Çünkü mesele sadece kazanmak değil; kazandığını memleketle paylaşabilmek. Sadece eleştirmek değil; elini taşın altına koyabilmek. Belki de asıl soru şu: Kaçımız güzel yapılan işlerin bir parçası olduk? Kaçımız eleştirdiğimiz konuların çözümü için adım attık?
Erzurum, binlerce yıllık geçmişiyle sadece bir şehir değil; bir karakter, bir duruş. Ve bu şehir, bizden samimiyet istiyor. Sevgi, hoşgörü, üretkenlik… En önemlisi de sorumluluk.
Çünkü attığımız her adım, sadece bugünü değil yarını da şekillendiriyor. Bizden sonra gelecek nesillerin yaşayacağı Erzurum’u, bugünden inşa ediyoruz. Bu yüzden sorumluluğumuz çok fazla.. Hem kendimize hem de geleceğe karşı.
Şehir bize ayna tutuyor.
Ve o aynada gördüğümüz şey, aslında kim olduğumuzdan çok; ne kadar katkı sunduğumuzla ilgili.
Öyleyse mesele basit ama derin:
Bu şehri seviyorsak, onu sadece konuşarak değil; çalışarak, üreterek ve sahip çıkarak sevmeliyiz.
Çünkü Şehir, karşılığını mutlaka verir.
Yorumlar
Kalan Karakter: