“Köklü üniversite, güçlü bilim, parlak gelecek” mottosu, bugün Atatürk Üniversitesinin yalnızca bir söylemi değil; somut verilerle desteklenen bir vizyonunun ifadesi hâline gelmiş durumda. Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun göreve gelmesiyle birlikte üniversitenin tüm birimlerinde hissedilen dinamizm, bu vizyonun sahaya yansıdığını açıkça gösteriyor.
Atatürk Üniversitesi, uluslararası bilimsel yayın performansında elde ettiği başarıyla 2025 yılına damga vurdu. Web of Science’ın 05.01.2026 tarihli verilerine göre üniversite; SCI, SCIE ve AHCI indekslerinde yer alan yayın sayısını 2024’te 1484’ten 2025’te 1854’e yükseltti. Bir yıl içinde sağlanan 370 yayınlık artış, Atatürk Üniversitesini Türkiye’de yayın sayısını en fazla artıran üniversite konumuna taşıdı. Bu rakamlar, bilimsel üretimin tesadüflere değil, planlı ve kararlı bir yönetime dayandığını ortaya koyuyor.
Bu yükseliş yalnızca yayın sayılarıyla sınırlı kalmadı. YÖK tarafından açıklanan 2025 Araştırma Üniversiteleri Değerlendirme Raporu, Atatürk Üniversitesinin A2 kategorisinde bir basamak yükselerek Türkiye genelinde 16’ncı, devlet üniversiteleri arasında ise 13’üncü sıraya yerleştiğini ortaya koydu. Ar-Ge fonları, patent sayıları ve uluslararası başarı göstergelerinde elde edilen artışlar, üniversitenin araştırma kimliğini güçlendirdiğini net biçimde gösteriyor.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar başkanlığında Yıldız Teknik Üniversitesinde gerçekleştirilen değerlendirme toplantısında açıklanan rapor, Atatürk Üniversitesinin performansındaki yükselişi; araştırma altyapısına yapılan yatırımların, proje odaklı çalışmaların, nitelikli akademik üretimin ve uluslararasılaşma adımlarının doğal bir sonucu olarak değerlendiriyor.
Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun da ifade ettiği gibi bu başarı bir tesadüf değil. Bilimsel üretimi stratejik bir sorumluluk olarak gören bir anlayışın ürünü. Ancak burada durup daha derin bir noktaya temas etmek gerekiyor: bilimin ve eğitimin insana karşı sorumluluğu.
Atatürk Üniversitesinde görev yapmak, bu şehirde akademisyen olmak yalnızca bir unvan değil; aynı zamanda topluma, şehre ve insanlığa karşı bir sorumluluktur. Sorumluluk, benimsemeyi ve üstlenmeyi gerektirir. Eğitim, rastlantılara bırakılamayacak kadar hayati bir alandır. Gelişi güzel yönelimlerle eğitime yaklaşıldığında ortaya çıkacak sonuçlar da kaçınılmaz olarak rastgele olacaktır.
İnsanın olduğu her yerde felsefe vardır. Felsefe, en genel anlamıyla insanı düşünmektir. Kültürün vazgeçilmez bir parçası olan felsefe, üniversitelerin de ruhunu oluşturur. Çünkü üniversite yalnızca bilgi üreten değil, anlam üreten bir kurumdur. Mutlu insan, elde etmiş insandır; ama daha önemlisi, elde ettiğinin değerini sorgulayabilen insandır.
Atatürk Üniversitesi bugün başarıya giden yolda emin adımlarla ilerliyor. Elbette eksiklikler vardır; hiçbir büyük yapı kusursuz değildir. Ancak bütüncül bakıldığında ortaya konan çabanın, vizyonun ve emeğin hakkını teslim etmek gerekir. Şahsen, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun yürüttüğü çalışmaları kıymetli buluyor, üniversitenin bilimsel ve kurumsal kimliğine önemli katkılar sunduğunu düşünüyorum. En kısa zamanda kendisini ziyaret ederek bu süreci bir röportajla daha yakından ele almayı da arzu ediyorum.
Sonuç olarak; Atatürk Üniversitesi, yalnızca yayın sayılarıyla değil, insanlığa ve topluma değer katma hedefiyle yol alan bir üniversite olma iddiasını güçlendiriyor. Bilimi merkeze alan, felsefeyi dışlamayan ve eğitimi asla rastlantıya bırakmayan bu anlayış, üniversitenin parlak geleceğinin en güçlü teminatıdır.
Sercan Çetin
Yorumlar
Kalan Karakter: